Freelance Tasarımcı İçin Sözleşme, Fiyat ve Kapasite Düzeni
Freelance tasarımda işi bitiren şey genelde tasarımın kalitesi olmuyor. Fiyatı yanlış kuran, kapsamı yazıya dökmeyen, kapasitesinin üstünde iş alan tasarımcı iyi iş çıkarsa da altı ay sonra aynı yerde duruyor. Aşağıdakiler, işin tasarım dışında kalan tarafını ayakta tutan alışkanlıklar.
Sözleşme ve kapora aynı maddenin iki yarısı
Sözleşmesiz iş alma. Şablon bir metin bile hiç yoktan iyidir, ama içinde dört başlık mutlaka olsun: kapsam, teslim tarihi, ödeme takvimi, revizyon sayısı. Sonuncusu özellikle. Sınırsız revizyon yazan bir sözleşme, saat ücretini sessizce sıfıra doğru götüren tek maddedir.
Kaporayı ayrı bir pazarlık başlığı gibi değil, işin başlama şartı gibi kur. Yeni müşteride yüzde elli, birlikte çalışmaya alıştığın müşteride yüzde yirmi ile otuz bandı makul. İade koşulunu da aynı maddeye yaz. Parayı geri isteyen bir müşteriyle konuşma, koşul önceden yazılıysa on dakika sürer; yazılı değilse haftalar.
Fiyatı faturalanabilir saat üzerinden kur
Freelance fiyatlamanın en sık atlanan yeri şu: haftada kırk saat çalışıyorsan kırk saat fatura kesemezsin. Teklif yazmak, görüşmeye gitmek, muhasebe, portfolyo güncellemesi, cevaplanan ama işe dönüşmeyen yazışmalar. Bunlar tipik olarak zamanın yarısını alır. Faturalanabilir saatin yirmi civarındaysa, aynı geliri elde etmek için saat ücretin maaşlı karşılığının iki katı olmak zorunda. Vergiyi, sigortayı, yazılım aboneliklerini ve hiç iş gelmeyen haftaları da eklediğinde çarpan ikinin üstüne çıkar. Saat ücretini piyasaya bakarak değil bu hesapla belirle.
Teklifi tek bir toplam rakamla verme. İş kalemlerini tek tek yaz, her birine süre koy, sonra topla. Müşteri pazarlık etmek istediğinde indirim yapmak yerine kalem çıkarma imkânın olur. Uzun vadede bütün kâr, bu iki seçenek arasındaki farkta duruyor.
Kapasitenin üstünde iş almak, işi kaybetmenin yavaş yolu
Boş kalma korkusuyla her gelen işi kabul etmek, üç ay sonra hepsini birden geciktirmek demek. Geciken işin faturası da gecikir, yani nakit sıkıntısını çözmek için aldığın iş nakit sıkıntısını büyütür.
Takvimin doluysa müşteriye ileri bir tarih öner. Kaybettiğin işlerin çoğu zaten o tarihi bekleyemeyecek, aceleye getirilmiş işlerdi. Bir de şu var: takvimini bilerek reddettiğin müşteri, teslimi kaçırdığın müşteriden çok daha büyük ihtimalle geri dönüyor.
Görünürlük: portfolyo, arama, sosyal
Portfolyoda projenin görselinden çok, ne yaptığın önemli. Hangi rolü üstlendin, hangi kısıt altında çalıştın, sonuç ne oldu. Üç satırlık bir açıklama, on ekran görüntüsünden daha çok iş getiriyor (uzun ve cilalı vaka çalışması sayfalarını gereğinden fazla önemsenmiş buluyorum). İş biter bitmez referans iste, aradan iki ay geçince kimse yazmıyor.
Aramada bulunmak için genel "tasarım" kelimelerini kovalama, orada rekabet edemezsin. Hizmet ve alan birleşimlerinde sayfa aç: belli bir sektöre yaptığın iş, belli bir platformda verdiğin hizmet. Site hızını da ihmal etme; portfolyo siteleri ağır görsellerle şişer ve mobilde açılmayı bekleyen kimse kalmaz.
Sosyal medyada her yerde olmaya çalışmak yerine, müşterinin gerçekten baktığı bir mecra seç ve orada düzenli ol. Instagram, Behance ve Dribbble farklı kitleler taşıyor; hangisinden iş geldiğini birkaç ay not tutarak öğrenirsin.
Gelir düzensiz gelir, gider düzenli çıkar
Freelance finansın tek zor tarafı bu asimetri. Fatura kestiğin ay ile paranın hesaba geçtiği ay çoğu zaman aynı değil, ama kira ve vergi kendi takvimine göre işliyor.
Her tahsilatta verginin payını gelir gibi görmeyip ayrı bir hesaba çek. Üstüne üç aylık giderini karşılayacak bir tampon biriktir. O tampon oluştuğu gün ucuz işlere "hayır" demek birden kolaylaşıyor, çünkü artık pazarlık masasında zorunluluk yok.