Ajansla Çalışan Tasarımcı İçin: Komisyon Matematiği ve Sözleşmede Bakılacak Yerler
Bir ajansa ya da temsilciye bağlanmak, freelance tasarımcı hayatının en çok romantize edilen adımı. Ajans müşteriyi buluyor, pazarlığı yapıyor, faturayı takip ediyor; karşılığında işin dörtte birini, çoğu zaman üçte birini alıyor. Bu takas kimi zaman fazlasıyla mantıklı, kimi zaman sadece pahalı. Farkı yaratan şey ajansın adı değil, komisyonun hangi işler üzerinden ve hangi koşulla alındığı.
Komisyonun ne kadarını geri kazanman gerektiğini önce hesapla
İllüstrasyon ve tasarım temsilciliğinde alışılmış komisyon aralığı %25 ile %30. Bu oran kulağa "işin çeyreği" gibi geliyor ama net gelirin açısından hesap ters yönden yapılır. %30 komisyonla, aynı parayı eve götürmek için ajansın getirdiği işlerin senin kendi bulduğun işlerden 1 / (1 - 0,30) yani yaklaşık %43 daha pahalı olması gerekir. %25'te bile eşik %33.
Bu tek sayı, ajans değerlendirmesinin tamamını bir soruya indirger: bu ajans benim tek başıma alamayacağım fiyatı gerçekten aldırabiliyor mu? Cevap evetse komisyon ucuzdur. Cevap "bilmiyorum, ama iş akışı düzeliyor" ise pahalı bir sekreterlik hizmeti satın alıyorsun demektir. İkisi de meşru, ama aynı şey değil ve sözleşmeyi imzalarken hangisini aldığını bilmen gerekir.
Görüşmede bunu doğrudan sorabilirsin: son bir yılda benim segmentimde kaç iş kapattınız, ortalama bütçe neydi? Rakam vermeyen ajans, muhtemelen rakamın kendi lehine olmadığını biliyordur.
Ajansın çıkarı seninkiyle nerede ayrışır
Ajans tek bir kişiyi değil, bir portföyü yönetir. Kazancını toplam ciro üzerinden alır, senin ciron üzerinden değil. Bu yüzden gelen bir brief, o işi en iyi yapacak kişiye değil, o hafta müsait olan ve müşteriyi memnun edeceği kesin olan kişiye gider. Sistem kötü niyetli değil, sadece senin önceliklerine göre kurulmamış.
Eski tavsiye listelerinde geçen "ajansınla iletişimi canlı tut, projelerin öncelikli işlensin" maddesi aslında bu yapının itirafıdır. Öncelik otomatik gelmiyorsa, ajans senin satış kanalın değil, ortak kullandığın bir kanaldır. Buna göre davran: kendi doğrudan müşterilerini bırakma, portföyünü kendi adına yayımlamaya devam et, ajansı tek gelir kaynağına çevirme.
Sözleşmede gerçekten bakılacak yerler
Sözleşmenin uzunluğu önemli değil, dört maddesi önemli.
- Komisyonun kapsamı. Sadece ajansın getirdiği işlerden mi alınıyor, yoksa temsil süresince aldığın her işten mi? İkincisi yaygındır ve pazarlığa açıktır. Kendi bulduğun müşteriyi komisyona dahil eden madde, seni ajansa çalışan bir kişiye dönüştürür.
- Kuyruk komisyonu. Ayrıldıktan sonra ajansın tanıştırdığı müşteriyle çalışmaya devam edersen komisyon ne kadar sürer? Altı ay normaldir, iki yıl değildir. Süresiz olanı imzalama.
- Kullanım hakları. Ajansın müşteriyle yaptığı sözleşme, senin devrettiğinden daha geniş bir kullanım hakkı veriyorsa aradaki farkı sen finanse ediyorsun. Telif ve kullanım süresi maddelerinin sana gösterilmesini iste, sonradan değil.
- Tahsilat riski. Müşteri ödemezse ne oluyor? Ajans komisyonunu tahsil edilen tutardan mı alıyor, hak edilen tutardan mı? Bu iki cümle arasındaki fark, kötü bir yılda bütün farkı yaratır.
Bir avukata götürmek şart değil ama ilk sözleşmede bir kez götürmek, sonraki beş sözleşmenin neye benzemesi gerektiğini öğretir. Sabit bir maliyet, tekrar eden bir getiri.
Müzakereyi devretmenin sınırı
Ajanslar fiyat konusunda genellikle senden daha iyidir. Piyasa aralığını bilirler, "bu bütçeyle olmaz" demeyi öğrenmişlerdir, üstelik reddederken kişisel bir şey kaybetmezler. Fiyat pazarlığını devretmek makul.
Kapsam pazarlığı ayrı bir iştir. Kaç revizyon, hangi formatlar, teslim sonrası düzeltme dahil mi? Bunlar işin ne kadar süreceğini belirler ve süreyi bilen tek kişi sensin. Kapsamı ajansın belirlemesine izin verdiğinde, iyi görünen bir fiyat saat başına kötü bir rakama dönüşebilir. Ajans fiyatı konuşsun, kapsamı sen yaz.
Kimin için işe yarar
Ajans, portföyü hazır olan ama dağıtım kanalı olmayan tasarımcı için iyi çalışır. İşin var, örneğin ortada, ama seni kimse bulmuyor. Burada komisyon gerçek bir problemi çözüyor.
Portföyü henüz oturmamış birinde aynı ilişki genelde hayal kırıklığı üretir. Ajans satamayacağı işi almaz, alsa bile son sıraya koyar, sen de aylarca bekleyip ilişkinin çalışmadığını sanırsın. Oysa çalışmayan ilişki değil, zamanlama. Bu durumdaysan, önce doğrudan üç dört müşteriyle küçük işler bitir. Ajansa götürebileceğin şey, yeteneğin değil, kanıtın.
Ve kurumsal freelance işi zaten düzenli gelen biri için ajans çoğu zaman gereksiz bir kesintidir. Kendi müşteri ilişkini kurmuşsan, aradaki katmanı ödemenin karşılığı azdır.
Kaynak