UX Tasarımında İşe Yarayan Beş Uygulama
Kullanıcı deneyimi tartışması çoğu zaman soyut kalır. Oysa bir arayüzü iyi ya da kötü yapan şeylerin çoğu ölçülebilir: kontrast oranı, formdaki alan sayısı, hata mesajının ekrana hangi anda düştüğü. Beş başlık, beş net karar.
Hazır renk paleti kullanmak tembellik değil
Sıfırdan palet kurmak, çoğu projede harcanmaya değmeyen bir iş. Hazır bir skalayı alıp ana rengi kurumsal kimliğe çekmek aynı sonucu birkaç saat yerine yirmi dakikada verir. Asıl kazanç da zamandan değil tutarlılıktan geliyor: profesyonel bir palet kendi içinde uyumlu tonlar barındırır, elle seçilen renklerde ikinci ve üçüncü ton genellikle birbirini tutmaz.
Paletlerin sessizce atladığı yer okunabilirlik. Bir palet estetik gerekçeyle seçilir, kontrast hesabıyla değil. WCAG 2.1'in AA seviyesi normal metin için 4.5:1, büyük metin için 3:1 kontrast oranı ister; pastel skalaların açık tonları beyaz zeminde bunun epeyce altında kalır. Paleti beğendiğiniz anda metin ve zemin çiftlerini bir kontrast aracından geçirin, sonra tema hâline getirin. Bu on dakikalık kontrol, tasarım bittikten sonra bütün gri tonlarını tek tek koyulaştırma işinden ucuza gelir.
Formda asıl mesele hatayı ne zaman gösterdiğiniz
Bir alanın hatasını kullanıcı hâlâ yazarken göstermem. E-posta alanına ilk harfi giren kişiye kırmızı çerçeve çıkarmak, henüz yapılmamış bir hatayı bildirmek demek. Doğrulama alandan çıkışta çalışsın, hata giriş düzelir düzelmez kaybolsun. Bu iki kural form doğrulamaya dair şikayetlerin büyük kısmını ortadan kaldırır.
Alan sayısı ikinci konu. Her alan için tek bir soru sorun: bu bilgi olmadan işlem tamamlanamıyor mu, yoksa sonradan mı işimize yarayacak? İkinci gruptakilerin kayıt formunda yeri yok. Fatura adresini ödeme adımına, telefon numarasını teslimat adımına erteleyin.
Hata metni de düzeltilecek alanın yanında dursun, sayfanın tepesinde toplanmış bir listede değil. Kullanıcı o sırada alana bakıyor, formun başına değil.
İçerik planı tasarımdan önce gelir
Ekran metinlerini tasarım bittikten sonra yazmak, cümleleri kutulara sığdırma işine dönüşür. Sıra tersine döndüğünde her ekranın ne söyleyeceği baştan belli olur, tasarım da o metnin etrafında kurulur. Karmaşık bir dokümana gerek yok, dört sütunluk bir tablo yetiyor:
| Ekran | Amaç | Ana mesaj | Çağrı |
|---|---|---|---|
| Ana sayfa | Ne yaptığımızı beş saniyede anlatmak | Tek cümlelik değer önerisi | Demo talebi |
| Fiyatlandırma | Paket seçtirmek | Hangi paket kime uygun | Satın al |
| Kayıt | Sürtünmeyi azaltmak | İki alanla başlıyorsunuz | Hesap oluştur |
Tabloyu ekibe ilk hafta gösterin. Geç paylaşılan plan, plan olmaktan çıkıp tutanağa dönüşür.
Hikaye anlatımı her ekranda çalışmaz
Hikaye, kullanıcının okumaya niyetli olduğu yerlerde işe yarar: hakkımızda sayfası, vaka çalışması, ürün tanıtımı. Bu ekranlarda bir müşterinin başlangıç durumunu, takıldığı yeri ve sonucu anlatmak, aynı bilgiyi madde madde vermekten daha akılda kalıcı olur.
Ayar ekranında, ödeme adımında ve hata sayfasında ise hikaye maliyettir. Oradaki kullanıcı bir işi bitirmeye çalışıyor, her fazladan cümle onu yavaşlatıyor. "Ödemeniz alınamadı, kartınızın limitini kontrol edip tekrar deneyin" cümlesi, aynı durumu anlatan üç paragraflık empatik bir metinden daha iyi bir deneyim sunar. Anlatıyı işlevden ayırın: hikaye pazarlama yüzeylerinde kalsın, arayüzün içinde talimat olsun.
Kullanıcının diliyle konuşmak argo taklidi değil
Hedef kitlenin kelimelerini kullanmak, onların jargonunu taklit etmek anlamına gelmiyor. Taklit, en hızlı fark edilen sahtelik türü. Yapılacak iş daha sıkıcı ve daha etkili: kullanıcının zaten yazdığı kelimeleri toplayıp arayüze taşımak.
O kelimeler elinizde duruyor. Site içi aramada ne aratıldığı, destek kayıtlarında problemin hangi ifadeyle anlatıldığı, serbest metin alanlarına ne yazıldığı. "Abonelik iptali" diye arayan kullanıcıya "Üyelik durumu yönetimi" başlıklı bir menü gösteriyorsanız sorun dilin karmaşıklığında değil, eşleşmemesinde.
Buton adlarını da eylemin sonucuyla yazın. "Gönder" yerine "Randevuyu oluştur", "Tamam" yerine "Dosyayı sil". Kullanıcı tıklamadan önce ne olacağını bilsin.
Kaynak