Freelancer ve Girişimciler için Pazarlama Hikayesi Kurmak
Pazarlama hikayesi, markanızın arkasındaki uzun anlatı değil; müşterinin "bu kişi benim işimi biliyor" demesini sağlayan birkaç cümle. Girişimciler ve freelancerlar için zor kısmı yazmak da değil, aynı cümleleri sitede, teklifte ve sosyal medyada bozmadan tekrar edebilmek. Hikayenin işi güven kazandırmak, ürünü övmek değil.
Kime yazdığınızı daraltın
En hızlı yol, son beş müşterinizin listesini çıkarmak. Hangi sektördeydiler, sizi nasıl buldular, işi verirken ilk ne sordular? Bu cevaplar uydurulmuş bir persona tarifinden daha iyi çalışır, çünkü elinizde zaten gerçek insanlar var.
Beş müşteriniz yoksa ikisiyle başlayın. Kimseye hitap etmeyen bir hikaye yerine iki kişiye tam oturan bir hikaye yazmak daha iyi sonuç veriyor.
Tek paragrafa indirin
Bunu genelde tek bir paragrafla çözerim: kimin için çalışıyorum, hangi somut sorunu çözüyorum, işi yürütürken neyi farklı yapıyorum. Üç cümle, en fazla dört. Site metni, teklif girişi, e-posta imzası, hepsi bu paragraftan türüyor.
Uzun versiyonu yazmak serbest, ama önce kısası olmalı. Kısası yoksa uzun metin de bir yere varmıyor, sadece dolanıyor.
Apple örneğini ölçeğiyle beraber okuyun
Hikaye anlatımı anlatılırken hep aynı birkaç marka örnek gösterilir: Apple, Nike, Coca-Cola. Bu örnekler yanıltıcı. Orada işleyen şey hikayenin kendisi değil, aynı hikayenin on yıllar boyunca, devasa bir bütçeyle tekrarlanması. Tekrar imkanı yoksa mekanizma da çalışmıyor.
Sizin durumunuz tersi: ziyaretçi siteye bir kez giriyor ve kalıp kalmayacağına birkaç saniyede karar veriyor. Yani hikayenin işini ilk iki cümlede bitirmesi gerekiyor. "Yolculuğumuz 2015'te başladı" diye açan bir hakkımızda sayfası o birkaç saniyeyi harcıyor.
Gerçek detay vaadin yerini tutar
Otantiklik tavsiyesi doğru ama soyut. Pratikte anlamı şu: hikayede en az bir doğrulanabilir şey olsun. Çözdüğünüz sorunun adı, kullandığınız araç, teslim süresi, bir müşterinin size yazdığı cümle. "Müşteri odaklı çalışıyoruz" hiçbir bilgi taşımıyor; "gelen işlerin çoğu, başka birinin yarım bıraktığı projeler" taşıyor.
Abartıdan kaçınmak da aynı yerden çıkıyor. Doğrulanabilir cümle yazmayı denerseniz abartma alanınız kendiliğinden daralıyor.
Tutarlılık: sözün karşılığı sistemde var mı
Tutarlılık genelde ton meselesi sanılıyor. Asıl kısmı operasyonel. Sitede "24 saat içinde dönüş" yazıyorsa, formun düştüğü kutuyu kimin ne zaman açtığı belli olmalı. Yoksa hikaye ilk temasta çürüyor, üstelik hiç söz vermemiş olmanızdan daha kötü bir yerde. Arkasında çalışan bir mekanizma bulunmayan cümleyi metinden çıkarın, cilalamaya uğraşmayın.
Kanal listesi de kısalabilir. Üç mecrada birden dağınık olmaktansa sitenin açılış metniyle tekliflerin ilk paragrafı aynı şeyi söylesin. Gerisi sonra gelir.