Bilgi Aşırı Yüklenmesi: Kaynağı, Sınırı ve Tasarımdaki Karşılığı
Bilgi aşırı yüklenmesi, bir insanın işleyebileceğinden fazla veriyle karşılaşınca karar kalitesinin düşmesi. Kavram 1964'te ortaya atıldı, yani sorunun kaynağı internet değil; internet ölçeği büyüttü. Tasarım tarafında asıl ilginç olan şu: yükü azaltmak için önerilen çözümlerin bir bölümü ekrana bilgi ekliyor.
Kavram internetten eski
Terimi siyaset bilimci Bertram Gross 1964'te kullandı, Alvin Toffler 1970 tarihli Future Shock ile geniş kitleye taşıdı. İkisi de web'i görmedi. Matbaanın yaygınlaşmasının ardından da benzer bir şikayet yükselmişti: okunacak şey artık bir ömre sığmıyordu. Demek ki sabit kalan taraf insanın işleme hızı, değişen taraf ise yayınlama maliyeti.
Peki bu maliyet sıfıra yaklaşınca ne oldu? Bir şeyi yayınlamamak için gereken gerekçe ortadan kalktı. Eskiden bir metnin basılması için birinin ona yer ayırması gerekiyordu, o kısıt aynı zamanda bir filtreydi. Şimdi filtre üretim tarafında değil, tüketim tarafında duruyor ve masrafını okuyan ödüyor.
Yükü üreten şey miktar değil, yapısızlık
Aynı veriyi iki biçimde önünüze koyun: biri gruplanmış ve sıralanmış bir tablo, diğeri dağınık bir metin yığını. Hacim eşit, okuma maliyeti değil. Aşırı yüklenme çoğu zaman parçalar arasındaki ilişkinin görünmemesinden doğuyor.
Kanal sayısı bunu ayrıca büyütüyor. Aynı konu e-postada, bildirimde ve panoda ayrı ayrı, farklı kelimelerle karşınıza çıkınca zihin her seferinde aynı eşleştirmeyi sıfırdan yapıyor. Üç kaynak var ama bilgi tek; yorulmanın sebebi tekrar değil, tekrarı çözme işi.
Sadeleştirme tavsiyesinin kendi içindeki çelişki
Bu konudaki standart öneri listesi genelde ikiye ayrılır ve iki yarısı birbirini yer. Bir yanda gereksiz detayı çıkarın, ana mesajı öne alın var. Diğer yanda derinlemesine bilgi isteyenler için ek kaynak koyun, karşıt görüşleri de özetleyin, sonraki adımı açıkça yazın var. İkinci grubun her maddesi ekrana bilgi ekler. Aynı listede yan yana durdukları için de çelişki fark edilmeden geçer.
Çıkış yolu ikisinden birini seçmek değil, aynı anda görünme koşulunu gevşetmek. Katmanlı sunum, yani varsayılan halde özet, isteyene ayrıntı, hem kapsamı hem sadeliği aynı ekranda tutabiliyor. Bir yönetim panelinde bunu tam olarak gördüm: müşteri her alan görünsün dediği için otuza yakın sütunlu bir tablo çıkardık, sonraki aylarda kayıtlar yalnızca dört sütunun filtrelendiğini gösterdi.
Ölçüyü de doğru yere koymak gerekiyor. Ekrandaki toplam kelime sayısı zayıf bir gösterge; asıl yük, kullanıcının tek bir kararı verirken karşılaştırmak zorunda kaldığı seçenek sayısında birikiyor. Beş seçenek arasında ikili karşılaştırma sayısı 10, on seçenekte 45 oluyor. n(n-1)/2 ile büyüdüğü için, seçeneği ikiye katlamak yükü dörde katlıyor. Uzun bir listeyi kısaltmak, aynı listeye açıklama eklemekten her zaman daha fazla iş görüyor.
Kişisel tarafta ne işe yarıyor
Filtre kurmak en çok verilen tavsiye, ama tek başına eksik kalıyor: filtre neyi görmeyeceğinizi belirler, ne zaman bakacağınızı belirlemez. Asıl kazanç zamanlamada. Bildirimleri anlık takip etmek yerine günde iki veya üç kez toplu bakmak, aynı içeriği yarı maliyetle geçirtiyor, çünkü her kesinti bağlamı yeniden kurma bedeli getiriyor.
İkincisi, kararların çoğu tam bilgiyle verilmiyor ve verilmesi de gerekmiyor. Geri dönülebilir bir karar için ek araştırma yapmak, çoğu zaman kararın kendisinden pahalı. Geri dönülemeyen kararları ayırıp bilgi toplama enerjisini oraya yığmak, listedeki bütün filtreleme taktiklerinden daha fazlasını yapıyor.