Konu Başlıkları
Yükleniyor...

UX Araştırma İlkeleri: Hangi Madde Hangi Soruda Geçerli

Kaç Katılımcı Yeter? UX Araştırma İlkelerinin Pratik Karşılığı

UX araştırma ilkelerinin listesi uzadıkça maddeler birbiriyle çelişmeye başlar: bir yerde tek kullanıcının bile yeteceği söylenir, birkaç satır sonra örneklemi büyütmek şart koşulur. İkisi de doğrudur, çünkü ikisi farklı soruya cevap verir. Ayrımı yapan tek şey, araştırmanın sorun bulmak için mi yoksa bir sayıyı ölçmek için mi yapıldığıdır.

Sorun bulmak ile ölçmek aynı iş değil

Bir akışı beş kişiyle test edip “kayıt formunda takılıyorlar” demek başka, “kullanıcıların yüzde kaçı takılıyor” demek başka. Birincisi keşif, ikincisi ölçüm. Keşifte az katılımcı iş görür, çünkü aradığınız şey birden fazla kişide tekrar eden bariz engeldir.

Aritmetiği ortada. Bir sorun kullanıcıların p oranını etkiliyorsa, n kişilik bir testte en az bir kez görülme ihtimali 1 eksi (1-p) üzeri n ile hesaplanır. Kullanıcıların onda üçünü etkileyen bir sorun, beş kişilik testte yaklaşık yüzde 83 ihtimalle karşınıza çıkar (0,7 üzeri 5, yani 0,17 ihtimalle kaçar). Aynı formül yalnızca yirmide biri etkileyen bir sorun için yüzde 23'e iner. Beş kullanıcı kuralı büyük sorunlar için geçerlidir, nadir olanlar için değil; ve nadir sorunlar çoğu zaman ödeme, kurtarma, hata durumu gibi en pahalı yerlerde durur.

Ölçüm tarafında ise belirsizlik n'in kareköküyle azalır. Tahmindeki hata payını yarıya indirmek istiyorsanız katılımcı sayısını dörde katlamanız gerekir. “Doğruluğu iki katına çıkarmak için örneklemi dört katına çıkarın” cümlesi buradan gelir, bir araştırma geleneğinden değil.

Katılımcının kim olduğu, kaç kişi olduğundan önce gelir

Yanlış kitleyle yapılan elli oturum, doğru kitleyle yapılan beşin yerini tutmaz. Personaları oturum planlamadan önce açıp okuyun, eleme sorularını da persona metninden değil gerçek davranıştan türetin: “Bu ürünü kullanır mısınız” sorusu neredeyse herkesten evet alır, “son üç ayda kaç kez fatura yüklediniz” almaz.

Gözlemci tarafında ise tersi geçerli. Aynı oturumu iki kişi izlediğinde çıkan not listeleri hiçbir zaman birebir aynı olmaz, ve bu bir tutarsızlık değil kazançtır. Farklı gözlemcilerin yakaladığı farklı hatalar, tek kişinin çıkardığından daha zengin bir liste verir.

Söylenen ile yapılan arasındaki boşluk

Katılımcı beyanı ile davranışı ayrı iki veri türüdür ve aralarındaki fark çoğu zaman bulgunun kendisidir. Birisi “arama çubuğunu hep kullanırım” diyorsa, bunu oturumda kaç kez kullandığıyla yan yana koyun.

Bu farkı ölçmek için yeni bir araştırma açmak da her zaman gerekmez. Ürün zaten olay kaydı topluyorsa, beyanın karşılığı üretim verisinde durur: arama kutusunun günlük kullanım oranı, formun hangi alanında geri dönüldüğü, hangi adımda oturum bittiği. Oturumda duyduğunuz cümleyi doğrulamanın en ucuz yolu, çoğunlukla var olan kaydı sorgulamaktır.

Ölçek tartışması, sıra etkisi ve kaybedilen zaman

Beş puanlık ölçek mi yedi puanlık mı diye toplantı yapmam. İki seçenek arasındaki fark, aynı anketteki soru sırasının yarattığı kaymanın yanında görünmez kalır. Sıralamayı rastgeleleştirin, ölçeği bir kez seçip tüm çalışmalar boyunca sabit tutun; kıyaslanabilirlik oradan gelir.

Aynı mantık test senaryolarının sırası için de geçerli. Katılımcı üçüncü göreve geldiğinde arayüzü öğrenmiş olur, dolayısıyla hep aynı sırayla verilen görevlerde sondakiler haksız yere kolay görünür.

Kullanılabilirlik ölçülmez, engeller sayılır

Kullanılabilirliği tek bir puana indiren skorlar rahatlatıcıdır ama karar üretmez. 68 puan almış bir arayüzle 74 puan almış bir arayüz arasındaki farkı hangi ekranın düzelteceğini o sayı söylemez. Bulunan engellerin listesi söyler: nerede duraksadı, neyi yanlış yerde aradı, hangi metni iki kez okudu.

Raporu da bu listeye göre kurun. Uzun rapor okunmaz, bu bir üslup meselesi değil, paydaşın takvimiyle ilgili bir gerçek. Bir sayfa bulgu, her bulgunun altında bir cümlelik kanıt ve önerilen değişiklik yeter; ayrıntılı dökümü kendi arşiviniz için saklayın.

Bulgu paylaşılmadıysa araştırma yarım kalmıştır

Araştırma çıktısının ekipte kalması, UX'i kendi odasında konuşan bir birime dönüştürür. Ham kayıtları değil, karar verdiren parçaları dolaşıma sokun: geliştiriciye hangi ekranın hangi durumda kırıldığı, ürün tarafına hangi beklentinin karşılanmadığı gider.

Yöntem seçerken de isimlere değil işe bakın. Bir tekniği tanınmış biri önerdiği için değil, elinizdeki soruya cevap verdiği için kullanın; popüler yöntemlerin yarısı birkaç yıl sonra kendi sınırlarıyla birlikte anılır.

Listeyi ikiye indirmek

On beş maddenin çoğu iki soruya bağlanır. Bu araştırma bir sorun mu arıyor, yoksa bir büyüklüğü mü ölçüyor? Ve elinizdeki katılımcı, kararı etkileyecek kullanıcıyı gerçekten temsil ediyor mu? İlkine verdiğiniz cevap örneklemi, ikincisine verdiğiniz cevap bulgunun geçerliliğini belirler. Geri kalan maddeler bu ikisinin uygulama detayıdır.