Hick’s Kanunu Web Tasarımında Ne Söyler, Ne Söylemez
Hick’s Kanunu tasarım yazılarında tek bir cümleye indirgenir: seçenek arttıkça karar gecikir. Kanunun asıl söylediği bundan dar, ve bu darlık pratikte fark yaratıyor. Formülün kendisine bakınca, uzun menüyü kategorilere bölme tavsiyesinin kanun tarafından desteklenmediği, işe yarıyorsa bile başka bir nedenle yaradığı ortaya çıkıyor.
Kanun tam olarak ne diyor
William Edmund Hick ve Ray Hyman’ın 1952’de ortaya koyduğu ilişki, bir kişinin n eşit olasılıklı seçenek arasından birini seçme süresini şöyle tanımlar: T = a + b · log2(n+1). Buradaki a, seçeneklerle ilgisi olmayan sabit gecikmedir (elin fareye gitmesi, ekranın yüklenmesi); b ise kişiye ve göreve bağlı bir katsayı.
Formüldeki logaritma tasarım metinlerinde neredeyse hep kaybolur. Kaybı sorun yapan şey şu: logaritmik büyüme, doğrusal büyümeden çok daha yavaştır. Dört seçeneği sekize çıkarmak karar süresine ne kadar eklerse, sekizi on altıya çıkarmak da aynı kadar ekler; ikinci adımda seçenek sayısı iki kat fazla artmış olsa bile. “Seçenek sayısı arttıkça karar süresi aynı oranda uzar” cümlesi bu yüzden kanunun söylediği şey değil.
Kanunun geçerli olduğu koşullar da dar. Seçeneklerin eşit olasılıklı olması, kişinin hepsini önceden tanıması ve listeyi baştan sona taraması gerekir. Bir e-ticaret menüsünde bu üç varsayımın hiçbiri tam olarak tutmaz. Ayakkabı arayan kullanıcı kalan otuz sekiz başlığı okumaz, gözü etiketlerin arasında zıplar ve çoğunu hiç işlemeden atar.
Kategorilere bölmek hesabı düzeltmiyor
Standart tavsiye tanıdık: listeyi kategorilere ayır, kullanıcının önündeki seçenek sayısını düşür. Formülü çalıştırdığınızda ters bir sonuç çıkıyor.
Kırk kalemlik düz bir menüde tek karar verilir: log2(41) ≈ 5,36. Aynı kırk kalemi beş başlık altında sekizerli gruplara koyduğunuzda iki karar verilir: log2(6) + log2(9) ≈ 2,58 + 3,17 = 5,75. Yani hiyerarşi, kanunun kendi terimleriyle ölçüldüğünde süreyi kısaltmıyor, biraz uzatıyor.
Buna rağmen kategorili menü pratikte kazanır. Kazandığı yer karar değil, tarama. Kullanıcı beş başlığı okuyup dördünü tamamen eleyince kalan otuz iki kalemi hiç görmemiş olur. Hick’s Kanunu bu elemeyi modellemez, çünkü kullanıcının bütün seçenekleri değerlendirdiğini varsayar.
Buradan pratik bir kural çıkıyor: kategorilere bölmek, ancak etiketler gerçekten ayırt ediciyse işe yarar. “Ürünler”, “Çözümler”, “Hizmetler” gibi birbirinin yerine geçebilen başlıklar eleme yaptırmaz; kullanıcı üçünü de açmak zorunda kalır, iki kararın maliyetini öder, karşılığında hiçbir şey almaz. Bir kurumsal sitede kırk kalemlik tek düzey menüyü altı başlığa toplamıştık; tıklama derinliği arttığı halde site içi arama kullanımı gözle görülür biçimde düştü.
Formu adımlara bölerken
Aynı yanılgı formlarda tekrar eder. Yirmi alanlık tek sayfa formu beş adıma bölmek ekran başına düşen yükü azaltır, toplam yükü azaltmaz, üstüne her adım geçişi yeni bir terk noktası açar.
Bölmek iki durumda kazandırır. Alanların bir kısmı koşulluysa, yani fatura tipi kurumsal seçilmediğinde vergi alanları hiç görünmüyorsa. Bir de adımlar kullanıcının kafasındaki aşamalarla örtüşüyorsa: adres, kargo, ödeme. Bunların dışında tek sayfa genelde daha hızlı biter, çünkü kullanıcı ne kadar iş kaldığını baştan görür.
Neyi ölçmek anlamlı
Sadeleştirmenin işe yarayıp yaramadığını sitede kalma süresiyle takip etmek yanıltıcı. Sürenin uzaması hem ilgiyi hem de kaybolmayı gösterebilir, ikisini birbirinden ayırmaz. Ölçmesi anlamlı olan şeyler daha dar:
- Menü açıldıktan ilk tıklamaya kadar geçen süre. Kararın kendisine en yakın duran metrik bu.
- İlk tıklamanın isabeti: kullanıcı seçtiği başlıktan geri dönüyor mu.
- Site içi arama kullanım oranı. Navigasyonu bırakıp arama kutusuna giden her kullanıcı, menünün kendisi için çalışmadığını söylüyor demektir.
Sadeleştirme nerede durmalı
Az seçenek her zaman iyi değil. Seçenek gizlemek karar süresini kısaltır ama kullanıcıyı yanlış karara da götürebilir. Fiyatlandırma sayfasında üç paket yerine tek paket göstermek kararı hızlandırır, doğru paketin bulunma ihtimalini düşürür.
Kaba bir ayrım iş görüyor. Seçenekler birbirinin alternatifiyse, paketler ya da kargo yöntemleri gibi, sayıyı düşürün ve kalanların farkını netleştirin. Seçenekler birbirinden bağımsız hedeflerse, kurumsal bir sitenin bölümleri gibi, sayıyı düşürmek yerine etiketleri ve sıralamayı düzeltin. Uzayan ve konu bakımından dağılan listelerde ise en iyi kurgulanmış hiyerarşi bile aramayı geçemez; o noktada arama kutusunu menünün yanına sıkıştırmayı bırakıp sayfanın ortasına koymak gerekir.