Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Dışsal Biliş: Kullanıcının Hatırlamak Zorunda Kalmadığı Arayüz

Ürün Tasarımında Dışsal Biliş ve Bilişsel Yükün Gerçek Maliyeti

Uçuş rezervasyon kodunu kimse ezberlemez. Ekran görüntüsü alınır, e-posta yıldızlanır, bir kenara yazılır. Dışsal biliş dediğimiz şeyin tasarım karşılığı bu: düşünmenin bir kısmını kafanın dışına, ortama devretmek. İşe yaradığı yer kadar sessizce ters teptiği bir yer de var, çoğu UX yazısı ikincisini atlıyor.

Mesele hafızayı boşaltmak değil

17 × 24'ü zihinden çarpmak zordur, kâğıtta kolaydır. Fark, kâğıdın rakamları hatırlaması değil. Kâğıt işlemi bir sıraya sokar, ara sonuçları görünür tutar ve nerede kaldığınızı size geri söyler. David Kirsh'in dışsal temsiller üzerine yazdığı şey tam olarak budur: dış ortam bir depo değil, problemin biçimini değiştiren bir araçtır.

Tasarımda bu atlanınca ortaya "kullanıcı unutmasın, ekrana yazalım" refleksi çıkıyor. Bilgiyi ekranda tutmak tek başına bir şey çözmez. Belirleyici olan, kullanıcının hangi adımda olduğunu ve seçtiği şeyin neye yol açtığını görüp göremediğidir. Google Takvim'i kullanışlı yapan da randevuyu saklaması değil, günü bir ızgaraya oturtup çakışmayı bakışta göstermesidir.

Hesabı araca devretmek

Bir kullanıcıdan aritmetik istemek, arayüzün yapması gereken işi ona yıkmaktır. Sepette ürünlerin fiyatını listeleyip kargoyu ayrı satırda bırakmak, taksit tutarını yazmadan "9 taksit" demek, tarih aralığı seçtirip kaç gece ettiğini söylememek. Hepsi aynı hata. Google Sheets'in formül alanı bu devrin en açık örneği: kullanıcı sonucu değil, sonucu üreten kuralı yazar, hesabı araç yapar.

Bu tarafta karar kolay. Deterministik ve tekrar eden her hesap arayüze aittir.

Not alanı eklemek yükü azaltmaz, erteler

Klasik tavsiye şudur: kullanıcıya not alabileceği, işaretleyebileceği alanlar verin. Tavsiye eksik, çünkü dışsallaştırmanın iki ucu var ve maliyetleri simetrik değil. Kaydetmek tek tık, sabit bir maliyet. Bulmak ise biriken kayıt sayısıyla birlikte büyür. On not için işleyen serbest not defteri, iki yüz notta kullanıcının içinde arama yapmaktan kaçındığı bir çöplüğe döner. Yani hafıza yükünü kaldırmış olmazsınız, ileri bir tarihe atarsınız.

Burada ayırt edici şey notun bağlama yapışık olup olmamasıdır. PDF'in kenarına düşülen bir şerh ya da tablo hücresine iliştirilen bir yorum, ilgili olduğu yerde durduğu için geri getirme maliyeti neredeyse sıfırdır: o satıra dönen kullanıcı notu aramaz, üstüne basar. Google Keep'in etiket ve renk katmanı da aynı boşluğu kapatma denemesidir, notu kendi başına bırakmaz.

Pratik kural olarak: geri getirme yolunu tasarlamadan not alanı koymayın. Not nereye yapışacak, hangi ekranda tekrar karşıya çıkacak, aranabilir mi? Bu üç sorunun cevabı yoksa eklenen alan bir özellik değil, bir borçtur.

İz bırakan arayüzler

Dışsal bilişin en ucuz uygulaması, sistemin kullanıcının ne yaptığını kendisinin hatırlamasıdır. Sepetin oturum kapansa da durması, ödeme akışında kaçıncı adımda olunduğunu gösteren bant, "son görüntülediklerin" listesi, geri alma. Bunlar kullanıcıdan hiçbir şey istemez, kaydetme maliyeti kullanıcıya hiç uğramaz.

Tarayıcının geri düğmesi bu sınıfın en çok kullanılan aracı olduğu halde tasarımda en çok kırılan şeydir. Adımları URL'ye yazmayan bir çok adımlı form, kullanıcının en güvendiği dışsal izini siler.

Ne zaman dışsallaştırmalı

Bilgi tekrar kullanılacaksa ve nereye yapışacağı belliyse dışarı taşıyın. Tek seferlik, bağlamı olmayan ya da kullanıcının kendi düzenini kurmasını gerektiren bir şey için ekrana bir kutu daha eklemek yükü artırır. Dışsal biliş, bilgiyi kafadan çıkarmakla değil, çıkardığınız bilginin geri dönüş yolunu döşemekle çalışır.

Kaynaklar