Tasarım İşini Kurmak: Hizmet Tanımı, Fiyat ve İlk Müşteriler
Tasarım işi kurmanın zor kısmı tasarım değil. Zor kısmı, ne sattığını tek cümlede söyleyebilmek, o cümlenin karşılığında ne kadar para isteyeceğine karar vermek ve ilk müşteriler gelene kadar ayakta kalmak. Aşağıdakiler bu üç problemin etrafında dönüyor.
Hizmet tanımı bir ilan değil, bir karar
Web tasarımı, kurumsal kimlik, arayüz danışmanlığı, sunum tasarımı. Hepsini yapabiliyor olman hepsini satman gerektiği anlamına gelmiyor. Liste uzadıkça teklif hazırlama süren de uzuyor, çünkü her yeni kalem ayrı bir süreç, ayrı bir referans seti ve çoğu zaman ayrı bir müşteri tipi getiriyor.
Peki daraltmak müşteri kaybetmek demek mi? İlk bakışta öyle görünür. Pratikte tersi oluyor: dar tanım seni hatırlanabilir yapıyor. Birinin aklına "şu iş için şu kişiyi arayayım" cümlesinin gelmesi, senin her işi yapabildiğini bilmesinden daha değerli.
Fiyatı neye bağlarsın
Teklifi saat üzerinden vermem. Saat ücreti, hızlandıkça kazancını düşüren tek modeldir; on yıllık deneyimin ödülü işi üç günde bitirmekse, saat başı fatura kesen taraf o ödülü müşteriye devretmiş olur. İşin kendisine fiyat koymak, hem tahmin riskini sana bırakır hem de tahmini iyileştirdikçe kazandırır.
Yine de saat hesabı bir yerde lazım: taban fiyatını bilmek için. Yılda 1800 saat çalışıp bunun 1000 saatini faturalandırabiliyorsan, hedeflediğin yıllık geliri 1800'e değil 1000'e bölmen gerekir. Teklif yazmak, müşteri aramak, fatura kesmek, muhasebeciyle konuşmak faturalanmayan saatlerdir ve ilk yılda toplamın büyük bölümünü kaplayabilir. Bu hesabı yapmadan verilen sabit fiyat, ucuz olduğu için değil, eksik olduğu için batırır.
İlk müşteriler nereden geliyor
Standart tavsiye şöyle: site kur, blog yaz, arama motoru için optimize et. Bu tavsiyenin sorunu yanlış olması değil, sırasının yanlış olması. Arama trafiğinin anlamlı iş getirmesi aylar sürer, oysa nakit ihtiyacın ilk aydan başlıyor. İlk işler neredeyse her zaman tanıdıktan, eski iş arkadaşından, birlikte proje yaptığın bir yazılımcıdan ya da bir topluluktan gelir.
Site gereksiz mi o zaman? Hayır, ama görevi farklı. Senden bahsedildiğinde bakılacak yer orası. Bu yüzden ilk sürümünün mükemmel olması değil, işlerin ve iletişim yolunun görünür olması yeterli. Uzun vadeli içerik yatırımı ise ilk müşteriler geldikten sonra, gelirin bir kısmıyla yapılır.
Portföyde aslında neyi gösteriyorsun
Ekran görüntüsü galerisi, senin ne yapabildiğini değil, neyin bittiğini gösterir. Bir işin yanına problemi ve sonucu iki cümleyle yazdığında, müşteri kendi problemini o cümlede tanıyabiliyorsa portföy çalışmaya başlar.
Sayı verecek durumun yoksa uydurma. Müşteriden aldığın tek cümlelik gerçek bir geri bildirim, kaynağı olmayan bir yüzdeden çok daha inandırıcıdır. Peki hiç işin yoksa? O zaman gerçek bir marka için gerçek bir problem seçip çözümünü kendi başına yayınlamak, sahte bir müşteri listesinden iyidir.
Kapsam, işin asıl sözleşmesi
Anlaşmazlıkların çoğu fiyattan değil sınırdan çıkıyor. Kaç revizyon dahil, teslim hangi formatta, kaynak dosyalar veriliyor mu, geri bildirim kaç günde toplanacak. Bunlar yazılmadığında proje bitmiyor, sadece yavaşlıyor.
Ya müşteri revizyon demeyip "küçük bir dokunuş" derse? Küçük dokunuş da bir revizyondur; bunu ilk seferde nazikçe söylemek, üçüncü seferde tartışmaktan kolaydır. Süreci başında net anlatmak, sonrasında sürekli müdahale etmekten daha az enerji harcatıyor.
Uzaktan çalışmak neyi çözüyor
Farklı şehirlerden ya da ülkelerden çalışmak müşteri havuzunu genişletir, çalışma disiplinini kurmaz. Saat dilimi farkı, cevap süresi beklentisini de değiştirir: aradaki fark altı saatse günde tek bir yazışma turu yapabilirsin, dolayısıyla mesajı yazarken bir sonraki adımı da içine koymak gerekir. Bunu alışkanlık haline getiren freelancer, aynı işi yarı sürede teslim eder.
Kaynaklar