UX/UI Portföyünde Araç Bilgisi mi, Tasarım Prensipleri mi?
Tasarımcı portföyü hazırlayan herkes bir noktada aynı yerde takılır: sayfanın üstüne araç isimlerini mi yazmalı, yoksa nasıl düşündüğünü mü anlatmalı? İş ilanları ilk seçeneği işaret ediyor gibi görünür, portföyü açıp bakan kişi ise çoğunlukla ikincisini arar. Bu çelişkinin sebebi basit ve ilanın kendisinde saklı.
İlan araç yazar, çünkü aracı ölçmek ucuz
Bir ilana “Figma bilen” yazmak başvuruların yarısını dakikalar içinde eler. Sebebi araç bilgisinin daha değerli olması değil, doğrulanmasının ucuz olması. Birinin Figma’da düzgün bir bileşen kurup kuramadığını on dakikalık bir ekran paylaşımında görürsünüz. Aynı kişinin bir akışı neden üç ekran yerine iki ekranda kurguladığını anlamak konuşma, örnek ve karşı soru ister, o da saatler demektir.
Tartışmayı değer sıralaması yerine ölçüm maliyeti sıralaması olarak kurunca portföyün işi netleşir. Ucuza ölçülen kısmı zaten CV hallediyor. Portföyün görevi, pahalıya ölçülen kısmı görünür kılmak.
Prensip pratikte ne demek?
Kelime havada kalıyorsa şöyle bakın: aynı problemi iki farklı araçla çözdüğünüzde değişmeyen kısım prensiptir. Kullanıcının hangi adımda ne bilmesi gerektiği, hatanın nerede yakalanacağı, ekrandaki bilgi sırası. Bunlar Sketch’ten Figma’ya geçince değişmez; değişen şey kısayollar ve panel yerleşimidir.
Bunu portföyde göstermenin en kısa yolu, bir ekranın önceki ve sonraki halini yan yana koyup aradaki kararı tek cümleyle yazmaktır. “Formu tek sayfadan iki adıma böldük, çünkü test ettiğimiz kişilerin çoğu kart bilgisini yanında taşımıyordu” cümlesi, on ekranlık cilalı bir galeriden fazlasını söyler.
Vaka çalışmasında en çok atlanan kısım
Portföy tavsiyelerinin çoğu “süreci anlatın” der, sonra ortaya sekiz paragraflık araştırma özetleri çıkar. Oysa sürecin uzunluğu tek başına bir şey anlatmaz. Hangi problemi çözdünüz, hangi kararı verdiniz, o kararın işe yarayıp yaramadığını nasıl anladınız. Üçüncüsü neredeyse her portföyde eksik.
İşe alırken kimsenin araç listesine bakmam; ilk aradığım şey projenin sonunda neyin değiştiğini söyleyen bir cümle. Sonucu ölçemediğiniz projeler de olur, ajans işlerinde teslimden sonra çoğu zaman veriye erişiminiz kalmaz. O zaman da bunu açıkça yazın; “yayına aldık, sonrasını ölçemedik” cümlesi, uydurulmuş bir başarı grafiğinden iyidir.
Aracı derinlemesine bilmek boşa gitmez
Prensip vurgusu bazen araç bilgisini küçümsemeye kayıyor, orası da yanlış taraf. İyi kurulmuş bir bileşen dosyası, aynı düğmenin kodda üç ayrı yerde yeniden yazılmasını engeller. İsimlendirmesi tutarlı bir tasarım sistemi, geliştiricinin her ekran için tasarımcıya soru sormasını engeller. Araç bilgisinin değeri kendinde değil, ekibe kazandırdığı zamanda.
Portföyde de bu şekilde durması yeterli: araç adlarını künye gibi tek satırda toplayın, kalan yeri kararlara ayırın.
Kaynak