Kullanıcı Deneyimini Gerçekten İyileştiren Beş Uygulama
Kullanıcı deneyimi tasarımı çoğu zaman arayüzü güzelleştirmek sanılır. Oysa iş, insanın ne yapmaya çalıştığını anlamak, nerede takıldığını görmek ve o takılmayı ortadan kaldırmaktan ibaret. Aşağıdaki beş uygulama, küçük ekiplerin kısa sürede gözle görülür fark yaratabildiği yerler.
Arşivi ölü yük olmaktan çıkarın
İki yıl önce yazılmış, hâlâ doğru olan bir yazı sitede duruyorsa büyük ihtimalle kimse okumuyordur. Tarihi güncellemek de yetmez: içindeki ekran görüntüleri, sürüm numaraları ve dış bağlantılar eskimiştir. Var olan bir metni kontrol listesine, kısa bir videoya ya da tek sayfalık rehbere çevirmek sıfırdan yazmaktan hızlıdır ve arama sonuçlarında daha kalıcı olur.
Metin tek başına yeterli değil
Görsel, tablo, ses, kısa ekran kaydı. Bunları süs olsun diye değil, anlatım biçimi değiştiği için eklersiniz. Karşılaştırma anlatıyorsanız tablo paragraftan iyidir; bir işlemin adımlarını anlatıyorsanız otuz saniyelik ekran kaydı, on maddelik listeden iyidir. Yükleme sürelerini şişirmeyecek boyutta tutmak koşuluyla bu ekler okuyucunun sayfada kalma süresini uzatır.
Hata mesajını kullanıcının diliyle yazın
Hata ekranı, deneyimin en çok ihmal edilen parçası. Kullanıcı zaten bir şeyin ters gittiğini biliyor; ona kod göstermenin faydası yok. "Aradığınız sayfa şu an kullanılamıyor. Ana sayfaya dönebilir ya da arama yapabilirsiniz" gibi bir mesaj, ne olduğunu ve sıradaki adımı aynı anda söyler.
Sunucudan gelen ham hata metnini ekrana basmayın, log'a yazın. Kullanıcıya gösterilecek metin ile geliştiricinin ihtiyacı olan metin aynı şey değil, ikisini ayırmak birkaç satırlık iş.
Tasarımı gerçek içerikle test edin
Lorem ipsum'un tek işi boşluğu doldurmak ve bunu fazlasıyla düzgün yapıyor. Gerçek başlıklar iki satıra taşar, gerçek ürün adları kutuya sığmaz, gerçek kullanıcı yorumları bazen tek kelimedir. Tasarımı bunlarla denemezseniz düzen ilk gerçek veriyle bozulur.
Aynı şey boş durumlar için de geçerli. Hiç kaydın olmadığı ekranı kimse tasarlamaz, oysa yeni kullanıcının gördüğü ilk ekran tam olarak odur.
İçeriği de test edin, ama önce trafiğinize bakın
Başlık, buton yazısı ve açıklama metni en az yerleşim kadar dönüşüm etkiler, dolayısıyla içerik testi tasarım testiyle eşdeğer bir iş. Sorun, A/B testinin sessizce istediği trafikte: yüzde 3 olan bir dönüşümün yüzde 3,6'ya çıktığını istatistiksel olarak görebilmek için varyant başına on binlerce görüntüleme gerekir. Günde iki yüz ziyaretçi alan bir sayfada bu aylar demektir, o arada sayfayı üç kez değiştirmiş olursunuz ve ölçüm anlamını yitirir.
Bu trafiğin altındaysanız A/B testine hiç girmeyin; beş kullanıcıyla oturup ekranı izlemek aynı bilgiyi bir öğleden sonrada verir, üstelik hangi kelimenin neden yanlış anlaşıldığını da söyler.
Ölçülebileni araca ölçtürün
Erişilebilirlik, performans ve güvenlik tarafında Lighthouse gibi araçlar sizin fark etmeyeceğiniz şeyleri saniyeler içinde listeler: kontrast oranı düşük metinler, alt metni olmayan görseller, gereğinden büyük yüklenen grafikler, güncelliğini yitirmiş JavaScript kitaplıkları. Bu raporun tamamını kapatmak zorunda değilsiniz, ama her sürümden sonra bir kez çalıştırmak yeni eklenen hataları erken yakalar.
Kaynaklar