UX Portföyü Neyi Kanıtlar, Neyi Kanıtlayamaz
UX portföyü çoğu zaman vitrin gibi kurgulanır: en temiz ekranlar, en düzenli ızgara. Oysa karşı taraftaki insan ekranlara değil, o ekranların nasıl seçildiğine bakıyor. Peki portföy tam olarak neyi kanıtlamalı, hangi bölümü kanıtlamaya çalışırken boşa emek gidiyor?
İşveren portföyde ne arıyor
Bir vaka çalışmasına ayrılan süre kısa, çoğu zaman birkaç dakika. Bu yüzden ilk ekranda görülmesi gereken şey son tasarım değil, çözülen problem. "Randevu iptal oranı yüksekti, formu üç adımdan bire indirdik, iptaller düştü" cümlesi on iki sayfalık süreç anlatısından daha fazlasını söyler.
Sonrası zaten okunur: hangi kısıtla karşılaştın, neyi denedin, ne çalışmadı. Çalışmayan denemeyi yazmak riskli görünür, tersi doğru; işe alan kişi senin yanlış yoldan nasıl döndüğünü merak eder, çünkü işte de aynısı olacak.
Deneyimi olmayan ne koyacak
Portföy tavsiyelerinin çoğu kendi içinde çelişir. Bir paragrafta "portföyün yoksa elenirsin" der, birkaç satır sonra "deneyimin yoksa hayali proje ekle" diye devam eder. İkisi aynı anda doğru olamaz. Değerlendiren kişi gerçek kısıtla nasıl boğuştuğunu arıyorsa, kısıtı olmayan bir proje ona hiçbir şey söylemez: hayali projede müşteri fikir değiştirmez, veri tabanındaki alan boş gelmez, takvim daralmaz.
Bunun yerine gerçek ve dağınık bir şey seç. Mahalledeki spor salonunun üyelik formu, okulun duyuru sayfası, sürekli kullandığın bir kamu hizmetinin randevu ekranı. Üç kişi bul, ekranı onlara aç, nerede duraksadıklarını yaz. Kimse sana bu işi vermemiş olabilir, ama kısıt gerçek, kullanıcı gerçek, bulgu gerçek. Kurgu projeyle arasındaki fark tam olarak burada.
Portföy sitesinin kendisi ilk örnektir
Bir tasarımcının işine bakmadan önce, o işi sunduğu sayfayı kullanıyorsun. Menü nerede, vaka çalışmasına kaç tıklamayla gidiliyor, telefonda görseller okunuyor mu. Bunlar değerlendirmenin dışında değil, ilk verisi.
Teknik tarafı ise abartılıyor. Statik bir sayfa, birkaç görsel ve okunabilir bir tipografi yeter; portföy sitesi için haftalarca araç karşılaştıranların çoğu aslında ilk vaka çalışmasını yazmayı erteliyor (bu erteleme biçimini yıllardır hep aynı kalıpta görüyorum).
Güncelleme takvimle değil projeyle olur
"Yılda bir güncelle" tavsiyesi nereden geliyor? Büyük ihtimalle kimsenin daha sık güncellemeyeceği varsayımından. Ama altı ay sonra oturup geçmiş projeyi yazmaya çalıştığında elinde ne kalıyor: ekran görüntüleri ve bulanık bir hatıra. Sayılar gitmiş, ilk itirazın kimden geldiği unutulmuş, hangi versiyonun neden elendiği kaybolmuş.
Ucuz yol, proje biterken üç satır not almak. Ne istendi, yolda ne değişti, sonunda ne ölçüldü. Portföyü yılda bir açtığında yazma işi değil, derleme işi kalır. Freelance tarafı da aynı nota dayanıyor: müşteri "böyle bir şey yaptın mı" diye sorduğunda cevap hazır olur, hazırlanacak olan değil.