Freelance Çalışmanın Nedenleri ve Kimsenin Söylemediği Maliyetler
Freelance çalışmaya geçme nedenleri listesi hep aynı yerden başlar: özgürlük, esneklik, kendi patronun olmak. Bunların çoğu doğru, ama hiçbiri tek başına karar vermeye yetmiyor. Asıl mesele hangi nedenin sizi ilk altı ayda ayakta tutacağı, hangisinin fatura kesilmeyen ilk haftada buharlaşacağı.
Özgürlük, seçme hakkının başka adı
Kendi patronunuz olmak tek başına bir şey ifade etmiyor. Anlamlı kısmı şu: hangi işi alacağınıza, kiminle çalışacağınıza ve nerede duracağınıza siz karar veriyorsunuz. Ama bu hak bedava gelmiyor. Bir müşteriyi geri çevirebilmek için, o müşterinin gelirinizdeki payını karşılayacak başka işinizin olması gerekiyor. Seçicilik, gelir tabanı kurulduktan sonra açılan bir kapı.
İlk yıl çoğu kişi bunun tersini yaşıyor: gelen her işi alıyor, sonra en çok vakit alan müşterinin en az ödeyen müşteri olduğunu fark ediyor.
Esneklik takvimde değil, kesintide ölçülür
Saatlerinizi kendiniz belirlemek, ofiste geçen sekiz saatten daha az çalışacağınız anlamına gelmiyor. Kazanç, günü nasıl böldüğünüzde. Kesintisiz üç saatlik bir blok, bölünerek geçen altı saatten fazla iş çıkarır ve ofis düzeninde o bloğu kurmak çoğu zaman mümkün değil.
Mekân bağımsızlığı da öyle. Kafede çalışabilmek güzel, asıl fark müşteriyle aynı şehirde olmak zorunda olmamanız. İstanbul fiyatıyla çalışıp Eskişehir giderleriyle yaşamak, gelir tablonuzu ofisten kurtulmaktan çok daha fazla değiştirir.
“Tam iş güvencesi” maddesi tersine çalışıyor
Anlatının en zayıf yeri burası. İşten çıkarılma riski ortadan kalkmıyor, parçalara bölünüyor. Tek müşteri gelirinizin yüzde altmışını karşılıyorsa o müşteriyi kaybetmek işten çıkarılmakla aynı şey; üstelik ihbar süresi, kıdem tazminatı ve işsizlik ödeneği yok.
Buradan basit bir kural çıkıyor: hiçbir müşteri gelirinizin üçte birini geçmesin. Bu da aynı anda en az üç, işler eşit büyüklükte gelmediği için pratikte dört beş aktif müşteri demek. Güvence sözleşmenin varlığında değil, sözleşmelerin dağılımında.
Ücretsiz mesai bitmiyor, adı değişiyor
Fazla çalıştığınız saatleri fatura edebilirsiniz, doğru. Faturalayamayacaklarınız da var: teklif hazırlamak, müşteri aramak, muhasebe, tahsilat takibi, kendi altyapınızı ayakta tutmak. Haftada kırk saat çalışıp bunun yirmi beşini faturalayabiliyorsanız iyi durumdasınız.
Fiyat da buradan kuruluyor. Aylık hedefiniz 150.000 TL ve ayda 100 saatlik faturalanabilir işiniz varsa saat ücretiniz 1.500 TL olur; maaşlı karşılığınızı 160'a bölerek bulduğunuz rakam değil. Vergi, sigorta ve boş geçen haftalar da o çarpanın içinde durur.
Saat ücretini hesaplarım, ama müşteriye iş üzerinden fiyat veririm. Saat konuşmaya başladığınızda müşteri sonucu değil süreyi satın alır, hızlandıkça cezalandırılırsınız.
Asıl öğrendikleriniz teknik değil
İlk yılda öğrenilenler şaşırtıcı biçimde mesleğin dışında kalıyor: teklif yazmak, kapsamı sınırlamak, ödemeyi geciktiren müşteriyi arayıp sormak, hayır demek. İşin ustalığı zaten elinizde; eksik olan bu taraf. İyi haber, hepsi öğrenilebilir ve her proje bir tekrar imkânı.
Başlamadan önce üç şey
- En az altı aylık gideri karşılayan nakit. Üç aylık yastık, ilk tahsilat gecikmesinde bitiyor.
- Ayrılmadan önce bulunmuş ilk müşteri. Boşluktan müşteri aramak, çalışırken aramaktan çok daha zor.
- Yazılı sözleşme ve peşin alınan bir bölüm. Kapsam tartışması sözleşmede biter, e-posta zincirinde bitmez.
Bu üçü tamamsa gerisi yolda öğreniliyor. Değilse, listenin en üstündeki özgürlük maddeleri ilk geciken ödemede işlevsiz kalıyor.