Freelance Çalışmanın Avantajları ve Hesabın Atlanan Tarafı
Freelance çalışmanın anlatılan tarafı hep aynıdır: esnek saat, ofis masrafı yok, istediğin projeyi seçme özgürlüğü. Bunların çoğu da doğru. Atlanan şey aynı hesabın diğer yarısı: çalışma saatini kısınca gelir küçülür, sabit giderler olduğu yerde kalır.
Kimin için işe yarıyor
Freelance çalışma, bir işverene tam zamanlı bağlı olmadan proje bazlı iş almaktır. Tasarım, yazılım, içerik üretimi, pazarlama ve danışmanlıkta yaygın. Modelin kendisi bir avantaj üretmiyor aslında; işi bulabildiğin ölçüde üretiyor. Portföyü olan ve müşteriye ulaşabilen biri için esneklik gerçek bir kazanç. Henüz kimsenin işini görmediği biri içinse aynı esneklik boş takvim anlamına geliyor.
Doğru olan avantajlar
Listenin başında zaman üzerindeki kontrol var. Sabah dokuzda masada olma zorunluluğu kalkınca gün, kişinin gerçekten verimli olduğu saatlere göre kuruluyor. Kimi sabah altıda üç saatte günün işini bitiriyor, kimi akşam ona kadar ısınamıyor. Müşteriyle sözleşilen toplantı saatleri dışında bu tamamen sana kalıyor.
Proje seçebilmek de küçük bir şey değil. Kurumsal işte sıradaki iş sana gelir; serbest çalışırken hangi işi almayacağına karar verebilirsin. Bu karar bir süre sonra portföyü belirliyor, portföy de gelen işin cinsini.
Yol, dışarıda yemek, iş kıyafeti gibi kalemler evden çalışınca gerçekten azalıyor. Bir de öğrenirken kazanma tarafı var: yeni bir araç ya da dil, çoğu zaman parası ödenen bir proje içinde öğreniliyor. Kurumsal eğitim bütçesi beklemekten hızlı bir yol.
Sabit giderler saatle küçülmez
"Temel ihtiyacını karşılayacak kadar kazan, haftada on beş saat çalış" tavsiyesi kulağa hoş geliyor ama aritmetiği ters çalışıyor. Gelirin faturalanabilir saatle doğru orantılı; giderinin büyük kısmı değil. Kira, BAĞ-KUR primi, muhasebeci ücreti, internet, yazılım abonelikleri: bunlar sen az çalışınca azalmıyor.
Rakam koyalım. Saatlik ücretin 1.000 lira, aylık sabit giderin 20.000 lira olsun. Ayda 60 saat fatura edersen cebinde 40.000 lira kalıyor. Saati 40'a düşürdüğünde gelir 40.000'e iniyor ve cebinde 20.000 kalıyor. Çalışma saatini üçte bir azalttın, kalan para yarıya indi. Sabit gider ne kadar yüksekse bu makas o kadar açılıyor.
Freelance kararını "ofise gidip gelme masrafı kalmıyor" hesabına bağlamam. O kalemler tablonun en küçük satırı; belirleyici olan sabit giderin aylık toplamı ve onu kaç saatte çıkardığın.
Faturalanabilir saat ile çalışılan saat aynı şey değil
Haftada on beş saat fatura kesmek, haftada on beş saat çalışmak demek değil. Teklif yazmak, müşteriyle görüşmek, iş çıkmayan görüşmeler, fatura kesmek, tahsilat takibi, muhasebeye evrak toplamak: hiçbirinin karşılığı ödenmiyor ama hepsi takvimde yer kaplıyor. Maaşlı bir işte bu işleri başka insanlar yapıyor.
Pratik sonuç şu: saatlik ücretini belirlerken faturalanabilir saatlerin üzerinden hesapla, masa başında geçen toplam saatin üzerinden değil. İkisini karıştırmak, kendi emeğini olduğundan ucuza satmanın en yaygın yolu.
Peki maaşlı işle nasıl kıyaslanır?
Brüt maaşı 2.000'e bölüp saatlik karşılığını bulmak ve freelance ücretini oraya yerleştirmek yanılgı üretiyor. Maaşta yıllık izin ödenir, hastalandığın gün ödenir, işveren SGK payı bordroda görünmeden ödenir. Serbest çalışanda tatil günü iki kere pahalı: o gün gelir yok, sabit gider ise işliyor.
Bu yüzden kıyaslama saat üzerinden değil, yıl üzerinden yapılmalı. Yılda kaç hafta gerçekten iş üretebiliyorsun, o haftaların dışında kalan zamanın maliyeti ne, vergi ve prim sonrası elinde ne kalıyor. Bu üç soruya cevabın varsa iki modeli sağlıklı biçimde karşılaştırabilirsin.
Pratikte dikkat edilecekler
- Nakit tamponu: aylık sabit giderinin altı katı kadar bir fon, işlerin durduğu bir çeyreği panik yapmadan geçirmeye yeter.
- Vergi ve prim: gelen paranın hepsi senin değil. Her tahsilatta belli bir oranı ayrı hesaba ayır, yılsonunda toplu bir sürprizle karşılaşma.
- Sözleşme ve peşinat: işe başlamadan yazılı kapsam ve peşin alınan bir dilim, sonradan çıkan "küçük bir ekleme daha" taleplerinin çoğunu kendiliğinden bitiriyor.
- Müşteri yoğunlaşması: tek müşteri gelirinin yarısından fazlasını veriyorsa o artık müşteri değil, sigortasız bir işveren. Sözleşme bitince gelirin yarısı da bitiyor.
- Görünürlük: yeni müşteri, işin yoğun olduğu dönemde aranmadığı için işin bittiği ay ortaya çıkmıyor. Boru hattını dolu tutmak yoğunken yapılan bir iş.
Geçmeden önce
Freelance çalışma, düzenli iki üç müşterin ve altı aylık sabit giderini karşılayan bir fonun varken geçildiğinde gerçekten özgürlük veriyor. Bunlar yokken geçildiğinde verdiği şey esneklik değil, ay sonu ödeme bekleme kaygısı. Aradaki fark modelin kendisinde değil, geçiş anının hazırlığında.