Karmaşık Konuları Anlatırken Neyi Atladığınızı Neden Göremezsiniz
Bir konuyu iyi bilmek onu iyi anlatmayı kolaylaştırmaz, çoğu zaman zorlaştırır. Uzmanlaştıkça hangi adımın açıklanması gerektiğini fark edemez hale gelirsiniz, çünkü o adımı siz yıllar önce geçtiniz. Anlaşılır anlatım bu yüzden bir üslup meselesi değil, eksik bıraktığınız yeri dışarıdan tespit etme meselesidir.
Bildiğiniz şeyi bilmiyormuş gibi düşünemezsiniz
1990’da Stanford’da Elizabeth Newton küçük bir deney yaptı. Katılımcıların bir yarısına tanıdık şarkıların ritmini masaya parmakla vurdurdu, diğer yarısından şarkıyı tahmin etmesini istedi. Vuran kişilere önce “sizce kaç kişi bilir” diye sordu; ortalama tahmin yüzde 50 civarındaydı. Gerçekleşen oran yüzde 2,5 oldu, 120 denemenin 3’ü.
Fark şuradan geliyor: vuran kişinin kafasında şarkı bütün melodisiyle çalıyor, karşı taraf ise düzensiz bir tıkırtı duyuyor. Anlatırken olan tam olarak budur. Kafanızda konunun tamamı çalar, ağzınızdan çıkan o bütünün seyrek vuruşlarıdır ve aradaki boşlukları dinleyicinin kendi başına doldurabileceğini varsayarsınız.
Bu yüzden “daha basit anlat” tavsiyesi tek başına bir işe yaramaz. Neyi atladığınızı göremiyorsanız sadeleştirmeye nereden başlayacağınızı da bilemezsiniz.
Önce örnek, sonra soyutlama. Ama tek örnek yetmez
Anlatıma somut bir örnekle başlamak doğru sıradır. Don Norman’ın yıllardır tekrarladığı şey de bu: soyut tanımla açılan bir sunum dinleyiciyi ilk dakikasında kaybeder.
Eksik kalan kısım şu. Tek örnek soyutlama üretmez, çünkü dinleyici bir örnek gördüğünde hangi özelliğin genel ilkeye hangisinin o örneğe ait olduğunu ayıramaz. Kullanıcı deneyimini anlatmak için tek bir mobil uygulama hatası gösterirseniz akılda kalan şey “mobilde böyle şeyler oluyor” olur. İkinci örneği yüzeyde ilkine hiç benzemeyen bir yerden seçin: bir ATM ekranı, bir asansör panosu, hastane koridorundaki bir yön levhası. Ortak yapı ancak iki örneğin farkı üzerinden görünür hale gelir. Gick ve Holyoak’ın analojiyle problem çözme çalışmaları da aynı yere çıkıyor; tek örnek verilen gruplar ilkeyi yeni bir probleme taşıyamıyor, birbirinden farklı iki örnek verilenler taşıyabiliyor.
Pratik karşılığı basit: bir kavram için elinizde iki örnek yoksa o kavramı henüz anlatabilecek durumda değilsiniz.
Jargonu silmeyin, bir kez yere bağlayın
“Teknik terimlerden kaçının” yaygın bir tavsiye ve çoğunlukla yanlış uygulanıyor. Jargon aslında bir sıkıştırmadır; tek kelime, tarif edilmesi yarım paragraf sürecek bir şeyi taşır. Terimi tamamen attığınızda o yarım paragrafı geçtiği her yerde yeniden ödersiniz. Anlatım kısalmaz, uzar.
Doğru hamle terimi kullanmak, ilk geçtiği yerde bir cümleyle ve bir örnekle yere bağlamak, sonrasında çekinmeden kullanmaya devam etmektir.
Kararı belirleyen tek bir soru var: dinleyici bu alanla bir daha karşılaşacak mı? Karşılaşmayacaksa terimi atın, kavramı bırakın. Karşılaşacaksa terimi öğretmek zorundasınız. Terimsiz anlattığınızda kişi sizi anlar ama alanın kendisini okuyamaz; sizden sonra karşısına çıkan hiçbir metni, hiçbir dokümantasyonu çözemez. Anlatımın hedefi o an anlaşılmak değil, dinleyicinin konuyla kendi başına devam edebilmesidir.
Heyecan taşınır, ama ses tonuyla değil
Motivasyonun detaydan önce geldiği doğru. Ne var ki bu, heyecanlı görünmek anlamına gelmiyor. Mimikle ve ses tonuyla aktarılan şey en fazla birkaç dakika dayanır.
Asıl taşınabilir olan, sorunun kendisidir. Bu konu ortada neden var, hangi problem olmasaydı kimse bunu icat etmezdi, siz ilk defa neyle uğraşırken buna ihtiyaç duydunuz. Dinleyici probleme ikna olduğu anda çözümün detaylarını dinlemeye hazır hale gelir. Sırayı ters çevirip çözümün inceliklerini problemi kurmadan anlattığınızda ise ne kadar canlı anlatırsanız anlatın, karşı taraf niye dinlediğini bilmiyordur.
“Anladınız mı” sorusu size hiçbir şey söylemez
Bu sorunun cevabını kibarlık belirler. Odadaki herkes başını sallar. Anlamadığını söylemek, grubun önünde anlamamış görünmeyi göze almak demektir ve kimse bunu bedavaya yapmaz.
Ölçmenin iki yolu var. Anlattığınızı geri anlattırırsınız: “bunu kendi ekibine nasıl özetlerdin?” Ya da uygulatırsınız; kişiden kavramı kendi işinden bir örnek üzerinde çalıştırmasını istersiniz. İkisinde de tökezlediği yer, sizin atladığınız adımın tam olarak nerede olduğunu gösterir.
Şema da bunu ölçmez. Görsel destek, kurulmuş bir anlayışı toparlamakta iyidir; henüz kurulmamış bir soyutlamanın şeması ise aynı karışıklığın resme çevrilmiş halidir. Anlatım çalışmıyorsa ihtiyacınız olan şey daha iyi bir infografik değil, ikinci bir örnektir.