Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Web Sitesi Bulunabilirliği: Menü, Arama ve Etiketler

Bulunabilirlik: Menü Derinliği, Site İçi Arama ve Hick Yasası

Bir sitede bulunabilirlik, ziyaretçinin aradığı şeye kaç adımda ulaştığıyla ölçülür. Menü kalabalıksa, arama kutusu yazım hatasını affetmiyorsa ya da etiketler kullanıcının değil kurumun kelimeleriyle yazılmışsa, o adım sayısı kimse fark etmeden artar. Bu durumda önerilen standart çözüm menüyü katmanlara bölmektir; hesabı yapınca bunun tek başına pek bir şey kazandırmadığı görülüyor.

Kalabalık menü mü, derin menü mi

Hick-Hyman yasası, bir seçim listesinde karar süresinin seçenek sayısının logaritmasıyla büyüdüğünü söyler: kabaca log2(n+1). Buradan çıkarılan yaygın sonuç şudur, menüyü küçük gruplara böl, kullanıcı daha hızlı karar versin. Formülün kendisi bunu doğrulamıyor.

Otuz iki maddelik düz bir menüde maliyet log2(33), yani yaklaşık 5,04 birim. Aynı otuz iki maddeyi sekizerli dört gruba bölerseniz kullanıcı iki kez karar veriyor: önce dört grup arasından, log2(5) = 2,32; sonra sekiz madde arasından, log2(9) = 3,17. Toplam 5,49. Yani hiyerarşi, saf karar süresi açısından düz listeden bir parça daha pahalı.

Katmanlı menünün gerçek faydası başka yerde: ekranda aynı anda otuz iki satır taramak zorunda kalmazsınız, göz daha az alanda gezinir, gruplar isabetliyse yanlış dalı erkenden eleyebilirsiniz. Kazanç görsel tarama ve eleme tarafında, karar hızında değil. Bu ayrımı yapmadan "menüyü böldük, hızlandı" demek ölçmediğiniz bir şeyi varsaymak olur.

Pratikte işe yarayan sınır şu: gruplar kullanıcının kafasındaki ayrımla örtüşüyorsa hiyerarşi kurun, örtüşmüyorsa düz liste daha dürüsttür. Kötü kurulmuş bir hiyerarşide kullanıcı yanlış dala girer, geri döner, baştan başlar; bu, tek bir uzun listeyi taramaktan çok daha uzun sürer.

Site içi arama bir süs değil, ölçüm aracı

Arama kutusu genelde "bulunamayanlar için yedek plan" diye eklenir. Asıl değeri, sitenizin bilgi mimarisinin nerede tutmadığını size ücretsiz söylemesidir. Kullanıcının yazdığı her sorgu, menüde bulamadığı bir şeyin kaydıdır.

Bir e-ticaret projesinde arama loglarını ilk kez açtığımızda, en çok aranan terimlerin menüde zaten var olan kategori adları olduğunu gördük; sorun ürünün yokluğu değil, kategori başlığının sayfanın alt kısmında kaybolmasıydı.

Aramanın işe yarar hale gelmesi için birkaç şeyin çalışması gerekir. Yazım hatasına tolerans, çünkü kullanıcı ürün adını sizin yazdığınız gibi yazmaz. Sonuç sayfasında filtre, çünkü 300 sonuç dönen bir arama hiç sonuç dönmemekten daha yorucudur. Ve sıfır sonuçlu sorguların ayrı bir listede birikmesi, çünkü envanterinizdeki ya da adlandırmanızdaki boşluk orada duruyor.

Etiketler kimin kelimesiyle yazılıyor

Buton, başlık ve kategori adlarında sık görülen hata, şirket içi terminolojiyi arayüze taşımaktır. "Çözümlerimiz", "Portföy", "Kurumsal" gibi başlıklar ekipte anlamlıdır, dışarıdan gelen için boştur. Kullanıcı ne arıyorsa o kelimeyi kullanın; hangi kelimeyi kullandığını da arama loglarından öğrenirsiniz.

Aynı şey görsellerin alt metinleri ve link yazıları için de geçerli. "Buraya tıklayın" biçimindeki bir link, ekran okuyucu kullanan biri için hiçbir bilgi taşımaz ve link listesine çıkarıldığında tamamen anlamsızlaşır. Linkin metni gideceği yeri söylesin.

Bulunabilirlik ile SEO aynı şey değil

İkisi sık sık aynı kefeye konur, oysa farklı sorulara cevap veriyorlar. SEO, kullanıcının siteye gelmesini sağlar. Bulunabilirlik, geldikten sonra ne olduğunu belirler. Arama motorunda birinci sırada olup, sayfaya inen ziyaretçiyi ilk otuz saniyede kaybetmek gayet mümkün.

Örtüştükleri yerler var: anlamlı URL yapısı, düzgün başlık hiyerarşisi, sayfalar arası iç bağlantı ve hızlı yüklenen sayfalar hem tarayıcı botuna hem insana yarar. Ama SEO tarafında sayılan bazı işler bulunabilirliğe hiçbir katkı yapmaz, bazıları zarar bile verir: anahtar kelime doldurulmuş başlıklar sayfayı taramayı zorlaştırır, uzun giriş paragrafları asıl içeriği ekranın dışına iter.

Sıralamayı ölçen araç ile deneyimi ölçen araç da farklı. Birinci için konum takibi bakarsınız, ikincisi için site içi arama logları, sıfır sonuçlu sorgular, 404 kayıtları ve hangi sayfadan hangi sayfaya gidildiği. 404 listesi özellikle ihmal edilir; oysa orada, kullanıcının var sandığı ama olmayan sayfaların adı yazılıdır.

Ek kaynaklar