Kullanıcı Medyum Değildir: Sezgisel Arayüz Yanılgısı
"Sezgisel arayüz" dediğimizde aslında başka bir şeyi kastediyoruz: kullanıcı, daha önce başka bir yerde öğrendiği bir kalıbı burada da tanıyor. Sezgi değil, tanıdıklık. Bu ayrımı atlayan her tasarım, kullanıcıdan bilmesine imkân olmayan bir şeyi bilmesini bekler ve sonra kullanıcıyı suçlar.
Tanıdıklık nereden gelir
Bir kullanıcı çarpı işaretine bastığında pencerenin kapanacağını nereden biliyor? Doğuştan değil. Yıllar içinde onlarca programda aynı işaretin aynı işi yaptığını gördüğü için. Aynı şey büyütecin arama, dişlinin ayarlar, sol üstteki okun geri anlamına gelmesi için de geçerli. Bunlar sezgi değil, sektörün ortaklaştığı sözleşmeler.
Buradan iki sonuç çıkar. Birincisi, yaygın kalıbı kullanırsan kullanıcı zaten biliyordur, açıklamana gerek kalmaz. İkincisi, kalıbı bozarsan öğretme yükü tamamen sana geçer. Kalıbı bozmak yasak değil, ama bedeli var ve bedeli ödemeye hazır olman gerekir.
Etiketsiz ikonun bedeli
Etiketsiz ikon setini, iki kelimelik metin butonundan belirgin biçimde daha riskli bulurum. İkon tanıdıksa hızlıdır, tanıdık değilse kullanıcı deneme yanılmaya düşer ve yanlış butona bastığını ancak sonuç ekranında anlar. Metin etiketi bu belirsizliği baştan kapatır; kullanıcı tıklamadan önce ne olacağını okur.
Pratik orta yol şu: ikonu bırak, altına ya da yanına etiketi ekle. Yer sıkıntısı varsa etiketi kaldıracağın ilk yer, kullanıcının günde onlarca kez bastığı buton olsun; nadir kullanılan işlemler etiketsiz kaldığında en çok orada kayboluyorlar.
Menü derinliği neden bu kadar can yakar
Derin menü ağacının sorunu tıklama sayısı değil, hata olasılığının çarpılması. Üç seviyeli bir menüde kullanıcı üç ayrı doğru karar vermek zorunda. Her seviyede doğru dalı seçme ihtimali yüzde 90 gibi iyimser bir değer olsa bile, üçünü art arda tutturma ihtimali 0,9 x 0,9 x 0,9 yani yaklaşık yüzde 73'e düşer. Dört kullanıcıdan biri daha ilk denemede yanlış yere gider.
Seviye eklemek bu yüzden ucuz görünüp pahalıya patlar. Aynı sayıda sayfayı iki seviyede, her seviyede biraz daha fazla seçenekle sunmak çoğu durumda daha iyi çalışır. Kararı zorlaştıran şey uzun liste değil, hangi dalın altında olduğunu tahmin etmek zorunda kalmak.
Deneyimli kullanıcı da ilk temasta acemidir
Yaygın bir savunma vardır: "Bizim kullanıcımız teknik, çözer." Teknik bilgi ile bir ürünü tanımak farklı şeyler. Yirmi yıllık bir geliştirici de yeni bir panelde ilk kez "yayınla" ile "kaydet" arasındaki farkı bilmiyor olabilir; bilgi birikimi ona sadece daha hızlı deneme yanılma yeteneği verir, doğru cevabı vermez.
Kullanıcı profillerine göre ayrı arayüzler kurgulamak da genelde beklenen faydayı vermiyor. Yönetici de uzman da aynı şeyi istiyor: az adımda sonuç ve yaptığı işlemin gerçekten olduğunu görmek. Profil ayrımı yerine, aynı arayüzü hem ilk kullanımda yönlendirici hem tekrar kullanımda yoldan çekilir hale getirmek daha sağlam bir hedef.
Geri bildirim, arayüzün konuşan kısmı
Kullanıcının kafasındaki asıl soru "bu düğme ne yapar" değil, "az önce yaptığım şey oldu mu" sorusudur. Kayıt sonrası hiçbir şey değişmeyen bir ekran, kullanıcıyı aynı butona ikinci kez bastırır. Sonuçta ya çift kayıt oluşur ya da kullanıcı işlemin bozuk olduğuna karar verir.
Bunun için gösterişli bir bildirim sistemine gerek yok. İşlemin adını içeren tek satırlık bir mesaj, silme gibi geri dönüşsüz işlemlerde de geri alma bağlantısı yeterli. Kullanıcının nerede olduğunu gösteren breadcrumb da aynı ailedendir: arayüzün kullanıcıya sürekli konum bildirmesi.
Yardım merkezi çözüm değil, ölçüm aracıdır
Kapsamlı bir SSS bölümü hazırlamak iyi niyetli bir hamle ama tek başına bir şeyi düzeltmiyor. Bir sorunun SSS'ye girmesi, arayüzün o noktada anlatamadığını itiraf etmesi demek. Doğru kullanımı şudur: yardım sayfalarının hangi maddesinin en çok okunduğuna bak, o maddeyi arayüzde çözülecek iş listesine al ve çözdükten sonra maddeyi sil.
Aynı mantık ilk kullanımda çıkan ipuçları için de geçerli. Kapatılabilir bir ipucu balonu, kötü yerleştirilmiş bir işlevi kurtarmaz, sadece bir kez erteler. Turu üç adımdan uzun sürüyorsa, arayüzün kendisi anlatmakta zorlanıyor demektir.
Yayına almadan önce
Test için laboratuvar gerekmiyor. Ürünü hiç görmemiş birinin önüne oturt, tek bir görev ver ("şu kaydı bul ve durumunu değiştir") ve sonra hiçbir şey söyleme. En değerli veri, senin açıklama yapmak için ağzını açtığın andır; orası arayüzün eksik konuştuğu yerdir.
Not aldığın şey memnuniyet değil, takılma noktaları olsun: nerede durakladı, hangi butonu iki kez okudu, hangi adımı geri aldı. Bu üç işaret, uzun anketlerden daha çabuk yol gösteriyor.
Kaynaklar