LinkedIn'de UX Tasarımcı Profili: Anahtar Kelime mi, Kanıt mı?
UX tarafında LinkedIn profili iki ayrı okuyucuya aynı anda yazılır: adayı anahtar kelimeyle filtreleyen bir arama kutusuna ve profili açtıktan sonra otuz saniyede karar veren bir insana. Bu ikisi aynı şeyi istemiyor. Anahtar kelime yığını seni aramada yukarı taşır, profili açan kişiyi ise ilk ekranda kaybettirir.
Başlık alanı: aramada görünmek ile ikna etmek
Başlık, arama sonucunda adının hemen altında görünen tek satır. Rolünü, uzmanlaştığın alanı ve şu anki durumunu taşıması yeterli: “UX Tasarımcı | Kullanıcı Araştırması ve Etkileşim Tasarımı | Yeni projelere açık” gibi bir satır hem filtreye takılır hem okunur. Peki buraya beş ayrı unvanı sıkıştırınca ne oluyor? Aramada muhtemelen hâlâ çıkıyorsun, ama profili açan kişi tam olarak ne iş yaptığını çözemediği için okumayı bırakıyor.
Sayı vermek, sayının arkasını doldurmak
“%20 daha fazla kullanıcı etkileşimi sağlayan projeye liderlik ettim” cümlesi şablonlarda sık geçiyor ve çoğu zaman boş çıkıyor. Okuyan kişinin aklına gelen soru şu: neye göre yüzde yirmi, hangi tarih aralığında, o değişiklikle birlikte başka ne değişti? Ürün tarafında olay kaydı kurulmamışsa ve öncesine ait bir veri tutulmamışsa, o yüzdenin arkasında ölçüm değil tahmin vardır. Ölçümü sen kurmadıysan sayıyı yazma; neyi değiştirdiğini ve sonucu nasıl doğruladığını iki cümleyle anlat, okuyan için daha ikna edici olur.
Öne Çıkanlar bölümü ve bağlantıların gerçekten açılması
Portföy, deneyim metninin içine gömülü bir bağlantı olarak değil, “Öne Çıkanlar” bölümünde durmalı; profilin üst kısmında görsel önizlemeyle görünen tek alan orası. Bağlantıyı ekledikten sonra çıkış yapmış bir tarayıcıda aç ve ne göründüğüne bak. Figma prototip bağlantılarının paylaşım ayarı çoğu zaman takımla sınırlı kalır, işe alımcı da senin özenle kurduğun akış yerine bir giriş ekranı görür. Parola korumalı Notion sayfaları ve süresi dolmuş vaka çalışması adresleri için de aynı şey geçerli.
Rolüne göre neyin öne çıkacağı
Arayüz tarafındaysan ekran görüntüsü tek başına bir şey anlatmıyor; hangi kısıt altında hangi kararı verdiğini yazmadığın sürece güzel bir görsel, güzel bir görsel olarak kalıyor. Araştırmacıysan çıktıların (persona, journey map gibi) kendisi değil, o çıktının hangi ürün kararını değiştirdiği ilgi çeker. Ekip yönetiyorsan işe alım, mentorluk ve tasarım sisteminin kurumsallaşması gibi kalemler, kendi çizdiğin ekranlardan daha fazlasını söyler.
Bağlantı kurmak, gönderi paylaşmaktan çok işe yarıyor
Onay (endorsement) sayısı kimseyi etkilemiyor, çünkü seni hiç tanımayan biri de tek tıkla verebiliyor. Birlikte çalıştığın bir yöneticinin ya da ürün müdürünün yazdığı iki paragraflık tavsiye, on beş onaydan fazla ağırlık taşır. Tavsiye isterken hangi projeden bahsetmesini istediğini de söyle, boş bir istek çoğunlukla yanıtsız kalıyor.
Gönderi paylaşma kısmı ise abartılıyor. Haftada bir sektörel yazı paylaşmanın profiline katkısı, hedeflediğin şirkette çalışan bir tasarımcıya yazdığın tek bir kişisel mesajın yanında küçük kalır.