Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Yaratıcılık: Yetenek Değil, Sürdürülen Bir Alışkanlık

Yaratıcı süreç: ilham nereden gelir, tıkanma nasıl aşılır

Yaratıcılık çoğu zaman doğuştan gelen bir yetenek gibi anlatılır. Oysa yaratıcı işlerin büyük kısmı, düzenli çalışmanın yan ürünü olarak ortaya çıkar. İlham, kapıyı çalmasını beklediğin bir konuk değil, çalışırken açığa çıkan bir şey. Bu ayrımı görmek, kendini "yaratıcı biri" saymayan insanların da işini kolaylaştırır.

Yaratıcılık ne demek, ne demek değil

Kavramı en sade haliyle kuralım. Yaratıcılık, elindeki bilinen parçaları daha önce denenmemiş bir biçimde birleştirmektir. İki koşulu var: sonuç yeni olacak ve bulunduğu bağlamda işe yarayacak. Yalnızca yeni olan şey tuhaftır, yalnızca işe yarayan şey sıradan. İkisi bir araya geldiğinde ona yaratıcı diyoruz.

Buradan çıkan sonuç şu: yaratıcılık bir kimlik değil, bir davranış. A List Apart'ta yayımlanan I am a creative yazısının itirazı da tam bu noktaya. "Yaratıcı insanlar" diye ayrı bir sınıf tanımladığın anda, geri kalan herkes kendini o listenin dışında sayar ve denemeyi bırakır.

İlham nereden gelir

Fikirlerin yürürken, bulaşık yıkarken ya da uyumadan hemen önce gelmesi tesadüf değil. Bir problemi kafana yüklediğinde, ondan uzaklaşsan bile arka planda işlenmeye devam eder. Ama bu ancak yükleme yapılmışsa çalışır. Hiç okumadığın, izlemediğin, denemediğin bir alanda duşta fikir gelmez; çünkü birleştirilecek parça yoktur.

Yani sıra şöyle işler: önce ham madde toplarsın, sonra problemi olabildiğince net biçimde formüle edersin, sonra bilerek bırakırsın. Üçüncü adımı atlayıp masaya çakılı kalmak, çoğu zaman aynı çözümün etrafında daha yorgun dönmekle bitiyor.

Tıkandığın yer

Tıkanma yaratıcı sürecin arızası değil, olağan bir aşaması. Sorun tıkanmanın kendisi değil, ondan çıkarken kaybettiğin zaman: ertesi gün masaya oturduğunda nerede kaldığını hatırlamak yarım saatini alıyor.

Şunu deneyebilirsin: işi bırakırken bir sonraki adımı tek satırla yaz, hatta cümleyi yarım bırak. Ertesi sabah boş sayfaya değil, kaldığın cümleye dönersin ve ısınma süresi neredeyse sıfırlanır. Kod yazarken de aynı şey geçerli, yarım kalan bir fonksiyonun başına bıraktığın iki satırlık not, ertesi günün en verimli iki satırıdır.

Fikri bitirmek, fikri bulmaktan zor

Fikir kıt değil. Bir öğle molasında beş tane çıkarabilirsin. Kıt olan, birini seçip sonuna kadar götürmek.

Burada işe yarayan şey daha fazla özgürlük değil, kısıt. Boş bir sayfa felç eder; "tek ekran", "iki hafta", "üç renk" gibi bir sınır ise seçenekleri daraltarak karar vermeni kolaylaştırır. Çalışmalarının çoğunda ilerlemenin durduğu an, kısıtın çok gevşek olduğu andır.

Kaynaklar