Görev Ya Bitti Ya Bitmedi: Yüzdelik İlerlemenin Sorunu
Bir görev ya bitmiştir ya bitmemiştir. Aradaki yüzdeler çoğu zaman ölçüm değil, kibar bir kaçamaktır: “yüzde doksan” diyen de duyan da kalan işin ne olduğunu bilmiyordur. İkili raporlama bu belirsizliği kaldırır, ama tek başına değil; ancak görev büyüklüğü ve “bitti” tanımıyla birlikte çalışır.
Yüzde neyi gizler
“Yüzde doksan bitti” bir ölçüm gibi görünür, oysa ölçülen bir şey yoktur. Sayı kalan işe bakılarak değil, harcanan zamandan geriye doğru üretilir: üç haftalık işin ikinci haftasındaysan yüzde altmış beş dersin. Bell Labs’ten Tom Cargill’e atfedilen doksan-doksan kuralı tam olarak bunu anlatır: kodun ilk yüzde doksanı zamanın yüzde doksanını alır, kalan yüzde onu da zamanın diğer yüzde doksanını.
Asıl sorun tahminin yanlış olması değil. Yanlışlığının hiçbir zaman ortaya çıkmaması. Yüzde altmış beş, hiçbir hafta “gerçekleşmedi” diye işaretlenemez, çünkü bir söz vermez.
İkili raporlama tek başına yetmez
Bitti/bitmedi ayrımı görev başına bir bit bilgi taşır. O bilginin değeri ne sıklıkta üretildiğine bağlıdır. Üç haftalık tek bir görev üç hafta boyunca aynı cevabı verir: bitmedi, bitmedi, bitmedi, bitti. Aynı işi iki günlük parçalara bölersen aynı süre içinde yedi sekiz ayrı sinyal alırsın ve bunların ilki daha ikinci günde gelir.
Pratik eşik şu: iki günden uzun süren bir görev, çoğu zaman henüz bölünmemiş bir görevdir (kural değil, eşik). Bölemiyorsan, bölmeyi zorlaştıran şey genelde işin kendisi değildir; işin nasıl biteceğini henüz bilmiyor olmandır. Bu da bir bilgidir ve raporlanmaya değer.
“Bitti” tanımsızsa yüzdeden farkı yok
İkili raporlamanın sessiz varsayımı, “bitti”nin herkes için aynı anlama geldiğidir. Gelmez. Geliştirici için bitti kodun çalışması olabilir, test eden için testlerin geçmesi, müşteri için canlıda çalışması. Üç kişi aynı göreve bitti der ve üçü farklı şey söylemiş olur.
Kodda bu eşik nettir: bir dal ya ana dala girmiştir ya girmemiştir, yüzde seksen merge diye bir şey yoktur. İşlerin çoğunda böyle doğal bir eşik bulunmaz, o yüzden eşiği görevi yazarken tanımlarsın. Tek cümle yeter: bu görev, şu olduğunda bitmiş sayılır. O cümleyi yazamıyorsan elindeki henüz görev değil, niyet.
Raporu işi yapan verir
Sinyal en çok aktarılırken bozulur. Ekipten gelen “bitmedi”, müşteriye giderken “neredeyse bitti”ye dönüştüğünde ikili raporlamanın tamamı çöp olur; iki adımda yeniden yüzdelik dünyaya dönmüş olursun. Görevin durumunu, görevi yapan kişi kendi ağzıyla söylemeli ve panele o işaretlemeli.
Bunun yan etkisi hoş olanı: kimsenin sorumluluğu belirsizleştiremediği bir tabloda tıkanan iş de kendini hemen gösterir. Üç haftadır aynı satırda duran “bitmedi”, hiçbir toplantıya ihtiyaç duymadan konuşur.
Yüzdenin gerçekten çalıştığı yer
Kural mutlak değil. Yüzde, birimleri birbirine benzeyen ve sayılabilen işlerde doğru bilgi verir. Bin iki yüz ürünün dört yüzünün fotoğrafı çekildiyse yüzde otuz üç gerçek bir orandır, çünkü kalan sekiz yüz ürünün her biri öncekiler kadar zaman alacaktır. Ölçü birimi değişkense, yani tasarım, hata ayıklama ya da entegrasyon gibi her parçası diğerine benzemeyen işlerde, yüzde bir tahmin bile değildir.
Ayrım bu kadar basit: iş sayılabilir tekrarlardan oluşuyorsa yüzde kullan, tek seferlik ve boyutu belirsizse bitti/bitmedi kullan ve görevi küçült.
Kaynaklar