Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Horror Vacui: Web Tasarımında Boşluk Korkusu ve Sınırları

Whitespace ve Horror Vacui: Boşluk Ne Zaman İşe Yarar?

Bir sayfada boş kalan her pikseli doldurma isteğinin sanat tarihinde adı konmuş: horror vacui, boşluktan korkma. Web'de bu refleks çoğunlukla müşteriden gelir; menüde on dört başlık, üstte kampanya bandı, altta bir slider. Boşluğun kendisi iyi ya da kötü değil, sorunu sayfanın kullanıcıdan ne istediğini bilmeden doldurmak yaratıyor.

Terimin kökeni ve yolda yanlış giden alıntı

Horror vacui, Latince boşluktan korkma demek. Sanat tarihinde Bosch, Brueghel ve Jean Duvet gibi isimlerin yüzeyi figür ve ayrıntıyla tıka basa doldurmasını anlatmak için kullanılır. Terimi yaygınlaştıran isim, Victoria dönemi iç mekânlarındaki kalabalığı eleştiren Mario Praz'dır.

Bu yazıların neredeyse hepsinde Leonardo da Vinci'ye ait olduğu söylenen bir cümle de dolaşır: "Sadelik en yüksek sofistikeliktir." Leonardo'nun bilinen defterlerinde ve yazışmalarında böyle bir cümle yok. İzi sürülebilen en eski kaynak, Apple'ın 1977 tarihli Apple II broşürü. Küçük bir ayrıntı, ama tasarım metinlerinin birbirinden ne kadar kopyalandığını göstermesi bakımından öğretici.

Sadeleştirmenin getirisi doğrusal değil

Boşluk savunusu genelde Hick Yasasına dayandırılır: karar süresi seçenek sayısıyla logaritmik büyür, kabaca log2(n+1) ile. Buradaki logaritma çoğu zaman atlanıyor. Menüdeki 16 başlığı 8'e indirdiğinizde karar süresi yarıya inmez; log2(17) yaklaşık 4,09 iken log2(9) yaklaşık 3,17 çıkar, yani kazanç %22 dolayında. Yarı yarıya sadeleşme, dörtte bir hızlanma.

Asıl ilginç sonuç gruplamada. 16 başlığı dörderli dört gruba bölerseniz kullanıcı tek karar yerine iki ardışık karar verir: log2(5) + log2(5), yaklaşık 4,64. Hick'e göre bu, düz listeden yavaş. Gruplamanın kazandırdığı şey karar değil, arama: gözün hangi bölgeye bakacağını bulması. Boşluğun işi de tam burada başlıyor, karar süresini değil tarama süresini kısaltmak.

Kalabalık her zaman hata değil

Yoğun tasarımın ucuz göründüğü doğru, ama bu her sayfada geçerli bir kural değil. Belirleyen şey sektör ya da fiyat segmenti değil, kullanıcının o sayfada ne yaptığı. Karşılaştırma yapan kullanıcı yoğunluk ister: otel listesi, arama sonucu, kargo fiyat tablosu. Yan yana daha çok seçenek görmek onun işini kolaylaştırır, boşluk ise sadece daha çok kaydırmaya zorlar. Tek bir karar verecek kullanıcı tersini ister; fiyatlandırma sayfası, başvuru adımı, tek ürün sayfası.

Aynı sitenin iki sayfası bu yüzden farklı yoğunlukta olabilir, olmalıdır da. E-ticarette liste sayfası sıkışık, ürün detay sayfası ferah olduğunda ikisi de doğru çalışır.

Doğu ile Batı arasındaki kültür farkı açıklamasına gelince, çoğu zaman tembel bir açıklama. Japon portallarının yoğunluğu sık verilen örnektir, oysa aynı yoğunluk Batılı fiyat karşılaştırma sitelerinde de var. Ortak nokta kültür değil, sayfanın bir karşılaştırma sayfası olması.

Boşluk bir miktar değil, bir oran

"Daha çok boşluk bırak" tek başına bir talimat sayılmaz, çünkü göz mutlak mesafeyi değil ilişkiyi okur. En hızlı sonuç veren kural şu: bir başlığın üstündeki boşluk, altındaki boşluğun en az iki katı olsun. Başlık böylece ait olduğu metne yapışır ve bir önceki bölümden ayrılır. Dağınık görünen sayfaların çoğunda tek sorun budur.

Gövde metninde satır aralığını 1,5 dolayında tutmak ve satır uzunluğunu 60-75 karakterle sınırlamak da okuma hızını gözle görülür biçimde değiştirir. Bunlar boşluk ekleme kararları değil, var olan boşluğu doğru yere taşıma kararları.

Boşluk eklemekle değil silmekle elde edilir

Bir sayfayı ferahlatmanın en yaygın yanlış yolu, her şeyi olduğu yerde bırakıp aralarını açmak. Sonuç daha uzun bir sayfa ve daha çok kaydırma olur; öğe sayısı aynı kaldığı için yorgunluk da aynı kalır. Gerçek boşluk kararı, hangi öğenin sayfadan çıkacağına karar vermektir.

Müşteriyle tartışma "boşluk mu, doluluk mu" ekseninde yürüdüğü sürece de kilitlenir. Soruyu değiştirmek gerekir: bu sayfa kullanıcıya kaç iş yaptırmak istiyor? Cevap birden fazlaysa sorun boşlukta değil, sayfanın kendisindedir.