UX Kariyerine Geçiş: Portföy, Network ve İlk Proje
UX'e geçiş rehberleri hep aynı sırayla ilerler: geçmiş deneyimin aslında bir avantajdır, biraz kurs al, portföy hazırla, network kur. Hiçbiri yanlış değil. Ama hepsi işin kolay tarafı, çünkü aynı tavsiyeyi okuyan binlerce kişi sonunda birbirinin aynı vaka çalışmalarıyla aynı ilana başvuruyor.
"Geçmiş deneyimin avantaj" cümlesinin ince yazısı
Pazarlamadan, psikolojiden, öğretmenlikten gelenlerin UX'te işine yarayacak bir birikimi olduğu doğru. Ama bu birikim kendiliğinden transfer olmuyor; çeviriyi siz yapmazsanız kimse sizin adınıza yapmaz. Özgeçmişteki "sekiz yıl çağrı merkezinde çalıştım" satırı tek başına hiçbir şey anlatmaz. Aynı geçmişi "haftada kırk kullanıcıyla konuştum, tekrar eden şikâyetleri kategorilere ayırıp destek ekibine aylık çıkardım" diye yazdığınızda, karşı taraf orada kullanıcı araştırması görür. Değişen şey deneyim değil, deneyimin hangi dille anlatıldığı.
Portföy: herkesin aynı vaka çalışması
Portföyün en çok tavsiye edilen kestirmesi, bir kursun bitirme ödevini vaka çalışması diye koymak. Sorun şu: o brief'i sizinle birlikte binlerce kişi çözdü ve hepsi aynı üç ekranı, aynı persona şablonunu, aynı "kullanıcı yolculuğu haritası"nı üretti. Değerlendiren kişi o çıktıyı ilk kez görmüyor. Ayırt edici olması gereken belge, tam da en çok kopyalanan belge hâline geliyor.
Kurslar bu yüzden değersiz değil. Design Thinking, kullanılabilirlik testleri ve kullanıcı araştırması yöntemleri üzerine düzgün bir eğitim, yöntemi doğru öğretir. Yöntemi öğrendikten sonra onu kurs ödevine değil, gerçek bir şeye uygulayın. Her gün kullandığınız bir uygulamanın kayıt akışını, belediyenin randevu sayfasını, çalıştığınız yerin iç panelini alın. Mevcut hâlini ölçün, birkaç kişiye izletip nerede takıldıklarını not edin, değiştirin, tekrar izletin.
Portföy okurken genelde "ne değişti" kısmına atlarım; süreç şemaları ve moodboard'lar ondan sonra gelir. Bir vaka çalışmasında görmek istediğim sıra kısa: başlangıçtaki somut sorun, onu nasıl ölçtüğünüz, ne değiştirdiğiniz, sonrasında ne olduğu. Dördüncü madde yoksa geri kalanı tasarım değil, sunum.
Network gerçekte ne işe yarıyor
"İş ilanlarından çok network'ten iş çıkar" cümlesi doğru ama eksik anlatılıyor. Gösterecek bir işiniz yokken kurulan network, tanışıklıktan ibaret kalır ve kimse tanıdığı ama işini görmediği birini referans etmez. Sıra tersine çalışıyor: önce ortada görülebilir bir iş olacak, network o işi görünür kılacak.
Pratikte bu, toplulukta iş isteyen kişi olmak yerine bir şeyler yayınlayan kişi olmak demek. Toplulukların işleyişi üzerine yazılanlar da aynı noktaya varıyor: katkı verenler hatırlanıyor, katılanlar hatırlanmıyor. Yaptığınız küçük bir arayüz incelemesini paylaşmak, on etkinliğe sessizce katılmaktan daha hızlı sonuç veriyor.
İlk projeyi nereden bulursunuz
Gönüllü çalışma, staj ve küçük freelance işler burada gerçekten çalışıyor. Tek şartla: işin sonunda gösterebileceğiniz bir çıktı olsun. Bedava yapılan, kapsamı sürekli genişleyen ve sonunda "paylaşmayalım" denen işler kariyer başlangıcı değil, kayıp zaman. Anlaşmayı baştan dar tutun; tek bir ekran, tek bir akış, iki haftalık bir kapsam. Küçük ve bitmiş iş, büyük ve yarım kalmış işten her zaman daha çok anlatır.
Takvim konusunda dürüst olmak
Kurs takvimiyle işe alım takvimi aynı şey değil. Altı haftalık bir eğitimin bitmesi, altı hafta sonra işe girileceği anlamına gelmiyor; arada portföyün olgunlaşması, birkaç gerçek proje ve epeyce görüşme var. Geçişi yaparken mevcut işinizi bir anda bırakmamanın tek nedeni de bu. Alan değiştirmek mümkün, hızlı olduğunu söyleyen kimseye inanmayın.