Girişimci İçin Fikir Bulma: Tutku, Kullanıcı Araştırması ve UX
Girişimcilik tavsiyelerinin çoğu tutkuyla başlar ve orada kalır. Oysa iyi bir fikir ilhamdan değil, birinin bir işi neden yapamadığını yeterince yakından görmekten çıkar. Tutku çoğu zaman sebep değil sonuçtur: insan iyi yapabildiği işi sevmeye başlar. Fikir aşamasında asıl mesele doğru soruyu doğru kişiye sormak, sonra gelen cevabı olduğundan güçlü saymamak.
Tutku sebep değil, sonuç
“Sevdiğin işi yap” tavsiyesinin sorunu yanlış olması değil, sırayı ters kurması. Bir işe girmeden önce ona tutkuyla bağlı olmayı bekleyen çoğu kişi hiç başlamaz. Cal Newport’un So Good They Can’t Ignore You kitabındaki gözlem bana doğru geliyor: insanlar genellikle iyi yapabildikleri işi sevmeye başlıyor, sevdikleri işte iyi olmayı beklemiyorlar. Bağlılık ilk müşteriden sonra geliyor.
Bu yüzden fikir ararken kendine “bunu seviyor muyum” diye sormak erken. Daha verimli soru şu: bu sorunu altı ay boyunca her gün dinlemeye katlanabilir miyim? Muhasebe, lojistik, randevu takibi gibi sıkıcı görünen alanlarda kurulmuş şirketlerin sayısı, sıkıcılığın engel değil filtre olduğunu gösteriyor. Rekabetin çoğu oraya girmek istemez.
İnsanlar sorunlarını değil, şikâyetlerini anlatır
“Günlük yaşamınızda sizi en çok ne zorluyor?” sorusu karşındakinin en son sinirlendiği şeyi verir, para harcadığı sorunu değil. Alışılan zahmet sorun sayılmaz: on yıldır her ay faturasını elle kesen biri bunu zor diye tanımlamaz, işin bir parçası sayar.
Soruyu geçmişe çevirince sonuç düzeliyor. “Bunu en son yaptığında tam olarak ne oldu?” diye sor ve adım adım anlattır. Kaç dakika sürdüğünü, kimden yardım istediğini, hangi noktada vazgeçip başka bir yolla halletmeye çalıştığını not al. Anlattırmak yerine izleyebiliyorsan izle; insanlar kendi kaçamak çözümlerini anlatmayı çoğu zaman akıl etmez, çünkü onları çözüm bile saymazlar.
Anket ancak neyi ölçeceğini önceden bildiğinde işe yarar. Keşif aşamasındaki açık uçlu anket, elle okunup etiketlenecek yüzlerce serbest metin üretir: maliyet katılımcı sayısıyla doğrusal büyür, bilgi öyle büyümez. Guest, Bunce ve Johnson’ın 2006 tarihli çalışması, birbirine benzeyen bir katılımcı grubunda temaların büyük bölümünün ilk on iki görüşmede ortaya çıktığını buldu. Pratikte de öyle oluyor. On beşinci görüşmede yeni bir şey duymuyorsan eksik olan kişi sayısı değil, sorduğun sorular.
Ucuza çözülen sorun genelde çözülmüştür
Fikir eleme listelerinde iki kriter yan yana durur ve birbirini yer: pazar yeterince büyük mü, bir de senin kaynaklarınla çözülebilir mi. Büyük bir pazarda ucuza çözülebilen bir sorun varsa, birinin onu çoktan çözmüş olma ihtimali yüksektir. İki kriterin kesiştiği alan dardır ve şuraya düşer: başkası için pahalı, senin için ucuz olan sorunlar.
Ucuzluğun sebebi neredeyse her zaman kişiseldir. Sektörü içeriden biliyorsundur, ilk yirmi müşteriye telefonla ulaşabiliyorsundur, kimsenin elinde olmayan bir veri sende duruyordur. Bu avantajı tek cümleyle yazamıyorsan elindeki muhtemelen fikir değil, gözlem. Niş pazar tavsiyesi de anlamını burada kazanır: küçük pazar kendi başına avantaj değildir, sadece büyük oyuncunun uğraşmaya değer bulmadığı yerdir.
UX’in fikir aşamasındaki karşılığı
Kullanıcı deneyimi, ürünün üstüne sonradan sürülen bir cila değil. Fikir aşamasında tek bir şeye indirgenebilir: kullanıcının beklediğiyle senin kurduğun arasındaki mesafe. Mesafe büyükse kullanıcı ürünü kötü bulmaz, anlaşılmaz bulur ve geri bildirim bile bırakmadan çıkar. En pahalı geri bildirim, hiç gelmeyenidir.
Pratik karşılığı sıkıcı şeylerden oluşuyor: ilk ekranda ne yapılacağının yazması, hata mesajının sorunu değil çözümü söylemesi, formun yarıda kalınca içeriğini kaybetmemesi, sayfanın telefonda düzgün açılması. Erişilebilirlik ve güvenlik de bu listeye girer, ama fikir aşamasında değil, ilk gerçek kullanıcıdan hemen önce.
“Beş kullanıcı yeter” nerede yetmez
Jakob Nielsen’in 1993’te yayımlayıp 2000’de tekrarladığı hesap, tek bir kullanıcının bir kullanılabilirlik sorununa ortalama %31 ihtimalle denk geldiği varsayımından yola çıkar ve beş kişinin sorunların yaklaşık %85’ini ortaya çıkardığını söyler. Hesap doğru, fakat çok dar bir soru için: birbirine benzeyen tek bir kullanıcı grubu, tek bir görev seti ve yalnızca arayüzde takılınan noktalar.
Bu hesap fikrin doğrulanması hakkında hiçbir şey söylemez. Beş kişinin prototipi sorunsuz kullanması, beş kişinin ona para vereceği anlamına gelmiyor. Kullanıcın ikiye ayrılıyorsa, yani satın alan ile kullanan farklı kişilerse, beş sayısı da geçersiz; her grup için ayrı ayrı bakman gerekir. Prototip testi arayüzü düzeltir, pazarı doğrulamaz. İkisini karıştırmanın sonu, kusursuz çalışan ve kimsenin istemediği bir ürün.
Kaynaklar