WordPress mi Alternatif CMS mi? Seçim Neye Bağlı
CMS karşılaştırmaları çoğu zaman aynı cümleyle biter: WordPress popüler, kolay, eklentisi bol. Doğru ama yarım. Popülerlik bir özellik değil; kolaylığın da bakım yükünün de aynı kaynağı. Aşağıda hangi projede hangisinin işe yaradığına, hangisinin faturayı sonradan kestiğine bakıyoruz.
WordPress'in gerçekten iyi olduğu yer
Yazı yayınlayan, sayfa ekleyen, ara sıra form koyan bir site kuruyorsanız WordPress'i yenmek zor. Kurulum yarım saat, editör tanıdık, müşteri paneli açtığında ne yapacağını genelde kendi kendine buluyor. Bu sonuncusu küçük görünür ama teslimden sonraki altı ayda kaç kez telefonla arandığınızı belirleyen şeydir.
Ekosistem de gerçek bir avantaj. Çok dillilik, ödeme, rezervasyon, form gibi standart ihtiyaçların çözülmüş bir hali var ve bunları sıfırdan yazmak neredeyse hiçbir zaman mantıklı değil. "SEO uyumlu" ifadesi ise abartılıyor: WordPress size temiz URL, başlık ve açıklama alanları verir, gerisi içeriğin kendisiyle ilgilidir. Hiçbir eklenti kötü yazılmış bir sayfayı arama sonuçlarında yukarı taşımaz.
Popülerlik aynı anda hem artı hem eksi yazılıyor
Bu listelerin çoğunda tuhaf bir tutarsızlık var: "müşteriler WordPress'i biliyor" avantaj hanesine yazılır, iki satır aşağıda "piyasa ucuz WordPress geliştiricisiyle dolu" dezavantaj hanesine geçer. İkisi aynı olgunun iki yüzü. Aynı şey güvenlik için de geçerli; WordPress çekirdeği kötü kod olduğu için değil, en yaygın hedef olduğu için taranıyor.
Asıl mesele çekirdekte de değil, aritmetikte. Saldırı yüzeyi kurulu eklenti sayısıyla birlikte büyür ve her eklentinin ayrı bir bakımcısı, ayrı bir güncelleme temposu vardır. Yirmi eklentili bir kurulumda güvenlik seviyeniz en özensiz bakımcının seviyesidir; siz her hafta güncelleme geçseniz bile iki yıldır terk edilmiş tek bir eklenti bunu geçersiz kılar. Kurulumu devralırken ilk baktığım şey sürüm numarası değil, eklentilerin son güncellenme tarihi.
Performans tarafında da suç genelde temaya atılır. Devraldığım bir sitede ana sayfa yavaşlığının sebebi tema sanılıyordu; her istekte kendi tablosuna satır yazan bir ziyaretçi istatistiği eklentisi çıktı, kaldırınca yanıt süresi üçte birine indi.
Alternatifler ne zaman gerçekten daha iyi
İçeriğiniz yazı ve sayfadan ibaret değilse, yani birbirine bağlı kayıt tipleriniz, çok sayıda alanınız ve katmanlı yetkilendirmeniz varsa Drupal'ı ciddiye alın. Bunu WordPress'te özel içerik tipleri ve alan eklentileriyle taklit edebilirsiniz, belli bir karmaşıklıktan sonra taklit olduğu bakımda anlaşılıyor.
İçerik nadiren değişiyorsa yönetim paneline hiç ihtiyacınız olmayabilir. Statik site jeneratörleriyle kurulan bir sitede veritabanı yok, giriş ekranı yok, güncellenecek eklenti yok. Dokümantasyon, kişisel blog ve tanıtım siteleri için bunu fazlasıyla yeterli buluyorum; editörünüz Markdown'a yanaşmıyorsa da doğru cevap değil.
Headless bir CMS, içeriği birden fazla arayüzün tüketeceği durumlarda yerinde. Tek bir web sitesi için seçildiğinde ise elinizde bakılacak iki sistem oluyor, biri değil. Joomla'yı yeni bir projede önermiyorum: teknik olarak yetersiz olduğundan değil, devredeceğiniz kişiyi bulmak WordPress'e göre belirgin şekilde zor olduğundan.
Seçimden önce cevaplanacak asıl soru
İlk soru "hangi CMS" değil. İçeriğin şekli ne? Kaç farklı kayıt tipi var, aralarında ilişki var mı, kim düzenleyecek, kaç kişi aynı anda çalışacak, ne sıklıkla değişecek. Bunları tek sayfaya yazdığınızda seçim çoğu zaman kendini gösteriyor, çünkü CMS'ler arasındaki fark özellik listesinde değil, içerik modelini nasıl kurduklarındadır.
| Seçenek | Ne zaman doğru | Asıl maliyeti |
|---|---|---|
| WordPress | Yazı ve sayfa ağırlıklı siteler, standart ihtiyaçlar | Eklenti bakımı ve güvenlik takibi |
| Drupal | Yapısal içerik, çok dillilik, katmanlı yetkilendirme | Öğrenme eğrisi ve sürüm geçişleri |
| Statik jeneratör | Nadiren değişen içerik, hız ve güvenlik önceliği | Editör deneyimi yok denecek kadar az |
| Headless CMS | İçeriği birden fazla arayüzün tüketmesi | Bakımı süren iki ayrı sistem |
Bir web tasarımcısı olarak farkınız hangi CMS'i kullandığınız değil, hangisini ne zaman kullanmayacağınızı bilmeniz. Müşteriye her işi aynı altyapıyla teslim etmek kısa vadede hızlı, uzun vadede sizin bakım yükünüz.
Kaynaklar