Konu Başlıkları
Yükleniyor...

UX Geri Bildirimi: Veri, İlke ve Tercih Ayrımı

Tasarım İncelemesinde Geri Bildirimin Kaynağını Ayırmak

Tasarım incelemeleri genellikle üslup yüzünden tıkanmaz. Aynı toplantıda biri kullanıcı testinden çıkan bir bulguyu, biri erişilebilirlik kuralını, biri de kendi zevkini savunur; üçü de aynı tonda konuşur. Toplantı sonunda hangi öneriye neden uyulduğu kimsenin aklında kalmaz. Düzeltmenin yolu daha kibar cümleler kurmak değil, her önerinin nereden geldiğini açık etmek.

Önce kaynağını söyle

Bir ekrana bakıp konuşmaya başlayan herkes aslında şu üçünden birinde duruyor:

  • Veri: Test oturumunda görülen bir davranış, analitikte duran bir terk oranı, destek kuyruğunda tekrarlayan bir soru.
  • İlke: Kontrast oranı, dokunma hedefi boyutu, form hatalarının alanın yanında gösterilmesi gibi kabul görmüş kurallar.
  • Tercih: "Bu gri bana soğuk geldi."

Üçü de meşru. Tercih değersiz değil, yalnızca veri kılığına girdiğinde zararlı. "Kullanıcılar bunu anlamaz" cümlesi bir tercihin veri gibi giyinmiş halidir ve tartışmayı bitirir, çünkü kimse görünmez bir kullanıcıya itiraz edemez. Aynı fikir "bu ikonu ben çözemedim" diye söylendiğinde tartışılabilir hale gelir.

"Her öneri veriye dayansın" kuralı nerede kırılır

Geri bildirim rehberlerinde sık geçen bir tavsiye var: sunduğun her öneri araştırmayla desteklenmeli. İncelemenin yapıldığı ana bakınca bu kural kendi kendini yiyor. Tasarım incelemesi çoğunlukla prototip henüz test edilmeden yapılır, yani o ekrana ait veri tanım gereği yoktur. Kuralı harfiyen uygularsan inceleme toplantısında konuşacak kimse kalmaz.

Peki ya kuralı biraz gevşetsen? Elde olan şey ilke ve daha önce benzer bir ekranda yaşanmış deneyimdir. Dürüst hali şöyle: verin varsa göster, yoksa hangi ilkeye ya da hangi geçmiş vakaya dayandığını söyle. İkisi de yoksa tercih olduğunu söylemek yeterli, kimse bunun için özür dilemek zorunda değil.

Toplantı mı, yazışma mı

Geri bildirim hiç toplantıda verilmese ne kaybederdin? Bir ekranı altı kişiyle bir saat incelemek altı kişi-saat eder ve bu sürenin büyük kısmı sırayla söz alıp küçük düzeltmeleri okumakla geçer. Yazıya alınabilecek bir işi neden canlı yapasın.

Geri bildirimi kod incelemesi gibi işlet: yorumu ekranın kendi üstüne, ilgili yere yaz; kimin neye itiraz ettiği kayıtta kalsın; toplantıyı yalnızca yazışmada kapanmayan anlaşmazlıklar için sakla. Böylece toplantıya kalan iki üç madde gerçekten tartışılmaya değer olanlardır ve odadaki herkesin oraya niye çağrıldığı bellidir. Yazılı akışın bir yan faydası da şu: üç ay sonra "bu neden böyle yapılmıştı" sorusunun cevabı duruyor olur.

Uzlaşma her zaman doğru hedef değil

Fikir birliği aramanın bedeli tasarımın ortalamaya inmesidir. Herkesin itirazını yatıştıran ekran, kimsenin savunmadığı ekrandır. Uzlaşma, ekibin birlikte yaşayacağı süreç kararlarında işe yarar: inceleme ritmi, bileşen kütüphanesinin sahibi, hangi kararın kim tarafından verileceği. Ekranın kendisinde ise karar tek bir kişide olmalı ve o kişinin adı tartışma başlamadan önce belli olmalı.

Anlaşmazlık sürüyorsa kapatmanın en ucuz yolu tartışmayı uzatmak değil, ölçülebilir hale getirmek. İki seçenek arasında sıkışan bir yerleşim kararı, yirmi kişilik bir oturumla bir hafta içinde çözülebiliyorsa bir sonraki toplantıya bırakılmasın.

Kapanmayan geri bildirim geri gelir

Toplantıda söylenip hiçbir yere yazılmayan itiraz kaybolmaz, bir sonraki incelemede aynı kişi tarafından aynı cümleyle tekrar söylenir. Her maddenin üç sonuçtan birine bağlanması yeter: uygulandı, uygulanmayacak (gerekçesiyle), sonraya bırakıldı (ne zaman bakılacağıyla). İkinci seçeneği kullanmaktan çekinme; reddedilen ama gerekçesi yazılan bir öneri, sessizce yutulan bir öneriden çok daha az kırıcıdır.

Kaynaklar