Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Kullanıcı Deneyiminde Dil: Arayüz Metnini Ciddiye Almak

Arayüz Metinleri ve Sade Dil: Pratik Bir Bakış

Bir düğmenin üstündeki iki kelime, o düğmeye giden bütün akıştan daha belirleyici olabilir. Arayüz metni çoğu projede tasarımın son adımı sayılır, oysa kullanıcının gerçekten okuduğu tek şey odur. Dili sonradan serpiştirilen bir süs değil, ekranın kendisi gibi düşünmek gerekiyor.

Metin nerede duruyor

Arayüzdeki her cümlenin fiziksel bir adresi vardır: bir şablon dosyası, bir dil dosyası, bir veritabanı alanı ya da doğrudan kodun içi. Bu adres, o cümlenin ne kadar kolay değişeceğini belirler. Yönetim panelinden düzenlenebilen bir başlık aynı gün güncellenir, kodun içine gömülmüş bir uyarı metni ise sıradaki sürümü bekler.

Metinleri şablonların içinden çıkarıp tek bir dosyada topla, bunun için üçüncü parti bir araca gerek yok. Bir kelimeyi değiştirmek sürüm beklemekten çıktığı anda dil üzerine konuşmak da teorik olmaktan çıkar.

Jargon her zaman engel değil

Sade dil tavsiyesi çoğu zaman terimleri tamamen atmak diye anlaşılıyor. Oysa terim, okuyucu onu zaten biliyorsa kısayoldur. Bir sistem yöneticisine istek sınırlayıcı demek yerine rate limiter demek cümleyi kısaltır ve yanlış anlaşılma ihtimalini düşürür. Aynı terim, ilk kez site kuran birine hiçbir şey anlatmaz.

Yani ayrım kelimede değil, okuyucuda. Bir terimi kullanacaksan geçtiği ilk yerde tek cümleyle açıkla ve okuyucuyu başka sayfaya gönderme. Sözlük bağlantısı, sayfadan çıkmanın kibar bir yoludur ve çıkanların çoğu geri dönmez.

Aynı sayfayı iki farklı kişi okur

Hedef kitleni tanı tavsiyesi pratikte yarım kalıyor, çünkü çoğu sayfanın tek bir kitlesi yok. Aynı ürün sayfasını konuyu ilk kez duyan biri de açar, fiyat ve sınırları karşılaştıran bir uzman da.

Bunları iki ayrı sayfaya bölmek yerine aynı sayfada sıralamak işe yarıyor: üstte herkesin anlayacağı düz bir cümle, hemen altında teknik ayrıntı. Uzman ilk cümleyi atlar, yeni başlayan aşağı inmez.

Hata mesajları

Bir arayüzde en çok okunan ve en az üzerinde düşünülen cümleler hata mesajlarıdır. Kullanıcı o cümleyi işi tıkandığı anda, sabrının en az olduğu yerde okur.

İşe yarayan hata mesajı iki şey söyler: ne oldu, şimdi ne yapılmalı. Bir hata oluştu, lütfen daha sonra tekrar deneyin cümlesi ikisini de söylemez. Parola en az 8 karakter olmalı ise ikisini birden söyler ve kullanıcıyı suçlamaz.

Pratikte bu metinler çoğu zaman yazılmaz, sızar. Veritabanı katmanından gelen istisna mesajı olduğu gibi ekrana basılır, kullanıcı kendisi için yazılmamış bir cümleyi okur ve haklı olarak tedirgin olur.

Adres satırı da bir metindir

URL, kullanıcının gördüğü ilk cümle olabilir. /kategori/urun-detaylari gibi bir adres sayfanın ne hakkında olduğunu söylemez, /urunler/akilli-telefonlar/model-adi söyler. Adres çubuğuna bakan nerede olduğunu anlar, bağlantıyı paylaşan ne paylaştığını bilir.

Dil tavsiyeleri burada bir sınıra çarpıyor. Bir paragrafı istediğin kadar yeniden yazarsın, maliyeti yoktur. Adresi değiştirmek ise yayınlanmış her bağlantıyı kırar, yönlendirme kuralı yazmayı ve o kuralı yıllarca taşımayı gerektirir. Bu yüzden adreste doğru kelimeyi bulmak için harcanan on dakika, gövde metnine harcanan bir saatten daha çok iş görür.