Konu Başlıkları
Yükleniyor...

UX Eğitiminin Getirisi Nasıl Ölçülür?

UX Eğitiminde ROI: Taban Ölçüm ve Gerçek Maliyet Hesabı

Eğitim bütçesinin savunması genelde şu cümleyle biter: ekip artık kullanıcı testini kendi yürütüyor. Hoş bir cümle, ama getiri hesabı değil. Bir eğitimin geri döndüğünü söyleyebilmek için eğitimden önce ölçülmüş bir sayıya, faturadan büyük olan gerçek maliyete ve aynı dönemde değişen başka şeylerin listesine ihtiyacınız var. Üçü birden yoksa elinizde ROI değil, iyi niyetli bir izlenim vardır.

Faturaya bakan hesap, maliyetin yarısını görmez

ROI basit bir orandır: net kazancı toplam maliyete bölersiniz. Sorun bölendedir. Maliyet satırına çoğunlukla yalnızca kurs ücreti yazılır, oysa üç günlük bir eğitim katılan kişinin üç iş gününü de götürür. İki kişi katıldıysa altı gün.

Şöyle kontrol edin: kişinin işverene günlük maliyeti, kurs ücretinin gün başına düşen payından yüksekse, fatura toplam maliyetin yarısından azdır. Çoğu kurumsal eğitimde durum tam olarak budur. Bu hesabı yapmak hoşunuza gitmeyecek, ama bir işe yarar: beklediğiniz çıktının ne kadar büyük olması gerektiğini eğitim başlamadan görürsünüz.

Kazanç tarafında da abartıya açık bir alan var. Dışarıdan uzman almak yerine testi içeride yürütmek gerçek bir tasarruftur, ancak yalnızca aynı testi aynı sıklıkta yapmaya devam ediyorsanız. Yılda bir kez kullanılan bir beceri, ajans faturasını değil, ajansın bir kalemini götürür.

Taban ölçüm yoksa getiri iddiası da yok

Eğitim sonrası raporlarda en sık gördüğünüz cümle şudur: testler yüzde yirmi hızlandı. Peki neye göre? Eğitimden önce bir test döngüsünün kaç gün sürdüğünü kimse yazmadıysa, bu oran ölçüm değil, anıdır.

Kaydolmadan önce iyileştirmeyi umduğunuz metriğin son üç aylık değerini bir yere yazın. Sonradan hatırlamaya çalışırsanız hafızanız hep eğitimi haklı çıkaracak sayıyı üretir; bu kötü niyet değil, ölçüm eksikliğinin doğal sonucu.

İkinci mesele, aynı çeyrekte değişen diğer şeyler. Ekibe yeni bir tasarımcı katıldıysa, ürün yeniden yapılandırıldıysa ya da trafiğin kaynağı değiştiyse, dönüşüm oranındaki hareketi eğitime bağlamak zayıf bir iddiadır ve ilk soruda dağılır. Süreç metrikleri bu yüzden daha savunulabilir:

  • Bir kullanılabilirlik testinin hazırlıktan raporlamaya kadar sürdüğü gün sayısı
  • Dış kaynağa ödenmeyen tutar ve bunun karşılığında içeride harcanan gün
  • Testte bulunan sorunların kaçının gerçekten düzeltildiği

Üçüncüsü genelde atlanır ve en çok bilgi veren odur. Rapor üreten ama hiçbir maddesi geliştirme listesine girmeyen bir test süreci, ne kadar hızlanırsa hızlansın geri dönüş üretmiyor.

Hedefi eğitimden önce, tek cümleyle yazın

UX öğrenmek bir hedef değil. Bitirdiğimde moderasyonlu bir kullanıcı testini tek başıma kurup yürütebilmeliyim, bu bir hedef. Fark, ikincisinin doğru ya da yanlış çıkabilmesinde. Eğitimin ardından ölçemeyeceğiniz bir hedef yazdıysanız, aslında hedef değil temenni yazmışsınız.

Kurumun tarafında da aynısı geçerli: dış kaynağa bağımlılığı azaltmak somut, kullanıcı odaklılığı artırmak değil.

Hangi eğitim gerçekten geri döner

Kendi ürününüzün verisiyle çalıştıran atölyeler, genel müfredatlı kurslardan daha yüksek getiri üretir. Sebep motivasyon değil, aktarım maliyeti: örnek bir e-ticaret akışında öğrenilen yöntemi kendi ekranınıza taşımak ayrı bir iş ve o iş genelde yapılmadan kalır.

İçeriden mi dışarıdan mı sorusunda net bir tercih var. Konu ekip için tamamen yeniyse dışarıdan alın, çünkü içeride henüz doğruyu yanlıştan ayıracak kimse yok. Süreç bir kez oturduysa eğitimi içeride üretin, hem daha ucuz hem de kurumun kendi kısıtlarını içeren tek versiyon o olur.

Eğitimden sonraki dört haftada öğrenilenin uygulandığı gerçek bir iş yoksa, tazeleme kursu almanın da anlamı yok. Beceri kullanılmadığında kaybolur ve ikinci fatura birincisini kurtarmaz.

Kaynak