Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Kullanıcı Testinde Dağınık Zihinli Katılımcıyla Çalışmak

Yarım Kalan Cümle: Test Oturumunda Sessizliği Okumak

Beş kişilik bir kullanıcı testinde katılımcılardan biri cümlelerini yarıda bırakıyorsa, elinizdeki verinin beşte biri tartışmalı hale gelir. O katılımcıyı elemek de söylediklerini kendi kafanızdaki cümleyle tamamlamak da sonuçta aynı yere çıkar: kendi varsayımınızı veri sanmaya. Asıl soru şu, yarım kalan cümle katılımcının mı yoksa akışın mı sorunu?

"Dağınık" dediğiniz şey kimin davranışı

Çekingen, konuşkan, eleştirel, dağınık zihinli. Bu profil listesi kişilik envanterinden çıkmıyor, moderatörün otuz dakikalık gözleminden çıkıyor. Aynı kişi tanıdığı bir akışta düzgün cümleler kurup ilk kez gördüğü bir ekranda kopuk konuşabilir. Peki o zaman etiket kimde duruyor, katılımcıda mı, oturumda mı?

Yarım kalan cümleyi katılımcının dikkat kapasitesine bağlamam. Önce ekranda o saniyede ne olduğuna bakarım: sayfa mı değişti, beklemediği bir modal mı açıldı, aradığı şeyi bulamadığı için mi sustu. Sessizliğin büyük kısmı arayüzün ürettiği bir olay, kişilik özelliği değil.

Oturum sırasında sessizliği bozmamak

Katılımcı durakladığında araya girme isteği çok güçlüdür, çünkü moderatör kendini yardımcı olmak zorunda hisseder. Cümleyi siz tamamladığınızda katılımcı çoğunlukla itiraz etmez, başını sallar ve devam eder. Kayda geçen şey artık onun düşüncesi değil, sizin tahmininizin onaylanmış hali olur.

Duraklama anında işe yarayan birkaç kalıp var ve hepsinin ortak yanı, bir cevabı ima etmemeleri:

  • "Az önce nerede kaldınız?"
  • "Şu an ne arıyorsunuz?"
  • Ve çoğu zaman en iyisi: hiçbir şey söylememek, üç saniye beklemek.

Üç saniye kısa görünür ama oturum içinde çok uzun hissedilir. Bunu ölçmek isterseniz kayıttan geri sayın, moderatörlerin çoğu bir buçuk saniyede dayanamıyor.

Sonradan sormanın sınırı

Yaygın tavsiye şudur: yarım kalan noktaları not al, oturumdan sonra katılımcıya tekrar sor. Kulağa makul geliyor, pratikte çalışmıyor. İnsan bir saat önce yaşadığı kararsızlığı hatırlamaz, onun yerine gerekçe üretir. Aldığınız cevap özgün düşünce değil, sonradan kurulmuş bir açıklamadır ve genellikle ürünü haklı çıkaran yönde kurulur.

Onarım oturumun içinde ve saniyeler içinde yapılır. Katılımcı bir ekrandan diğerine geçtikten sonra o duraklamanın bağlamı da gitmiştir. Ya soruyu o anda sorarsınız, ya da o veriyi kaybettiğinizi kabul edersiniz. İkisi arasında bir orta yol yok.

Konuşamayan katılımcı hâlâ veri üretir

Sesli düşünme protokolü tıkandığında oturumu kaybettiğinizi düşünmeyin. Katılımcının ne söylediği bozulmuş olabilir, ne yaptığı bozulmadı. Nereye tıkladı, hangi menüyü ikinci kez açtı, hangi alanda geri döndü, formu hangi adımda terk etti. Bunların hepsi kayıtta duruyor ve sözel akıştan bağımsız.

Beş kullanıcıyla çalışırken bir kişiyi tamamen dışarıda bırakmak örneklemin yüzde yirmisini silmek demek. Yerine yeni katılımcı almak da ücretsiz değil, hem takvimi uzatır hem de örneklemi konuşkan katılımcılar yönünde kaydırır. Davranış verisini kurtarmak, oturumu çöpe atmaktan her zaman ucuzdur.

Not tutarken gözlemi yorumdan ayırın

Kayıtları sonradan işe yarar hale getiren tek pratik şu: gözlem ve yorum aynı satırda durmasın. Sol tarafa katılımcının kendi kelimeleriyle söylediği, zaman damgasıyla. Sağ tarafa sizin çıkarımınız. Bu ayrım olmadan, analiz gününde hangisinin katılımcıya hangisinin size ait olduğunu ayırt edemezsiniz.

Zaman damgası kısmı özellikle önemli, çünkü ekran kaydına dönüp o saniyede arayüzün ne yaptığını görmenizi sağlar. Katılımcı "burada bir şey oldu galiba" dediğinde, dört ay sonra o cümlenin bir anlamı olması istiyorsanız yanında saniye bilgisi durmalı.