Konu Başlıkları
Yükleniyor...

UX Tasarıma Kariyer Geçişi: Portfolyonuzu Neyin Üzerine Kurmalısınız

Başka Bir Meslekten UX Tasarımcılığına Geçiş: Gerçekçi Bir Yol

UX tasarımına geçmek isteyenlere verilen tavsiye genellikle iki cümleye sığıyor: kurs al, portfolyo yap. İkisi de doğru, ikisi de eksik. Asıl mesele geldiğiniz alanın UX tarafında neye karşılık geldiğini bulmak ve portfolyoyu o eksenin üzerine kurmak.

Geldiğiniz alan dezavantaj değil, elinizdeki tek gerçek fark

UX ekiplerinde psikologlar, pazarlamacılar, yazılımcılar, gazeteciler, hatta muhasebeciler var. Bunun sebebi işin kolay olması değil; içinde araştırma, yapı kurma, yazı ve görsel düzen gibi birbirinden ayrı damarların bulunması.

Geçiş yapan birinin en çok harcadığı şey de tam burada saklı. Bir hukuk bürosunda beş yıl çalıştıysanız, avukatların her gün kullandığı dava takip yazılımının nerede tıkandığını, hangi ekranın neden atlandığını, kimsenin anket sorusuyla öğrenemeyeceği kadar iyi biliyorsunuz. Hemşireyseniz hastane bilgi sistemi için aynısı geçerli. Muhasebeciyseniz e-fatura ekranları için. Bu ekranların çoğu gerçekten kötü ve neden kötü olduklarını anlatabilecek insan sayısı az.

Buna rağmen geçiş yapanların büyük kısmı ilk portfolyo projesi olarak popüler bir uygulamanın yeniden tasarımını seçiyor. Herkesin yaptığı, kimsenin ölçemediği, sizin de o üründe hiçbir bilgi avantajınızın olmadığı bir iş. Tek farkınızı kendi elinizle silmiş oluyorsunuz.

Portfolyo tavsiyesindeki sessiz çelişki

Aynı yazılarda iki cümle yan yana duruyor: bu işte portfolyo her şeydir ve diploma gerekmez, deneyim yeter. Geçiş yapan birinin ne portfolyosu ne de UX deneyimi var. Yani ilk portfolyoyu iş almadan, kendi imkânınızla üretmek zorundasınız. Kaynağın söylemediği kısım bu.

Pratikte üç seçenek kalıyor ve hepsi eşit değil. En güçlüsü, yukarıda anlattığım gibi kendi eski alanınızdaki gerçek bir problemi ele almak. İkincisi küçük bir işletme, dernek ya da gönüllü bir proje için gerçek kullanıcısı olan bir iş yapmak. En zayıfı kurs bitirme projesi, çünkü aynı brief'i o kursu alan herkes teslim ediyor ve işi inceleyen kişi bunu ilk bakışta tanıyor.

Kullanıcı testi kısmını bütçesizlik gerekçesiyle atlamayın. Nielsen'in yıllardır tekrarlanan kuralı, beş kullanıcının çoğu kullanılabilirlik sorununu ortaya çıkardığı yönünde. Beş kişi bulmak zor değil. Araştırma yapmadan hazırlanmış bir vaka çalışmasıyla, üç kişiyle konuşup ekranı ona göre değiştirmiş bir vaka çalışması arasındaki fark, portfolyoyu okuyan kişinin gördüğü ilk şey.

Sayı konusunda da abartmaya gerek yok. Portfolyoyu inceleyen kişi ilk vakayı okur, ikinciye göz atar, gerisini gezer. On yüzeysel proje yerine üç derin proje daha iyi sonuç veriyor ve sıralama önemli: kendi alanınızdan çıkardığınız işi başa koyun.

Diploma sorusu: nereye başvurduğunuza bağlı

Diploma gerekmez demek biraz fazla iddialı, gerekir demek de gerçeği yansıtmıyor. Ayrım başvurduğunuz yerde. Büyük kurumların insan kaynakları filtreleri hâlâ eğitim alanına bakıyor ve ilgisiz bir lisans oradan geçmeyebiliyor. Ürün ekipleri, ajanslar ve küçük şirketler ise doğrudan işe bakıyor.

Kariyer değiştiren biri için doğal kapı ikinci grup. Orada bir iki yıl çalıştıktan sonra ilk gruba başvurduğunuzda artık eğitim satırınız değil, sevk ettiğiniz ürünler konuşuyor.

Uzmanlık seçimini erkene almayın

Araştırma, etkileşim tasarımı, bilgi mimarisi, içerik stratejisi, arayüz tasarımı. Bunlar gerçek uzmanlık alanları, ama ayrı ilanlara dönüşmeleri belli bir ekip büyüklüğünden sonra oluyor. Küçük ekipte tasarımcı hepsini biraz yapar.

Geçiş aşamasında bu bir avantaj. Hangi kısmın size uyduğunu, altı ay o işi yapmadan bilemezsiniz. Bir yandan da küçük ekipler geniş profil aradığı için, kariyer değiştiren adayın ilk işi bulma ihtimali orada daha yüksek. Uzmanlaşma kararını ikinci işe bırakın.

Mentor aramak yerine soru sorun

"Mentor arıyorum" diye başlayan mesajlar çoğunlukla cevapsız kalıyor, çünkü karşı taraftan süresi belirsiz bir taahhüt isteniyor. Belirli bir soru ise cevap alıyor: şu ekranda iki akış denedim, ikisinin de sorunu şu, siz hangisini seçerdiniz.

Topluluklarda da aynı mantık geçerli. Katılmak tek başına bir şey getirmiyor. Yaptığınız bir işi, aldığınız kararları ve nerede yanıldığınızı yazıp paylaşmak getiriyor. Kariyerini değiştiren insanların çoğu ilk işini ilan üzerinden değil, birinin o yazıyı okuyup yazmasıyla buluyor.