Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Ücretsiz 10 UX Masterclass: Hangisi Kime Yarar?

10 Ücretsiz UX Masterclass ve Hangisini Seçmeli

Bu yaz on ayrı ücretsiz UX masterclass açıldı. Listeye bakınca ilk mesele belli oluyor: on oturum tek bir kişiye göre kurulmamış. Kariyer değişikliği anlatan oturumla semantik etkileşim tasarımı anlatan oturum aynı masaya oturmuyor, dolayısıyla doğru soru hepsini nasıl yetiştireceğiniz değil, hangi ikisinin işinize dokunduğu.

İkisini seçin, onunu değil

Ücretsiz olması hepsini izlemek için gerekçe değil. On canlı oturum bir haftanın iyi bir kısmını yer, üstelik notu alınmayan oturum birkaç gün içinde buharlaşır. Şu an masanızda duran işe dokunan iki tanesini seçin, takvime yazın, kalanını listeden silin.

Seçerken tek ölçüt yeter: oturumdan çıkınca pazartesi sabahı uygulayabileceğiniz bir şey kalıyor mu? Kart sıralama ve tasarım sprinti bu testi geçiyor, ikisi de arkasında bir prosedür bırakıyor. Yaratıcılık ve hikaye anlatımı oturumları geçmiyor; onları merak ettiğiniz için izlersiniz, bu da geçerli bir sebep, ama aynı sebep değil.

Arkasında yöntem bırakanlar

Donna Spencer'ın kart sıralama oturumu, kullanıcıların içeriği nasıl grupladığını ölçmenin en ucuz yolunu anlatıyor. Kartları verirsiniz, gruplatırsınız, çıkan kümeleri okursunuz. Kart sıralamanın çıktısını doğrudan menü yapısına çevirmem: kullanıcıların zihnindeki gruplama, navigasyonun taşımak zorunda olduğu yükle aynı şey değil. İlki girdidir, kararın kendisi değil.

John Zeratsky'nin tasarım sprinti oturumu beş günlük formatı gösteriyor. Sprintin asıl faydası hızlı prototip değil, kararı beş güne sıkıştırıp erteleme alanını yok etmesi. Ekipte bunu bir toplantıda konuşalım cümlesi sık dolaşıyorsa bu oturum size bir kurtarıcı verir.

Daniel Rosenberg'in UX Magic başlıklı oturumu, etkileşimi katmanlara ayıran ve kararları veriye bağlayan bir model öneriyor. Zaten bir ürünün üstünde çalışıyorsanız, elinizdeki arayüzü bu katmanlara bölerek izlemeye değer; hiç ürün yokken izlerseniz elinizde sadece bir terminoloji kalır.

Yazı ve görsel tarafı

Torrey Podmajersky'nin UX writing oturumu, arayüzdeki metnin ürün kararı olduğunu savunuyor. Buton etiketinin, hata mesajının ve boş ekran metninin ton ve iş hedefiyle nasıl hizalanacağı üzerine gidiyor. İçerik stratejisi ile içerik tasarımı arasındaki farkı da netleştiriyor, ki bu iki kavram ekip içinde en sık karıştırılan çiftlerden biri.

Ellen Lupton'ın oturumu tasarım ilkeleriyle anlatıyı birleştiriyor: görsel düzenin kendisi bir sıralama önerisidir, kullanıcı hangi bilgiyi önce görürse hikayeyi oradan kurar. Bu oturum somut bir prosedür bırakmıyor ama bakışı değiştiriyor.

Asıl zorluk odadaki diğer insanlar

Morgane Peng, tasarım diliyle konuşmayan paydaşlarla çalışmayı anlatıyor. Bu oturum listedeki en az havalı, en çok işe yarayan başlık olabilir. Çünkü çoğu tasarım kararı yanlış olduğu için değil, savunulamadığı için düşer.

Todd Zaki Warfel'in sunum oturumu da aynı yaranın öbür yarısı. Kanıta dayalı sunum, yani ekrana koyduğunuz her iddianın arkasına bir ölçüm ya da gözlem koymak. Peng ile Warfel'i arka arkaya izlemek mantıklı, ikisi tek bir problemi bölüşüyor.

Geniş açı ve alana giriş

Don Norman'ın 21st Century Design oturumu, tasarımı ekran ölçeğinden çıkarıp sistem ve toplum ölçeğine taşıyor. Alan Dix'in yaratıcılık oturumu ise fikir üretimini teknikleştirmeye çalışıyor. İkisi de ilham tarafında duruyor, pazartesi sabahına bir şey bırakmıyor.

Cory Lebson'ın kariyer oturumu ise yalnızca alana dışarıdan girenler için anlamlı. Portfolyo ve ağ kurma tavsiyeleri, hâlihazırda UX işi yapan biri için tekrar olur. Listeyi baştan sona izlemek yerine kendinizi bu dört gruptan birine yerleştirin: yöntem arıyorsanız Spencer ve Zeratsky, arayüz metni yazıyorsanız Podmajersky, kararınızı kabul ettiremiyorsanız Peng ve Warfel, alana yeni giriyorsanız Lebson.