Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Girişimcilik Kurallarının Çelişkileri ve İşe Yarayan Kısımları

Girişimcilik Tavsiyeleri: Delege, İşe Alım ve Tahsilat

Girişimciye verilen tavsiyelerin çoğu tek tek makul, hepsi bir arada tutarsız. Aynı liste hem "işi dağıt, dışarıdan destek al" der hem "ihtiyaç doğmadan kimseyi işe alma"; hem dengeyi unutmanızı ister hem tükenmemenizi. Çelişki gerçek, kaynağı da belli: kuralların her biri belli bir aşamada geçerli, listede aşamanın adı yazmıyor.

Delege Et ve Erken İşe Alma

Listelerin en sevdiği ikili bu. Biri muhasebeyi, hukuku, teknik işleri dışarı verin der; diğeri iş yükü gerçekten oluşmadan kadro kurmayın der. İkisi de doğru, çünkü farklı şeylerden bahsediyorlar: biri maliyetin türünü konuşuyor, diğeri miktarını.

Dış hizmet değişken maliyettir, ay içinde iş çıkmazsa fatura da çıkmaz. Maaş sabittir ve ciro düştüğünde kendiliğinden küçülmez. İlk yıllarda tekrar eden ama küçük hacimli işleri dışarı vermek, aynı işi yapacak birini işe almaktan bu yüzden neredeyse her zaman ucuza gelir.

Peki ya iş hem tekrar ediyorsa hem de dışarıdan almak pahalıysa? Listelerin yazmadığı üçüncü seçenek burada devreye giriyor: işi otomatikleştirmek. Ayda otuz kez elle çıkarılan bir rapor, bir kez yazılan küçük bir betikle biter ve o betik maaş istemez.

Ekip Büyüdükçe Artan Şey Kişi Sayısı Değil

Dört kişilik bir ekipte kurulabilecek ikili iletişim hattı sayısı altıdır. Sekiz kişide yirmi sekiz. Formül n(n-1)/2, yani ekip iki katına çıkarken koordinasyon yükü dört katından fazlasına çıkıyor.

Mikro yönetimin sebebi genelde karakter olarak açıklanır, oysa çoğu zaman bu eğridir. Kurucu her karara dahil olmaya çalıştığı sürece hatların hepsi kendisinden geçer ve büyüme onu daha hızlı boğar. Çözüm bilgiyi kısmak değil, karar hakkını dağıtmak: hangi kararların tek başına alınabileceğini yazılı hale getirin, geri kalanına karışmayın.

Denge Efsanesi ile Tükenmişlik Uyarısı

Aynı metinler önce iş-yaşam dengesinin bir efsane olduğunu ilan ediyor, iki paragraf sonra düzenli mola verin diye madde çıkarıyor. Bu iki cümle yan yana duramaz.

İşe yarar ayrım şu: yoğunluğun bitiş tarihi var mı. Lansmana altı hafta kalmışsa haftanın çoğunu işe vermek bir tercihtir ve altı hafta sonra biter. Bitiş tarihi olmayan yoğunluk ise bir dönem değil, çalışma biçimidir; efsane diye küçümsenen şey de zaten o biçimin sürdürülemez oluşu. Takviminizde o yoğunluğun nerede bittiğini gösteremiyorsanız, dengeyi değil planı tartışıyorsunuz.

Problem Doğrulaması Tek Başına Yetmiyor

"Parlak fikre değil gerçek soruna odaklan" tavsiyesi doğru ama yarım. Görüşmelerde insanlar problemi onaylar, çünkü onaylamak bedava. Peki ya problem gerçekse ve kimse ona bütçe ayırmıyorsa? O zaman elinizde bir iş değil, bir gözlem vardır.

Sorulacak soruyu değiştirmek işi kurtarıyor. "Bu sizi zorluyor mu" yerine "bunu şu anda nasıl çözüyorsunuz ve buna ayda ne kadar ödüyorsunuz" diye sorun. Mevcut çözümün adı ve fiyatı varsa pazar da vardır. Yoksa problem ilginç olabilir, ama sıradaki işiniz o değil.

Aynı sebeple planlamayı uzatmak nadiren işe yarar. Küçük ve eksik bir sürümü birkaç kullanıcının önüne koymak, üç haftalık toplantıdan daha çok bilgi verir.

Tahsilat Ürünün Kendisi Kadar İş

Satışla para arasındaki mesafe genelde küçümsenir. Ödeme akışı çoğu üründe en çok kenar durumu barındıran parçadır: iade, kısmi ödeme, başarısız tekrarlayan çekim, para birimi farkı, fatura bilgisinin sonradan değişmesi. Bunların hiçbiri ana akışta görünmez, hepsi ay kapanışında ortaya çıkar.

Pratik karşılığı ikiye iniyor. Ödeme entegrasyonunu en sona bırakmayın, ilk tahsilatın yapılacağı günden önce test edilebilir olsun. Hatırlatmayı da elle takip etmeyin: vade günü ve gecikmenin birinci haftası olmak üzere iki otomatik bildirim çoğu iş için yeterli (üçüncüden sonrası tahsilattan çok ilişkiyi yıpratıyor).

Markayı Ürün Çıkmadan Önce Kurmak

Marka çalışmasının erken başlamasının sebebi estetik değil, birikim. Yazdığınız yazı, konuştuğunuz etkinlik, paylaştığınız çalışma notu ürün hazır olduğunda değil aylar sonra karşılık veriyor. Bu yüzden ürün beklenirken yapılan tek işe yarar pazarlama, ortaya düzenli bir şeyler çıkarmaktır. Ne anlattığınızın tutarlı olması, ne sıklıkta anlattığınızdan daha çok fark yaratıyor.

Kaynaklar