Freelance Çalışmaya Geçiş: Fiyat, Sözleşme ve Müşteri Seçimi
Maaşlı düzenden freelance çalışmaya geçen çoğu kişi işi yapmayı zaten biliyor. Bilmediği, işi fiyatlamak ve müşteriyle sınır çizmek. Geçişin pahalıya patladığı yerler de teknik tarafta değil, tam olarak burada oluyor.
Onay bekleme alışkanlığı en geç bırakılan şey
Maaşlıyken verdiğin karar yanlış çıkarsa faturası şirkete kesilir. Kendi işinde o fatura sana geliyor, dolayısıyla karar vermeyi ertelemek bir anda çok cazip hale geliyor. Sorun şu ki freelance işte kararsızlığın maliyeti gizli kalmıyor; doğrudan takvim gecikmesi olarak müşterinin karşısına çıkıyor.
İşe yarayan basit bir ayrım var. Geri döndürülebilir kararları (hangi kütüphaneyi kullanacağın, hangi renk paletiyle başlayacağın) on dakika içinde ver ve devam et. Geri döndürülemez olanları, yani fiyatı, sözleşme maddelerini ve müşteriye verdiğin teslim tarihini bir gece beklet. Yeni başlayanlar genelde tam tersini yapıyor: teknik detayda günlerce oyalanıp fiyatı telefonda anında söylüyorlar.
Saat ücretini maaşından hesaplarsan yarı yarıya yanılırsın
En sık yapılan hesap şu: ayda 60 bin lira kazanmak istiyorum, 22 iş günü çarpı 8 saat 176 saat eder, saatim 340 lira. Bu hesap baştan bozuk, çünkü o 176 saatin tamamını fatura kesebileceğin işe ayıramıyorsun.
Teklif yazmak, görüşmeye gitmek, muhasebe, tahsilat takibi, portföyü güncellemek, yeni bir aracı öğrenmek. Hiçbiri faturalanmıyor, hepsi zaman yiyor. Ayda gerçekten faturalanabilen süre çoğu kişide 90 ile 110 saat arasında kalıyor. Üstüne yılda üç dört hafta izin ve hastalık var, onlar da ücretsiz, yani 12 ay değil 11 ay gelir üretiyorsun. Bir de maaşlıyken işverenin ödediği prim artık senin cebinden çıkıyor.
Doğru bölen 176 değil, kabaca 90. Aynı 60 bin lira için saat ücreti 340 değil 660 civarı çıkıyor. Kural olarak: maaşlı gelirinin aynısını hedefliyorsan saat ücretin, maaşlıyken kazandığın saatlik tutarın yaklaşık iki katı olmak zorunda. İki kat fazla geliyorsa, aradaki farkı kendi cebinden sübvanse ediyorsun demektir.
Faturalanmayan saatlerin bir kısmı da öğrenmeye gidiyor ve bu kalem kısılacak yerlerden değil. Ücretsiz kaynaklar var, Interaction Design Foundation'ın açık ders metinleri gibi. Ama bunu haftalık takvimine yazmazsan, o saat her zaman acil bir işe kurban gidiyor.
Sözleşmenin iki maddesi anlaşmazlıkların çoğunu siliyor
Uzun bir sözleşmeye ihtiyacın yok. İki maddeyi net yazman yetiyor.
Birincisi kapsam ve revizyon. "Revizyonlar dahildir" cümlesi pratikte sınırsız revizyon anlamına geliyor ve karşı taraf bunu kötü niyetinden değil, sınır yazılmadığı için sonuna kadar kullanıyor. Yerine "iki revizyon turu dahildir, sonraki turlar saatlik şu ücretten faturalanır" yaz. Üçüncü tur talebi geldiğinde tartışacak bir şey kalmıyor.
İkincisi ödeme takvimi. Tek kalemde teslim sonrası ödeme, tahsilat riskinin tamamını sana yıkıyor. Başlangıçta yüzde 40, ara teslimde yüzde 30, son teslimde yüzde 30 şeklinde böl. Buna bir cümle daha ekle: teslim edilen dosyaların kullanım hakkı ödeme tamamlandığında müşteriye geçer. Bu tek cümle, ödemeyi geciktiren müşteriyle konuşmayı çok kolaylaştırıyor.
Kötü müşteri ilk görüşmede belli oluyor
Çoğu kötü proje, kötü yönetildiği için değil, baştan alınmaması gerektiği için battı. İlk görüşmede dikkat edilecek işaretler oldukça tutarlı:
- Sen daha kapsamı anlatmadan fiyat pazarlığına giriyorsa, iş boyunca pazarlık bitmez.
- "Şimdilik küçük bir iş, sonra büyüğü gelecek" cümlesi indirim talebidir. İndirimi yaptığın anda senin referans fiyatın o oluyor ve büyük iş geldiğinde de aynı rakam bekleniyor.
- Brief vermek yerine "sen bir şeyler hazırla da görelim" diyorsa, ücretsiz iş istiyor.
- Kendi içinde kimin karar verdiği belli değilse, her teslimden sonra yeni bir görüş çıkar.
Buradaki asıl mesele memnuniyetsiz müşteriden kaçınmak değil. Referansla iş almak istiyorsan zaten memnun kalması muhtemel müşterileri seçmen gerekiyor, çünkü referans zinciri baştaki seçimin devamı olarak ilerliyor. Yanlış müşteriyi alıp iyi yönetmeye çalışmak, o zinciri en baştan zayıf kuruyor.
Kurulumda haftalar harcama
Alan adı, alan adına bağlı bir e-posta ve tek sayfalık bir portföy. İlk ay için gereken bu kadar. Ücretsiz bir e-posta adresinden teklif göndermek fiyat kırdırıyor, bu doğru; ama logo, kartvizit ve kurumsal kimlik turlarında haftalarca oyalanmak ilk müşteriyi geciktirmekten başka işe yaramıyor.
İlk işi getiren şey site değil. Eski iş arkadaşların, birlikte çalıştığın ajanslar ve senin ne yaptığını zaten bilen insanlar getiriyor. Siteyi de onlara gönderecek bir adresin olsun diye yapıyorsun. Sonrasında büyütürsün.