Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Estetik ve İşlev: Güzel Tasarımın Gizlediği Kusurlar

Web Tasarımında Estetik ve İşlev Dengesi Nasıl Kurulur

Güzel bir arayüz kullanıcıyı yalnızca içeri çekmez; içerideyken karşılaştığı aksaklıklara karşı da hoşgörülü yapar. Kulağa iyi haber gibi geliyor, ama bir yan etkisi var: aynı hoşgörü, sizin de sorunu görmenizi engeller. Estetikle işlev arasındaki tartışma, "hangisi önce gelir" sorusunun çok ötesinde bir yere oturuyor.

Güzellik kusuru gizler

1990'ların ortasında Hitachi'den Masaaki Kurosu ve Kaori Kashimura, bir bankamatik arayüzünün çok sayıda varyasyonunu kullanıcılara test ettirdi. Katılımcıların "kullanımı kolay" bulduğu tasarımlar, ölçülen kullanım kolaylığıyla değil, göze hoş gelmesiyle örtüşüyordu. Bulgu o günden beri estetik-kullanılabilirlik etkisi adıyla anılıyor.

Buradan çıkan sonuç çoğu yerde yarım okunuyor. Güzel tasarım kullanıcının sabrını artırır, doğru. Ama cilalı bir mockup'la yapılan testte kimse "şu adım kafamı karıştırdı" demez, "çok şık olmuş" der ve akıştaki tıkanıklık hiçbir yere kaydedilmez. Yani estetik, ölçüm aracınızın kalibrasyonunu bozar.

"Form işlevi izler" cümlesinin sahibi ne demişti

Louis Sullivan bu ifadeyi 1896'da gökdelen tasarımı üzerine yazdığı bir denemede kullandı ve cümlesi tam olarak "form ever follows function" idi. Doğadaki her biçimin işlevinden doğduğunu anlatan bir benzetmeydi bu, süslemeye karşı bir manifesto değil. Sullivan'ın kendi binaları cephelerindeki yoğun bezemeyle tanınır.

Cümleyi "işlevsel olmayan her şeyi at" diye okuyanlar sonraki kuşaktı. Fark pratikte şuraya düşüyor: ilk okuma estetiğin işlevden doğmasını bekler, ikincisi estetiği işlevden arta kalan boşluğa sıkıştırır. Web'de birinciyi hedefleyip ikincisine düşmek çok kolaydır ve ortaya çıkan şey sade değil, bitmemiş görünen bir arayüz olur.

Google ana sayfası neyin örneği

Boş beyaz sayfa ve tek bir arama kutusu, işlevin biçimi belirlemesine verilen klasik örnektir. Ama aynı şirket bağlantı rengi için kırk bir farklı mavi tonunu canlı trafikte denemişti; tasarımcı Douglas Bowman, 2009'da Google'dan ayrılırken bunu kendi kaleminden yazdı. Oradaki sadelik, tasarım kararının yokluğu değil, çok sayıda tasarım kararının sonucu. Görüntüyü kopyalamak kolay, arkasındaki kararları kopyalamak değil.

Testi estetiğin gölgesinden çıkarmak

Görüşü ölçümden ayırın. "Nasıl buldunuz" sorusu doğrudan estetik-kullanılabilirlik etkisine yem olur. "Şu ürünü sepete ekleyin ve taksit seçeneğini değiştirin" gibi bir görev ise tamamlanma süresini, geri dönüşleri, takılma noktalarını verir. İkisi çeliştiğinde ölçüme güvenin.

Bir akışın çalışıp çalışmadığını anlamak için yüksek çözünürlüklü tasarımı beklemem. Gri kutulardan oluşan kaba bir prototip aynı sorunu hem daha erken hem daha net gösterir, üstelik kimse renk seçimini tartışmaya açamadığı için konu akışta kalır. Görsel dil, akış oturduktan sonra üstüne gelir.

Denge tam olarak nerede kurulur

Estetik ve işlev, sıraya dizilecek iki aşama değil. Her görsel karar tek bir soruya indirgenebiliyor: bu, kullanıcının yapmaya çalıştığı işi kolaylaştırıyor mu, yoksa yalnızca ekran görüntüsünü mü güzelleştiriyor?

İkinci gruba girenlerin hepsi atılacak demek değil, marka hissi de bir işlevdir. Ama kararın hangi gruba girdiğini bilerek vermek gerekir. Çünkü birinci gruptan vazgeçmenin bedeli ölçülebilir, ikincisininki yalnızca tahmin edilir ve tahminle savunulan tasarımlar ilk itirazda düşer.