Müşteriden İşe Yarar Tasarım Geri Bildirimi Almak
Müşteriden gelen “logoyu biraz büyütelim” cümlesinin logoyla ilgisi çoğu zaman yoktur. Altında dile gelmemiş başka bir kaygı vardır ve o kaygı ortaya çıkmadığı sürece revizyon turu kapanmaz. İşe yarar geri bildirim, müşteriyi tasarım diline alıştırarak değil, ona gösterdiğiniz şeyi ve sorduğunuz soruyu değiştirerek çıkar.
Gösterdiğiniz şey, gelen yorumu belirler
Cilalı bir ekran görüntüsü gönderirseniz renk, yazı tipi ve buton köşelerine dair yorum alırsınız. Kaba bir wireframe gönderirseniz sayfada neyin önce geldiği tartışılır. Aynı müşteri, aynı gün, iki farklı seviyede konuşur.
Peki ya bu sırayı bilerek kurgulasanız? Yapıyı onaylatmak istediğiniz toplantıda gri kutulardan ibaret bir taslak açın, marka rengini bile koymayın. Görsel dil tartışması kendiliğinden sonraki tura kalır, çünkü tartışılacak bir görsel dil ortada yoktur. Geri bildirim kalitesi çoğunlukla müşterinin karakteriyle açıklanır ama asıl belirleyici sunulan malzemedir: insan ne görüyorsa onu yorumlar.
“Ne” sorusu yerine “neden”
“Bu sayfa biraz boş durmuş” bir teşhis değil, bir semptomdur. Müşteri sizin işinizi yapmaya çalışırken çözüm önerir, oysa elinde yalnızca rahatsızlık vardır. Yorumu iş sonucuna çeviren soruyu siz sormalısınız.
- “Beğenmedim” yerine: bu ekranı ilk kez gören biri ne yapsın istiyorsunuz?
- “Logo küçük” yerine: sitenin kime ait olduğu yeterince hızlı anlaşılmıyor mu?
- “Renkler soğuk” yerine: rakiplerinizden hangisinin sitesi size doğru tonu veriyor?
Bu soruların hepsi tasarımı değil işi konuşur. Cevap “telefondan bakan müşterim numarayı bulamıyor” çıkarsa, elinizde büyütülecek bir logo değil, taşınacak bir iletişim bloğu vardır.
Tek kayıt tutun, kimin söylediğini de yazın
E-posta zinciri, mesajlaşma uygulaması ve toplantı notu üçe bölünmüş bir hafıza üretir. Miro, Trello ya da düz bir Google Sheets tablosu, hangisi olduğu önemli değil; şart, her maddenin yanında talebin sahibinin ve ait olduğu ekranın yazılı olması.
Bir kurumsal projede bütün yorumları tek tabloya toplattım, iki hafta sonra aynı sütunda pazarlama tarafının “daha sade olsun” isteğiyle satış tarafının “üç kampanya bandı ekleyelim” isteği yan yana duruyordu.
Çelişki tabloda görünür hale gelince kimin karar vereceği de belli olur. Tasarımcı bu ikisi arasında seçim yaparsa taraf tutmuş olur ve hangi seçeneği seçerse seçsin karşı tarafa hesap verecek kişi yine kendisidir. Çelişen istekleri müşterinin kendi içinde çözmesi gerekir, sizin işiniz onları aynı ekranda göstermek.
Onay anları tekliflerde yazar, iyi niyette değil
Yapıcı iletişim tavsiyeleri yerinde ama sınırsız revizyonu nezaketle çözemezsiniz. Kaç tur geri bildirim var, bir tur ne zaman kapanmış sayılır, kapanmış turu yeniden açmak neye mal olur: bunlar teklifte yazılı değilse her yeni istek makul görünür ve reddetmek huysuzluk gibi durur.
Çoğu web projesi için iki onay noktası yeter. Birincisi yapı onayı, wireframe üzerinden alınır. İkincisi görsel dil onayı, ilk tam sayfa tasarımı üzerinden. Bu ikisinden sonra gelen her şey düzeltmedir; yeniden açılan bir tartışma değil.