Konu Başlıkları
Yükleniyor...

UX Portföy Sitesi: Platform Seçimi ve Sonradan Çıkan Maliyetler

Behance, Webflow, UXfolio ya da Kod: UX Portföyü Nerede?

İyi bir UX portföyü tek bir şeyi kanıtlar: bir problemi nasıl parçaladığını. Platform seçimi bunun yanında ikinci sıradadır, ama yanlış seçim iki yıl sonra taşınma masrafı olarak geri döner. Aşağıda platformları özellik tablosuyla değil, sana neye mal olduklarıyla ayırıyorum.

Portföy aslında neyi gösterir

İşe alan kişi önce görsele bakar, sonra kararlara. Ekran görüntüsü bol ama şu akışın neden seçildiğini anlatmayan bir vaka çalışması, tasarımcının değil aracın portföyüdür. İki, en fazla üç proje yeter. Her birinde problem, denenen yol, çöpe atılan fikir ve ölçülebilir bir sonuç olsun; geri kalan işler tek satırlık bir listede durabilir.

Platformlar ve seni bağladıkları yer

Özellik listelerini bir kenara bırakıp platformları sahiplik açısından ayırmak daha çok işe yarıyor.

  • Topluluk platformları (Behance, Dribbble): hazır izleyici kitlesi var, ilk işini yayınlamak on dakika sürer. Karşılığında alan adı, URL yapısı ve arama görünürlüğü senin elinde değil.
  • Site kurucular (Wix, Squarespace, Webflow): tasarım özgürlüğü bu sırayla artar, öğrenme süresi de. Webflow'un verdiği kontrolü istiyorsan ona bir hafta sonu ayırman gerekir; Squarespace aynı akşam yayında olmanı sağlar.
  • UX'e özel araçlar (UXfolio): vaka çalışması şablonu hazır gelir. Bu hem hızlandırır hem de kendi riskini taşır, çünkü aynı şablonla kurulmuş yüzlerce portföy birbirine benzer ve ayırt edici olan yine senin yazdığın metin olur.
  • WordPress: alan adı, içerik ve yönlendirmeler sende. Güncelleme, yedek ve eklenti bakımı da öyle.
  • Notion ile Super, Adobe Portfolio: az bakım isteyen sade çözümler. Creative Cloud aboneliğin zaten varsa Adobe Portfolio ödediğin bir şeyin içinden çıkar.

Portföyün tamamını Behance'te bırakmam. Görünürlük için orada bir profil dursun, ama işin asıl adresi kendi alan adın olsun. Platform politikasını değiştirdiğinde ya da bir projeyi görünmez yaptığında elinde kalan tek şey o adrestir.

Alan adı ve dışa aktarma

Bir platformu denemeden önce iki şeye bakılır: kendi alan adını bağlayabiliyor musun, içeriğini bir gün dışarı alabilecek misin. İkincisi karşılaştırma yazılarının çoğunda geçmez. Vaka çalışması metinlerini kendi bilgisayarında düz dosyalar hâlinde tut, siteye oradan kopyala. Taşınma günü geldiğinde işin yeniden yazmak değil yeniden dizmek olur.

Sayfa ağırlığı portföyün iddiasını çürütüyor

UX portföylerinin en sık hatası burada. Vaka çalışması sayfası tam çözünürlüklü ekran görüntüleriyle dolar; 2400 piksel genişliğinde bir PNG tek başına birkaç megabayta çıkar, altı tanesi aynı sayfaya binince mobil bağlantıda açılış saniyeler sürer. Kullanıcı deneyimi üzerine yazdığın sayfanın kendisi kötü bir deneyim sunar. Görselleri 1600 piksele indir, WebP olarak kaydet, ilk ekranın altında kalanlara loading="lazy" ver. Üç işlem toplam boyutu çoğu portföyde kat kat düşürür ve hiçbir kurucu platform bunu senin yerine yapmaz.

Kendi kodunla yazmak

HTML ve CSS biliyorsan sıfırdan yazmak en geniş kontrolü verir. Yalnız asıl maliyet ilk kurulumda değil. Portföy yılda üç dört kez güncellenir, iki yıl sonra geri döndüğünde derleme zinciri paslanmış, bağımlılıklar eskimiş olur ve önce onları onarırsın. Statik bir site üreticisi ve düz bir dağıtım akışı seç, kendine yönetim paneli kurma. Portföy bir ürün değil, bir belge.

Bakmaya değer örnekler

Yayına aldıktan sonra

Portföy bitmiş bir iş değil. Her proje kapanışında bir sayfalık not al: ne denedin, ne işe yaramadı, sayı olarak ne değişti. O notlar altı ay sonra vaka çalışmasının hammaddesi olur, hafızandan yazmaya kalkarsan hepsi birbirine benzer. Ayda bir kendi siteni telefondan aç ve bir yabancı gibi gez; kırık bağlantıyı da, açılmayan görseli de orada bulursun.