Tasarım Mesleğinin Geleceği: Sistem Bilgisi ve Genelciliğin Sınırı
Tasarım mesleğinin son yıllardaki genişlemesi genelde estetikten stratejiye geçiş diye özetleniyor. Özet yanlış değil, ama tasarımcıyı stratejik yapan şey ilgilendiği konu sayısı değil; verdiği kararın karşı tarafa neye mal olduğunu bilmesi. Genelcilik de tam burada ya işe yarıyor ya da boşa gidiyor.
İnsanlık merkezli tasarım, kullanıcı merkezlinin neresinde duruyor?
Kullanıcı merkezli tasarımda analiz birimi ekranın karşısındaki kişidir: görevi, bağlamı, nerede hata yapacağı. İnsanlık merkezli tasarım aynı yöntemleri kullanır, birimi büyütür. Karardan etkilenen ama ürünü hiç açmayan insanlar da probleme dahil olur.
Bir kurye uygulamasında rota algoritmasını müşteri en hızlı teslimatı alsın diye kurarsanız kullanıcı merkezli bir iş yapmış olursunuz. Testlerden de iyi geçersiniz, çünkü ölçtüğünüz kişi memnun. Kuryenin gün sonunda kat ettiği toplam yol, dar sokaktaki trafik ya da teslimat penceresinin vardiyaya bindirdiği baskı o ölçüme hiç girmez. Don Norman'ın son yıllardaki kitaplarında ısrarla döndüğü nokta da bu: ölçtüğünüz kişi, etkilediğiniz kişilerin küçük bir alt kümesi.
İşin zor tarafı ahlaki değil, yöntemsel. Kullanıcıyı test odasına çağırabilirsiniz; etkilenen ama kullanmayan tarafın masada temsilcisi yoktur. Bu yüzden insanlık merkezli tasarım pratikte yeni bir araştırma yöntemi değil, kimin görüşünün karara gireceğini genişletme kararıdır.
Sistem bilgisi sayıya dönüşmezse laf olarak kalır
Tasarımcı sistemi anlamalı cümlesi kulağa doğru gelir ama ölçülmez. Ölçülebilir hali şudur: tasarımcı, önerdiği şeyin yapılmasının neye mal olacağını sorabiliyor mu?
Basit bir örnek. Listeye yeni bir filtre eklemek arayüz tarafında bir açılır menüdür, herkes aynı şeyi görür. Veritabanı tarafında ise filtrelenecek alanın indeksli olup olmadığına göre iki ayrı iştir: indeks varsa birkaç saatlik ekleme, yoksa tablo büyüdükçe listeyi yavaşlatan bir performans işi. Toplantıda "bu alan zaten sorgulanıyor mu" diye soran tasarımcı hem tahmini hem tartışmanın yönünü değiştirir.
Aynı şey ters yönde de geçerli. Geliştirme ekibinin zor sandığı bir talep bazen tek satırlık bir ayardır, tasarımcı bunu bilmediği için isteğinden sessizce vazgeçer. Sistem bilgisinin karşılığı budur: hangi isteğin pahalı, hangisinin bedava olduğunu ayırt edebilmek.
Genelciliğin sınırı
Tasarımcıya verilen standart tavsiye listesi bellidir: finans, pazarlama, tedarik zinciri, psikoloji, yönetim, biraz da mühendislik. Bu tavsiyeyi tek başına vermem, çünkü takvime vurulunca dağılıyor. Haftada üç saat ayırdığınızı varsayın; yılda 150 saat civarı eder, altı alana bölününce alan başına 25 saat kalır. Yirmi beş saat bir alanı konuşulabilir hale getirmez, sadece terimlerini öğretir. Terim bilmek de toplantıdaki en tehlikeli konumdur, çünkü karşı tarafa olmayan bir bilgi izlenimi verir.
Genelciliğin gerçekten karşılığı olduğu yer başka: kararların kesiştiği masa. Ürün kararını, teknik kısıtı ve satış vaadini aynı gün duyan biriyseniz alanların yüzeysel bilgisi bile aralarında bağlantı kurmanızı sağlar, o bağlantı da genelde kimsenin işi değildir. Kesişimde değilseniz aynı yüzeysel bilgi sizi her konuda fikri olan, hiçbir konuda son sözü söylemeyen kişiye dönüştürür. O durumda derinleşecek tek bir alan seçmek, genişlemekten daha çok iş görür.