Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Freelance Tasarım Yarışmaları: Katılmadan Önce Yapılacak Hesap

Tasarım Yarışmalarının Gerçek Saatlik Ücreti Nedir?

Freelance tasarım yarışmaları çoğunlukla vitrin olarak anlatılır: işini gönderirsin, beğenilirse para alırsın. Bu tarifin atladığı yer, gönderen herkesin çalışması ama yalnızca birinin ödenmesi. Katılıp katılmamaya karar vermek için sektör tavsiyelerine değil, tek bir bölme işlemine ihtiyacın var.

Ödülü katılımcı sayısına böl

Bir yarışmanın 500 dolarlık ödülü ve 100 katılımcısı varsa, herkesin eşit şansı olduğunu varsaydığında beklenen kazancın 5 dolar. İşe sekiz saat verdiysen saatlik 62 sent ediyor. Ortalamanın epey üstünde olduğunu, kazanma ihtimalinin dört katına çıktığını kabul edelim: 1/25 şansla beklenen kazanç 20 dolar, saatlik 2,5 dolar. Bu, yeteneğe dair iyimser bir varsayımın altında çıkan rakam.

Yarışmalara sıcak bakanların standart cevabı seçicilik: sadece uzmanlık alanına gir, katılımcısı az olanları tercih et, bütçesi piyasa ortalamasının üstünde olanları seç. İlk ikisi mantıklı da üçüncüsü ikinciyle çelişiyor. Bütçe yükseldikçe yarışma daha çok kişiyi çeker, yani payı büyütmeye çalışırken böleni de büyütürsün. "Az katılımcılı ve yüksek ödüllü" tarif kulağa hoş geliyor ama bu iki değişken ters yönde hareket ettiği için tarife uyan yarışma sayısı avuç içi kadar kalıyor.

Kural basit: girmeden önce ödülü katılımcı sayısına böl, çıkanı harcayacağın saate böl. O rakamı saatlik ücretin olarak imzalayamıyorsan girme.

"Portföy için" gerekçesi kendi başına ayakta durmuyor

Yarışmaya girmenin en çok tekrarlanan savunması, kaybetsen bile elinde bir iş kalması. Doğru, ama bu yarışmayı gerektirmiyor. Bir brief'e ve teslim tarihine ihtiyacın varsa ikisini de kendin kurabilirsin: mahallendeki bir işletmeyi seç, markasını baştan tasarla, kendine üç gün ver. Ortaya çıkan iş portföyde tam olarak aynı yeri tutar.

Üstelik yarışma işi portföy açısından bir de dezavantaj taşıyor. Aynı brief üzerine yüz kişi çalıştığı için senin çözümün, işi değerlendiren kişinin gözünde doksan dokuz varyasyondan biri. Portföyün ayırt edici olmasını istiyorsan, kimsenin aynı anda yapmadığı bir işi göstermen gerekiyor.

Platform şartları da ayrı bir konu. Katılmadan önce sözleşmede iki şeye bak: kazanmayan işlerin hakları kimde kalıyor ve gönderdiğin dosya platformda ne kadar süre sergileniyor. Bazı platformlarda gönderilen her iş üzerinde süresiz kullanım lisansı isteniyor, bu da o tasarımı başka bir müşteriye uyarlama ihtimalini kapatıyor.

Asıl mesele yarışma değil, satıştan kaçmak

Kaynak metinlerin en isabetli tespiti şu: tasarımcılar yarışmalara iş bulmanın tek yolu olduğu için değil, müşteriyle doğrudan konuşmak, fiyat söylemek ve pazarlık etmek istemedikleri için giriyor. Yarışma bu açıdan bir kısayol. Müşteri bulma işini platforma devrediyorsun.

Devrin bedeli de burada gizli. Normal bir aracı komisyon alır, sen yine de kazanırsın. Yarışmada ise kaybettiğin her işin tamamı satış maliyetine yazılıyor. Yüzde on beş komisyon ödemekten çekinip, fiilen yüzde doksan beş ödemeyi kabul etmiş oluyorsun.

Bunun alternatifi karmaşık değil ama zahmetli: kendi sitende çalışan bir portföy, düzenli güncellenen birkaç kanal, biten işlerden toplanmış referanslar ve tanıdıklara "şu işi yapıyorum" diyebilme cesareti. İlk müşteri buradan gelmesi aylar alabilir. Yarışmadan gelen 62 sentlik saat ücretiyle kıyaslandığında yine de daha hızlı bir yol.

Yarışmanın yeri olan durumlar

Hepsini toptan reddetmek de gerçekçi değil. Yeni başlayan biri için yarışma, hız pratiği ve yabancı bir brief'e karşı kendini ölçme imkanı sunar; işini ilk defa senin beğenine göre değil, birinin ihtiyacına göre yapmak öğretici. Bir de niş var: çok özel bir alanda çalışıyorsan (belirli bir sektöre ait ambalaj, tipografi ağırlıklı işler) katılımcı sayısı gerçekten düşük kalabiliyor ve hesap tutuyor.

Ama bu iki durumda bile yarışma bir gelir kalemi değil, eğitim gideri. Bütçeni ona göre ayır: ayda bir yarışma, üstüne çıkma, kazanamadığında da o zamanı zaten harcamayı göze aldığın eğitim saatinden düşülmüş say.

Kaynaklar

Freelance Competitions – A Designer's Nightmare? | IxDF