Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Semantik Etkileşim Tasarımı: Arayüzün Gramerini Kurmak

Arayüzde Nesne ve Eylem Ayrımı: Semantik Etkileşim Tasarımı

Bir arayüzü kullanan kişi aslında bir dil öğreniyor: neyin nesne, neyin eylem olduğunu, hangi şeyin hangisine uygulanabildiğini. Semantik etkileşim tasarımı bu dilin gramerini rastgele bırakmak yerine bilerek kurma işi. Gramer tutarsızsa kullanıcı her ekranda ayrı bir istisna ezberler, o ezber yükü de ürünün ömrü boyunca faturaya döner.

Nesne, eylem, nitelik

İşin çekirdeği üç kelime. Nesneler, kullanıcının üzerinde iş yaptığı şeylerdir: bir iş ilanı, bir fatura, bir sayfa. Eylemler bu nesnelere uygulanır: başvur, arşivle, yayınla. Nitelikler ise nesnenin halini taşır, taslak mı yayında mı, hangi tarihte, kimin elinde.

Arayüz bu üçünü görsel olarak birbirinden ayırabiliyorsa kullanıcı ekranı okumayı bir kez öğrenir ve bir sonraki ekranda öğrendiğini kullanır. Ayıramıyorsa her ekran ayrı bir ezber olur.

Birleşik menü neden şişer

Nesneleri ve eylemleri aynı açılır menüye koymanın görünmeyen bir maliyeti var. Altı nesneniz ve dört eyleminiz varsa, ayrı iki menü toplam on kalem gösterir. Aynı şeyi tek menüde "ilanı arşivle", "ilanı yayınla", "faturayı arşivle" biçiminde kurduğunuzda liste 24 kaleme çıkar, çünkü orada toplam değil çarpım büyüyor. Nesne sayısı arttıkça makas açılır ve menü bir noktadan sonra kendi içinde arama kutusu istemeye başlar.

Kullanıcı hangi dili getiriyor

Kimse arayüzünüze boş gelmiyor. İnsanlar kendi işlerinin sözlüğüyle geliyor, o sözlükte "varlık oluştur" diye bir şey yok, "yeni ilan ver" var. Etiketleri veritabanı tablolarınızın adından değil, kullanıcının telefonda işi anlatırken kurduğu cümleden almak, öğrenme süresini kısaltan en ucuz müdahale.

Bunun bir sınırı var: kullanıcıların dili de her zaman tutarlı değildir. Aynı şeye üç farklı isim veren üç bölüm çıkabilir. O durumda birini seçip her yerde ona sadık kalmak, herkesin alışkanlığını ayrı ayrı memnun etmeye çalışmaktan iyidir.

Tutarsızlığın faturası nereye çıkıyor

Tutarsız arayüzün kullanıcıya ezber yükü bindirdiği bilinen kısım. Az konuşulan kısmı, aynı tutarsızlığın kodda da duruyor olması. Aynı işi yapan üç ayrı buton çoğu zaman üç ayrı kod yolu demektir. Birini düzeltirsiniz, diğer ikisi eski davranışı sürdürür, hata kaydı altı ay sonra başka bir başlıkla geri gelir.

Bu yüzden nesne ve eylem menülerini yapısal olarak ayırmayı, ekip için ortak bir adlandırma sözlüğü tutmaktan daha güvenilir buluyorum. Sözlük bir dokümandır, güncellenmediği gün ölür. Ayrım ise bileşenin kendisine yazılır; kuralı hiç okumamış biri bile mevcut yapıyı taklit ederek doğru yere düşer.

Kararların sırası

Semantik tasarım üst üste binen katmanlardan oluşuyor. Önce gramer: hangi nesneler var, üzerlerinde hangi eylemler tanımlı. Sonra görselleştirme: bu ayrım ekranda hangi bileşenle görünür oluyor. En sonda akış: görev zaman içinde hangi adımlara bölünüyor.

Sıra önemli, çünkü gramerde alınan karar diğer ikisini kilitliyor. "Taslak" ile "yayında" arasındaki farkı nesnenin bir niteliği olarak değil de iki ayrı nesne türü olarak kurarsanız, o hata ekranlara, menülere ve yıllar sonra veri modeline kadar yayılır.

Bu listeye kimi zaman dördüncü katman olarak ödül ve puanlama mekanizmaları ekleniyor. Gramer oturmadan eklenen puanlama, yanlış anlaşılan bir arayüzü daha sık kullandırmaktan başka işe yaramaz.

Basit bir başlangıç

Elinizdeki bir ekranı açın ve üzerindeki her öğeyi nesne, eylem ya da nitelik diye etiketleyin. Üçüne de tam oturmayan öğeler çıkacak. Arayüzün gerçek sorunu genelde tam orada duruyor.