Tasarımda Appropriation: Aynı Kelimenin Altındaki İki Ayrı Sorun
Appropriation tek kelime ama tasarımda iki ayrı olayı anlatıyor. Biri, hazır bir nesneyi ya da görseli neredeyse hiç değiştirmeden yeni bir işin içine yerleştirmek. Diğeri, kullanıcının ürünü tasarımcının hiç hesaba katmadığı bir işte kullanması. İlki bir hak meselesi, ikincisi bir geri bildirim. Aynı başlık altında toplanınca ikisi de bulanıklaşıyor.
Hazır malzemeyi almak
Picasso gazete kupürlerini kolajlarına taşıdığında, Duchamp bir pisuarı sergiye koyduğunda yaptıkları buydu: nesneyi değiştirmeden bağlamını değiştirmek. Anlamı üreten müdahale değil, yer değiştirmenin kendisi.
Buradan sık çıkarılan sonuç ise şu: yeni bağlam her zaman yeni anlam üretir. Üretmiyor. Duchamp’ın hamlesi 1917’de bir şeydi, çünkü sergi salonunun neyi kabul ettiği o an tartışmalıydı. Aynı hamle bugün alıntıdan ibaret. Hazır bir ikon setini ya da şablonu projeye aldığında ortaya çıkan şey de çoğunlukla yeni bir anlam değil, kazanılmış zamandır. Bunda sorun yok, ama adını doğru koy: bu bir üretim kararı, sanatsal bir jest değil. Karışınca sıradan bir kısayol, kendini fikir sanmaya başlıyor.
Telifte “bir uzmana danışın” yeterli bir cevap değil
Warhol’un Prince serisi yıllarca örnek diye anlatıldı, sonra mahkemede kaybetti. Andy Warhol Vakfı ile fotoğrafçı Lynn Goldsmith arasındaki dava 2023’te ABD Yüksek Mahkemesi’nde sonuçlandı ve mahkeme, dergiye lisanslama söz konusu olduğunda dönüştürücü kullanım savunmasını Warhol aleyhine yorumladı. Tartışmanın ağırlık merkezi eserin ne kadar değiştiğinde değil, hangi amaçla ve hangi pazarda kullanıldığındaydı.
Pratikte işine yarayacak ayrım da orada: senin kullanımın orijinalin yerine mi geçiyor, yoksa başka bir talebe mi cevap veriyor? Bir stok fotoğrafı arka plana koyduğunda, o fotoğrafın satıldığı pazarın tam içindesindir; bir ikonu tanınmayacak kadar soyutlayıp sistem diline kattığında değilsindir. Lisans metnini kendin oku, ticari kullanım ve türev eser maddelerine bak. Bunlar avukata gitmeden okunabilecek şeyler, üstelik avukata gerçekten ihtiyacın olduğu noktayı da ancak okuduktan sonra görürsün.
Kültürel referanslar
Başka bir kültürün motifini, sembolünü ya da giysi formunu alırken “izin aldım mı” sorusu çoğu zaman havada kalıyor, çünkü kime soracağın belli olmuyor. Daha işlevli soru şu: bu form ait olduğu yerde ne anlatıyor, seninki o anlamı taşıyor mu, yoksa sadece dokusunu mu alıyor? İkincisi otomatik olarak skandal değil. Ama bir yas sembolünü desen olarak kullanmakla, bir dokuma tekniğini öğrenip uygulamak arasındaki farkı da bu soru ayırıyor.
Kullanıcının amaç dışı kullanımı
Tırnak makasının ince ucuyla vida sıkan kullanıcı ikinci tür appropriation’ı yapıyor. Tasarım yazını bunu neredeyse her seferinde fırsat diye anlatır. Çoğu zaman değil. Bir aracın amacı dışında kullanılması önce arıza sinyalidir: doğru yol ya yok, ya da bulunamıyor.
Ayrımı yapmak zor da değil. Davranış kaç kullanıcıda tekrarlanıyor, o kullanıcılar önce doğru yolu deneyip vazgeçti mi? Yazılımda bunu ölçmek anket işi değil. Arama kutusuna girilen sorguların ilk yüz tanesini oku, kaçının aslında bir arama değil bir menü isteği olduğunu göreceksin. Aynı şekilde, serbest metin “not” alanına düzenli olarak tarih, tutar ya da durum yazılıyorsa bu yaratıcılık değil, eksik bir alanın kullanıcı tarafından uydurulmuş halidir. Onu alan haline getirdiğinde kullanıcı yeni bir şey öğrenmez, zaten yaptığı şeyi daha az zahmetle yapar.
Gerçek fırsat, davranışın ürünün kapsamının dışına taştığı durumlarda çıkıyor: kullanıcı senin çözmediğin bir problemi senin aracınla çözmüşse, orada başka bir ürün var demektir. İki appropriation arasındaki fark da burada özetleniyor. Birincisinde başkasının işini alıyorsun ve hesabını vermen gerekiyor. İkincisinde kullanıcı sana kendi işini nerede yapmadığını söylüyor. İkisine aynı isim veriliyor diye aynı muameleyi yapma.