Web Tasarımdan UX'e Geçiş: Neyi Taşır, Neyi Baştan Öğrenirsiniz
Web tasarımından UX'e geçiş, sıfırdan meslek öğrenmek değil. Değişen şey sorduğunuz soru. Web tasarımcısı "bu sayfa nasıl görünmeli" diye sorar, UX tarafında ise "bu kişi buraya neden geldi ve tam olarak neyi yapamıyor" diye sorulur. Zor kısım yeni araç öğrenmek değil, bu ikinci soruyu refleks haline getirmek.
Ayrım müşteride değil, karar mercinde
Web tasarımında işi onaylayan kişi genelde müşteridir. Logo büyüsün derse büyür. UX tarafında da müşteri vardır, ama tartışmayı bitiren şey onun tercihi değil, kullanıcının o ekranda ne yaptığıdır. Geçişin gerçek zorluğu burada: "bence böylesi daha güzel" cümlesini bırakıp yerine gösterilebilir bir gerekçe koymak.
Bu, estetiğin değersizleştiği anlamına gelmiyor. Estetik tartışmanın başlangıcı oluyor, sonucu değil.
Yanınızda taşıdıklarınız
Web tasarımcısı olarak biriktirdiklerinizin çoğu doğrudan işe yarıyor. HTML ve CSS bilmek, bir prototipin gerçekten uygulanabilir olup olmadığını daha çizim aşamasında görmenizi sağlar; bu, tasarım ekiplerinde sandığınızdan çok daha az rastlanan bir yetenek. Görsel dile hakimiyet, bulgularınızı yöneticiye anlatırken işinizi kolaylaştırır. Teslim disiplini ise araştırmayı sonsuza kadar uzatmanızı engeller.
Taşınmayan tek şey şu: müşteri brief'ini problem tanımı sanmak. UX'te brief, problemin kendisi değil, birinin problem hakkındaki tahminidir. Bu ayrımı yapmadan yapılan araştırma da yalnızca tahmini süsler.
Asıl öğrenilecek kısım araştırma
Kurs listesi biriktirmeye gerek yok. Sıra bellidir: kullanıcıyla konuşmayı öğrenin, gözlem yapın, gözlemi tasarım kararına çevirin. Interaction Design Foundation ve Coursera'daki programlar bu sırayı takip ediyor; hangisini seçtiğiniz, ilk kullanıcı görüşmenizi yapana kadar önemsiz.
Araştırma tarafında en çok tekrarlanan kural, beş kullanıcının sorunların büyük bölümünü ortaya çıkardığı. Arkasındaki hesap basit: tek bir kullanıcının belirli bir sorunu yakalama olasılığını 0,31 alırsanız, beş kişide en az bir kez yakalanma olasılığı 1 - 0,69⁵, yani yaklaşık 0,84 çıkar. Formülü gördüğünüzde kuralın sınırı da görünür hale geliyor: bu oran tek bir kullanıcı tipi ve tek bir akış için geçerli. Sepete ekleyen kullanıcıyla iade talebi açan kullanıcı aynı akışta değilse, beş kişi ikiye bölünür ve her grup için elinizde iki buçuk kişi kalır. O noktada "beş kullanıcı yeter" tavsiyesi ters çalışmaya başlar.
Portföyde neye bakılıyor
İşe alan kişi ekran görüntüsü koleksiyonuna değil, kararın gerekçesine bakıyor. Hangi soruyu sordunuz, ne gözlemlediniz, tasarımı neden değiştirdiniz, sonra ne oldu. Üç iyi anlatılmış vaka, on beş güzel görselden fazla iş görüyor.
Bir e-ticaret projesinde ödeme adımını üç kez yeniden tasarladık, sonunda anladık ki sorun tasarımda değil, kargo ücretinin en son ekranda ortaya çıkmasındaydı. Portföye koyulacak hikâye tam olarak budur: tasarımın çözemediği şeyi fark ettiğiniz an.
Online mi, yüz yüze mi
Ucuz olanla başlayın. Online bir programı birkaç yüz liraya deneyip alanın size uyup uymadığını görebilirsiniz. HCI yüksek lisansı gerçek bir seçenek, ama zaman ve para olarak ağır; araştırma tarafında derinleşmek ya da akademiye yakın durmak istiyorsanız anlamlı, portföy kurup iş bulmak için değil.
Geçişi hızlandıran şey kurs sayısı değil, mevcut işinizde araştırma yapmaya başlamanız. Bir sonraki müşteri projesinde beş kişiyle konuşun, kaydını tutun, tasarımı ona göre değiştirin. Portföyünüzün ilk vakası zaten orada duruyor.