Varsayımları Sorgulamak: Hangi Kabulü Kırmaya Değer?
Varsayımları sorgulamak, yaratıcı düşünce tekniklerinin en eskilerinden ve en çok yanlış uygulananlarından biri. Toplantıda herkes bildiği kabulleri sıraya dizer, liste biter, kimse şaşırmaz, iş aynı yerden devam eder. Yöntemin gerçekten çalıştığı yer başka: hangi kabulün size bir bedel ödettiğini fark ettiğiniz an.
Herkes zaten şüphelendiği kabulü söyler
Varsayım listeleme egzersizinin klasik sonu şudur: tahtada on beş madde ve hepsi ekibin aylardır kendi arasında konuştuğu şeyler. Taşıyıcı olan kabul tahtaya çıkmaz, çünkü kimse onu bir seçim olarak görmez. Görünmüyor olması tam olarak onu varsayım yapan şeydir.
Yıllarca yönetim panelindeki listelerde arama kutusunun yanına bir “Ara” düğmesi koyduk. Kimse sormadı; form vardı, formun düğmesi olurdu. Düğmeyi kaldırıp yazdıkça filtreleyen bir liste yapınca ortaya çıkan şey daha hızlı arama değildi. Kullanıcı artık sorgusunu yazmadan önce ne aradığına karar vermek zorunda değildi, deneyerek daraltıyordu. Yani kırılan kabul “düğme gerekir” değil, “kullanıcı sorgusunu bitirdiğini bize bildirmeli” idi. Listedeki maddeyi doğru yazamazsanız doğru soruyu da soramıyorsunuz.
Kırmaya değer varsayımın testi: bedeli var mı
Her kabul sorgulanmayı hak etmez. Bir kabulün üzerine gitmenin işe yarayıp yaramayacağını anlamanın pratik bir yolu var: o kabulün şu anda neye mal olduğunu tek cümleyle söyleyebiliyor musunuz?
Kapının kolu olmalı. Bedeli: eliniz doluyken kapıyı açamazsınız. Bu cümle kurulabildiği için otomatik kapı, itmeli kapı, kolla açılan kapı hep denendi. Telefon kablolu olmalı. Bedeli: konuşurken bulunduğunuz odadan çıkamazsınız. Bedel teknolojiden önce de oradaydı, teknoloji sadece onu ödemeyi isteğe bağlı hale getirdi.
Kimsenin bir bedel adlandıramadığı yerde ise sorgulama, fikir üretmek değil kelime oyunu oynamaktır. Toplantının yaratıcı geçtiği hissini verir, çıktısı olmaz.
Başarı örnekleri yanlış ders verir
Bu yöntem hep aynı iki üç hikayeyle anlatılır: kablosuz telefon, dijital saat, klavyesiz akıllı telefon. Hepsi doğru, hepsi de sonradan seçilmiş. Tutmayan varsayım kırıkları anlatılmadığı için yöntem olduğundan güvenli görünüyor.
Bir kabulün kırılabilir olması onu kırmanın doğru olduğunu göstermez. Çoğu kabul bir şeyi taşır. “Kullanıcı adı ve parola şart mı” sorusunu kıranların bir kısmı girişleri telefon numarasına bağladı; parola yorgunluğu azaldı, buna karşılık SIM kartı ele geçirilen kullanıcı bütün hesaplarını kaybeder hale geldi. Bedel yok olmadı, yer değiştirdi. Kabulü kırmadan önce sorulacak soru “mümkün mü” değil, “bu ne tutuyordu ve düştüğünde yerine ne koyacağım”.
Ne zaman masaya getirmeli
Devraldığınız, kimsenin neden öyle olduğunu hatırlamadığı bir sistemde çalışıyorsanız bu yöntem en verimli halindedir. Aynı şekilde, çözüm çalışıyor ama çalışması her ay biraz daha fazla emek istiyorsa, sorun genelde çözümde değil altındaki kabuldedir.
Çalışan bir çözümünüz ve yaklaşan bir teslim tarihiniz varsa masaya getirmeyin. O noktada varsayım sorgulamak yaratıcılık kılığına girmiş erteleme oluyor, defalarca gördüm.
Yöntemin asıl değeri yeni fikir üretmesi değil; hangi fikirlerin neden hiç üretilmediğini görünür kılması.