Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Duygu Bilişi Nasıl Değiştirir ve Tasarımda Ne İşe Yarar

Pozitif Duygu, Dar Odak ve Estetik-Kullanılabilirlik Yanılgısı

Duygu ile düşünmenin iki ayrı kat olduğu fikri rahatlatıcı ama yanlış. Beyin, bir uyarana önce hisle tepki verir, analiz o tepkinin üstüne kurulur. Bu sıralamanın tasarımda pratik bir sonucu var: kullanıcının arayüz karşısında ne hissettiği, o arayüzü ne kadar iyi kullandığını değil, ne kadar iyi kullandığını sandığını belirliyor.

Hızlı sistem, yavaş sistem, tek beyin

Duygusal tepki bilinç devreye girmeden çalışır. Karanlıkta ayağınızın dibinde bir kıpırtı görürseniz, o şeyin ne olduğunu anlamadan geri çekilirsiniz. Bilişsel sistem sonra gelir, sahneyi değerlendirir, çoğu zaman ilk tepkiyi iptal eder.

Ama iki sistem sırayla çalışan bir hat değil. Duygusal durum, bilişsel sistemin hangi bilgiyi göreceğini baştan filtreler. Kaygılıyken sayfadaki uyarı metnini görür, yardım bağlantısını görmezsiniz. Sakinken tam tersi olur. Yani duygu kararı bozmaz, karara giren malzemeyi seçer.

Pozitif duygu neyi genişletir

Olumlu duygudaki insan daha fazla seçenek üretir, alakasız görünen bilgiyi de değerlendirmeye alır, alışılmadık bağlantılar kurar. Bu yüzden beyin fırtınası oturumları kahveyle ve şakayla başlar; ciddiyetle değil.

Buradan sık çıkarılan sonuç hatalı: pozitif duygu kararı hızlandırmaz. Tam tersini yapar. Değerlendirilen seçenek sayısı arttıkça karşılaştırma yükü doğrusal değil, ikili karşılaştırma sayısı kadar büyür. Üç seçenek için 3 karşılaştırma yeterlidir, altı seçenek için 15. Kümeyi iki katına çıkaran iyi ruh hali, karar maliyetini beş katına çıkarır.

Hızlanan şey karar değil, yetinme eşiği. İyi hissedenler "yeterince iyi" olanı bulunca aramayı bırakır. Kötü hissedenler ise doğru cevabı aramaya devam eder. Sonuç aynı görünür, mekanizma değildir. Ürün tarafında bunun anlamı şu: kullanıcıyı rahatlatmak seçim ekranındaki kararsızlığı çözmez, sadece kullanıcının o ekrandan memnun ayrılmasını sağlar. Kararsızlığı çözmek istiyorsanız seçenek sayısını düşürmeniz gerekir.

Dar odağın işe yaradığı yer

Olumsuz duygu dikkati daraltır. Bu, tasarım yazınında neredeyse her zaman bir kusur gibi anlatılır ama daralma bazı işlerin tam olarak gerektirdiği şeydir.

Hata ayıklama, güvenlik denetimi, sözleşme okuma, uçuş öncesi kontrol listesi. Bu işlerde yaratıcılık istemezsiniz, kaçırılan tek maddeyi istersiniz. Hafif tedirginlik burada performansı yükseltir. Kendi deneyimimde, bir yayına alma öncesi kontrolünü keyifli bir ruh haliyle yapmak en kötü fikirdir: her şey yolunda görünür, çünkü bakan göz zaten yolunda olduğuna ikna olmuştur.

Yani soru "pozitif mi negatif mi" değil. İş açık uçluysa genişleyen dikkat, iş kapalı uçluysa daralan dikkat kazanır. Arayüzün de tek bir duygusal tona sahip olması gerekmiyor: keşif ekranı ferah, onay ekranı ciddi olabilir.

Güzel arayüz testi bozar

Kurosu ve Kashimura'nın 1995'te ATM arayüzleriyle yaptığı çalışma, kullanıcıların bir arayüzün kullanılabilirliğine dair değerlendirmesinin, işlevsel farktan çok görsel çekicilikle örtüştüğünü gösterdi. Aynı işi yapan iki düzenden estetik olanı daha kolay bulunuyordu. Literatüre estetik-kullanılabilirlik etkisi olarak geçti.

Bu bulgu genellikle "o halde güzel tasarlayın" diye özetleniyor. Asıl sonucu ise kimse söylemiyor: cilalı bir prototiple yapılan kullanılabilirlik testi, gerçek sürtünmeyi olduğundan az raporlar. Katılımcı akışta takılır, sonra formu doldururken kendine "herhalde ben anlamadım" der ve yüksek puan verir. Testi geçen tasarım, sahada geçemez.

Pratik karşılığı basit. Akışın doğru olup olmadığını çirkin, düşük çözünürlüklü bir prototiple test edin. Görsel dilin doğru olup olmadığını ayrı bir oturumda ölçün. İkisini aynı seansta ölçerseniz, estetik her zaman kullanılabilirlik verisini yer.

Bilişsel yükü azaltmakla duygu yaratmak aynı şey değil

Bu iki hedef sürekli birbirine karıştırılıyor. Ekrandaki eleman sayısını azaltmak bilişsel yükü düşürür. Tipografiyi güzelleştirmek duygusal tonu değiştirir. Birincisi kullanıcının işini bitirme süresini kısaltır, ikincisi işini bitirdiğinde ne hissedeceğini belirler.

İkisine de ihtiyaç var, ama sırayla. Önce insanların nerede takıldığını bulup o noktaları temizleyin. Estetik katmanı, akış çalıştıktan sonra gelsin. Ters sırada çalışırsanız, bozuk bir akışı güzelleştirmiş olursunuz ve yukarıdaki etki sayesinde bunu ölçemezsiniz bile.