CMS Seçimi: İçerik Modeli, Bakım Yükü ve Taşınabilirlik
CMS seçimi çoğunlukla tema galerisine bakılarak yapılıyor. Oysa sistemi kurduktan sonra yıllarca onun içerik modeliyle, güncelleme takvimiyle ve veriyi dışarı çıkarma biçimiyle yaşarsınız. Asıl fark bu üç yerde ortaya çıkıyor, arayüzün ne kadar şık olduğunda değil.
Sistem aslında neyi ayırır
Bir içerik yönetim sistemi tek bir işi yapar: içeriğin kendisini, o içeriğin ekranda görünme biçiminden ayırır. Yazdığınız metin veritabanında bir kayıttır, gördüğünüz sayfa ise o kaydın bir şablondan geçirilmesiyle üretilir. Teknik gibi duran bu ayrım seçim yaparken en çok işe yarayan şey, çünkü sistemler tam olarak burada ayrışıyor: içeriği hangi biçimde saklamanıza izin veriyorlar?
Önce içerik modelinizi yazın
Bir blog yazısının alanları bellidir: başlık, metin, tarih. Ama bir emlak ilanının alanları oda sayısı, metrekare, konum ve fiyattır; bir etkinliğinki tarih aralığı ve mekândır. Sisteminiz bu alanları ayrı ayrı tanımlamanıza izin vermiyorsa ilanı upuzun bir metin kutusuna yazarsınız, altı ay sonra "50 metrekare üstündeki daireleri listele" dediğinizde elinizde aranabilir hiçbir veri olmaz.
Aday sistemlere bakmadan önce şunu bir kâğıda dökün: içeriğim kaç tipten oluşuyor ve her tipin hangi alanları var. Liste tek satırsa neredeyse her sistem işinizi görür. Beş tip ve otuz alansa aday listeniz kendiliğinden kısalır.
Öne çıkan sistemler
WordPress
Varsayılan içerik modeli iki tipten ibaret: yazı ve sayfa. Bunun ötesi özel içerik tipleri ve özel alanlarla kuruluyor, yani pratikte bir eklentiyle ya da birkaç yüz satır kodla. Buna karşılık ekosistemi geniş, iş yaptıracak kişi bulmak kolay, kurulum bir öğleden sonra sürüyor. Küçük ve orta ölçekli sitelerin çoğunda doğru cevap hâlâ bu.
Joomla
Kullanıcı grupları ve erişim seviyeleri kutudan çıktığı gibi geliyor, üyelik katmanı olan siteler burada rahat eder. Çok dilli yapı da çekirdeğe daha yakın duruyor. Öğrenme eğrisi hep dik diye anlatılır (bence abartılıyor, asıl zorluk kendine özgü terminolojisinde).
Drupal
İçerik tipleri, alanlar ve aralarındaki ilişkiler sistemin çekirdeğinde tanımlı. Onlarca içerik tipi olan, farklı yetki seviyelerinde onay akışı isteyen kurumsal projelerde açık ara önde. Bedeli, en basit siteyi bile ayağa kaldırmak için gereken emek. Beş sayfalık bir tanıtım sitesini Drupal ile kurmak, çivi çakmak için pres kullanmaya benziyor.
Squarespace ve benzeri site kurucular
Kod yazmadan bir haftada yayına çıkarsınız, çıkan işin tasarım kalitesi de ortalamanın üstünde olur. Sınır, sistemin size verdiği alanların dışına çıkamamanız.
Eklenti sayısı bir üstünlük değil
Karşılaştırma yazıları eklenti sayısını her seferinde artı haneye yazar. Pratikte her eklenti ayrı bir güncelleme akışı demek. Yirmi eklenti kurduysanız yirmi ayrı geliştiricinin sürüm takvimine bağlısınız, biri çekirdeğin yeni sürümüne yetişemediğinde ya güncellemeyi ertelersiniz ya da o özelliği kaybedersiniz. Bakılacak şey sayı değil: kaç tanesi aktif bakımda, son güncelleme ne zaman yapılmış. Üç iyi bakılan eklenti, otuz terk edilmişten iyidir.
Kolay başlangıç ile kolay çıkış aynı şey değil
Yeni başlayana "en kolayını seç" demek tek başına eksik bir tavsiye. Başlaması en kolay sistemler, terk etmesi en zor olanlar. Site kurucusundan aldığınız dışa aktarma dosyası genelde metni ve görselleri taşır; şablonlar, formlar, yönlendirmeler ve URL yapısı sizinle gelmez. Kendi sunucunuzda çalışan bir sistemde ise veritabanının tamamı elinizde olur, taşınma sıkıcıdır ama mümkündür.
Kararı vermeden şunu sorun: bu siteyi üç yıl sonra başka bir yere taşımak istersem elimde ne kalıyor? Cevap "panelden indirdiğim bir zip" ise, site büyüdükçe bunun bedelini ödersiniz.
Hangi durumda hangisi
Tek kişilik bir blog, portfolyo ya da beş sayfalık tanıtım sitesi için site kurucusu yeterli, üstelik bakım derdi de yok. İçerik üretmeyi düzenli bir işe dönüştürecekseniz WordPress. Üyelik seviyeleri ve çok dillilik asıl ihtiyacınızsa Joomla. Çok sayıda içerik tipi, ciddi yetkilendirme ve uzun ömürlü bir kurumsal yapı varsa Drupal, ama o zaman kurulum maliyetini baştan bütçeye yazın.
Yanlış seçimin faturası ilk gün değil, ikinci yılda geliyor.
Kaynaklar