Konu Başlıkları
Yükleniyor...

UI Tasarım Portföyü: Neyi Kanıtlar, Nasıl Kurulur

UI Portföyü: Vaka Çalışması Yazımı ve Sayfa Performansı

Bir UI portföyü, güzel ekran görüntülerinin toplandığı bir albüm değil, karar geçmişinizin kaydıdır. Portföyünüze bakan kişi ekranın kendisinden çok şunu merak eder: bu tasarımcı neyi neden seçti, seçmediği yolları biliyor muydu? Portföyün asıl işi, siz odada yokken bu soruya cevap vermektir.

Portföy neyi kanıtlamak zorunda?

Bir başvuruya ayrılan süre çoğunlukla birkaç dakikadır. O birkaç dakikada bakan kişi sırasıyla şunları arar: problemi kendi cümlelerinizle tanımlayabiliyor musunuz, seçenekler arasında gerekçeli karar veriyor musunuz, verdiğiniz kararın sonucunu takip ettiniz mi. Görsel kalite bu üçünün yerine geçmiyor. Sadece bunlar varken işe yarıyor.

Tek bir görselden ibaret sunumlar (tasarım paylaşım siteleri bu formatı özendiriyor) bu üç sorunun hiçbirine cevap vermez. Bakan kişi ekranın hangi kısıt altında çıktığını, kaç turda oraya geldiğini, hangi fikrin elenip neden elendiğini göremez. Portföyünüzde on proje varsa ve hepsi böyleyse, aslında sıfır vaka çalışmanız var demektir.

Bir vaka çalışmasının iskeleti

Her proje için aynı beş başlığı doldurun. Sıkıcı görünmesi iyidir, okuyan kişi aradığını nerede bulacağını bilir:

  • Bağlam: Ürün ne yapıyor, kullanıcısı kim, iş tarafının derdi neydi.
  • Problem: Tasarıma başlamadan önce elinizde hangi kanıt vardı? Destek kayıtları, analitik, kullanıcı görüşmesi, hepsi sayılır.
  • Rolünüz: Ekip kaç kişiydi, siz hangi ekranlara dokundunuz. Tek başına yapılmış gibi anlatılan takım işleri referans görüşmesinde ortaya çıkıyor.
  • Kısıt: Süre, eski kod tabanı, mevcut tasarım sistemi, yasal zorunluluk. Kısıtı yazmayan portföy, kararları havada bırakır.
  • Sonuç: Ne değişti, nasıl anladınız.

Somut bir örnek: mobil bankacılık uygulamasında kullanıcılar para transferi için üç seviye menü iniyordu. Menü sadeleştirildi, en sık kullanılan üç işlem ana ekrana alındı, geri kalanı ikinci seviyeye toplandı. Burada asıl anlatılması gereken şey sadeleştirmenin kendisi değil, hangi işlemlerin en sık kullanıldığını nereden bildiğiniz. O cümle yoksa geriye estetik bir tercih kalır.

Elinizde sayı yoksa ne yazacaksınız?

Portföy tavsiyelerinin neredeyse tamamı aynı yerde ısrar eder: her projeye ölçülebilir sonuç ekleyin. Tavsiye doğru ama uygulanabilirliği sınırlı. Ajansta çalışan, freelance iş yapan ya da işi teslim edip çıkan bir tasarımcının canlı ürünün analitiğine erişimi çoğu zaman olmuyor. Bu boşluk da uydurma yüzdelerle doluyor, işe alan taraf bunu bir süre sonra tanıyor.

Sayı yoksa ölçülebilir başka şeyler var. Bir işi tamamlamak için gereken adım sayısı öncesi ve sonrası olarak yazılabilir. Beş kişilik bir kullanılabilirlik testinde kaç kişinin nerede takıldığı yazılabilir, beş kişi az bir örneklem ama gerçek. Aynı konuda gelen destek taleplerinin metni bile kanıttır. Emin olmadığınız bir sonucu yazmak zorunda değilsiniz; "bu sürümün etkisini ölçemedim" cümlesi, olmayan bir yüzdeden daha güven verir.

Portföyün kendisi de bir arayüz

Kullanıcı deneyiminden söz eden bir sayfanın kendi deneyimi kötüyse iddia orada düşer. En sık görülen hata ağırlık: tam çözünürlükte kaydedilmiş mockup görselleri, arka planda dönen video, her projeye giydirilmiş özel geçiş animasyonları. Sonuçta ilk ekranın açılması saniyeler alıyor, üstelik bunu değerlendiren kişi çoğu zaman telefondan bakıyor.

Görselleri gerçek gösterim boyutuna göre yeniden boyutlandırın, ekranın altındakileri geciktirmeli yükleyin, projeleri tek tek adreslenebilir sayfalara ayırın. Prototip gömmek yerine kısa bir ekran kaydı koyun (canlı prototip gömmeyi genelde gereksiz buluyorum, yükleniyor ekranından sonra kimse beklemiyor). Navigasyon iki tıkla her projeye ulaşsın, bir sonraki projeye geçiş için geri tuşuna basmak gerekmesin.

Bu işin ölçüsü basit: portföyünüzü kendi telefonunuzdan, mobil veriyle, ilk kez açıyormuş gibi açın. Orada rahatsız olduğunuz her nokta, sizi değerlendiren kişinin de rahatsız olacağı noktadır.