Kötü UX Örnekleri: Beş Ünlü Başarısızlığın Üçü Aslında UX Değil
Segway, Cisco Ümi, Twitter Peek, Microsoft Kin, Sharp RD3D. Bu beşli yıllardır "kötü kullanıcı deneyimi" listelerinde birlikte dolaşıyor. Listeye yakından bakınca üçünün arayüzle pek ilgisi olmadığı görülüyor, asıl kaza fiyatta ve konumlandırmada olmuş. Ayrımı yapmak işe yarıyor, çünkü yanlış teşhis edilen bir başarısızlıktan çıkarılan ders yanlış yere harcanıyor.
Aynı listede iki ayrı hata
Bir ürün iki farklı yoldan batar. Ya insanlar onu kullanamaz: akış karışıktır, ekran okunmaz, hata mesajı gelmez. Ya da insanlar zaten istemez: fiyat yanlıştır, zamanlama kaçmıştır, ortada çözülen bir sorun yoktur. Birincisi tasarım masasında düzelir. İkincisi düzelmez; kusursuz çalışan bir arayüz, yanlış fiyatlanmış bir ürünü kurtarmıyor.
Bu beş vaka tek başlık altında toplanınca aradaki fark siliniyor ve arkasından hep aynı cümle geliyor: "kullanıcı testi yapsalardı bu olmazdı". Listedeki üç ürün için bu cümle doğru değil.
Üçü fiyat ve konumlandırma hatası
Segway
Segway'i sürmek zor değildi. Kendi dengesini kuran bir araçtı, tanıtımlarda insanlar birkaç dakikada binmeyi öğreniyordu. Sorun 5.000 dolarlık etikette ve o etiketin karşılığında çözülen sorunun küçüklüğündeydi. Şehir içi kısa mesafe için yürümek, bisiklet ve toplu taşıma zaten vardı, hiçbiri bu parayı istemiyordu. Bir kullanılabilirlik oturumu bunu söylemezdi, fiyat araştırması söylerdi.
Cisco Ümi
600 dolarlık cihaz, üstüne aylık 25 dolar abonelik. Aynı dönemde Skype bedavaydı ve telefonların ön kamerası hızla yayılıyordu. Görüntü kalitesi rakiplerinden iyi olsa bile hesap tutmuyor: bedava yapabildiği bir iş için kullanıcı yılda 300 dolar ödemez.
Microsoft Kin
Kin, mesajlaşmaya ve sosyal medyaya odaklanmış bir telefondu; uygulama mağazası yoktu ve operatör onu tam akıllı telefon tarifesiyle sattı. Piyasada bir ay kaldı. Hata yine ekranda değil. Aynı parayla her şeyi yapan bir cihaz alınabiliyorken iki şey yapanı kimse almıyor.
İkisi gerçekten deneyim hatası
Twitter Peek
Peek'in ekranı bir seferde yaklaşık yirmi karakter gösteriyordu. Twitter'ın o günkü sınırı 140 karakterdi, yani sınırı dolduran bir tweet ekrana yedi parça halinde sığıyordu. Cihazın tek işi metin göstermekti ve metni gösteremiyordu. Listedeki en temiz arayüz başarısızlığı bu: ürün fikri savunulabilir olsa bile uygulama kendi vaadini taşımıyor.
Sharp RD3D
Gözlüksüz 3D vaadiyle çıkan dizüstü, görüntüyü bulanık veriyor ve bir süre sonra bakmayı rahatsız edici hale getiriyordu. Rahatsızlık hissi doğrudan deneyimin kendisi, dolayısıyla bu vaka listede hak ettiği yerde. Buradaki ders de fiyatla ilgili değil: olgunlaşmamış bir teknolojiyi ürüne çevirmek, kullanıcıya laboratuvarın ara ürününü satmak anlamına geliyor.
Ayrım pratikte ne değiştirir
Elinde satmayan bir ürün varsa önce insanların onu kullanıp kullanamadığına değil, kullanmak isteyip istemediklerine bak. Fiyatın taşımadığı bir vaadi buton yerleşimiyle kurtaramazsın, o turlar yalnızca zaman yakar. Kullanılabilirlik testi, insanların istediği bir şeyi neden kullanamadığını söyler; istemedikleri bir şeyi neden istemediklerini söylemez, o soruyu hiç sormaz.
Ters yön de aynı ölçüde geçerli. Ürün doğru sorunu çözüyor ve fiyatı yerindeyse, terk oranını açıklayan şey büyük ihtimalle ekrandadır ve orada aranmalıdır. Twitter Peek'in sorunu yirmi karakterdi; hiçbir pazarlama bütçesi onu kapatamazdı.
Kaynaklar