Konu Başlıkları
Yükleniyor...

UX Özgeçmişi ve Ön Yazı: Neyi Kesip Neyi Bırakmalı

UX Özgeçmişi Hazırlarken ATS, Ön Yazı ve Portfolyo Dengesi

UX başvurularında ilk elemeyi hâlâ iki doküman belirliyor: ön yazı ve özgeçmiş. Ön yazı şirkete özel yazılmadığında okunmuyor, özgeçmiş ise tasarım gösterisine dönüştüğünde başvuru sistemlerinin metin ayrıştırıcısında dağılıyor. İkisi de aslında aynı şeyi ölçüyor, adayın karşı tarafın işini kolaylaştırıp kolaylaştırmadığını.

Ön yazıyı kim okuyor?

Şöyle bir soru sormakta fayda var: aynı ön yazıyı iki farklı şirkete gönderebiliyor musunuz? Gönderebiliyorsanız o metin zaten hiçbir şey söylemiyor demektir, çünkü içinde yalnızca sizin hakkınızda genel geçer cümleler var. İşe yarayan ön yazı, ilanı okumuş olduğunuzu kanıtlayan tek bir paragrafla başlar: şirketin ürününde gördüğünüz somut bir sorun, ya da ilanda geçen bir sorumluluğun sizin daha önce çözdüğünüz bir işe denk düşmesi.

Hitap kısmında ad biliniyorsa ada yazın. Bilinmiyorsa "Sayın Yetkili" yerine ekibin adını kullanmak ("Merhaba Tasarım Ekibi") daha az resmi ve daha az kalıp duruyor.

Bir sayfa sınırı bir üslup kuralı değil

Ön yazının kısa olması nezaket meselesi değil, okuma sırası meselesi. Başvuru yığınında her dosyaya ayrılan süre saniyelerle ölçülür; ikinci sayfaya taşan yazının ikinci sayfası çoğunlukla açılmaz bile. İlk üç cümlede kim olduğunuz, ne yaptığınız ve neden bu ilan olduğu geçmiyorsa metnin geri kalanını kısaltmak yerine baştan yazmak gerekir.

Özgeçmişte gerçekten yeri olanlar

  • Deneyim: ters kronolojik, her pozisyonun altında bir iki satır sonuç. "Kullanıcı testleri yaptım" değil, "onboarding akışında iki adımı kaldırdık, tamamlama oranı ölçülebilir şekilde arttı" gibi.
  • Araçlar: Figma, araştırma ve analitik tarafında ne kullandığınız. Yıllara göre yıldız vermeye gerek yok, kimse o yıldızlara inanmıyor.
  • Eğitim ve sertifikalar: bootcamp de dahil, ama deneyimin altında.
  • Portfolyo ve LinkedIn bağlantısı: en üstte, tıklanabilir halde.

Profil fotoğrafı tartışmalı bir alan. Türkiye'de yaygın, birçok Avrupa ülkesinde ve ABD'de ise ön yargı riski nedeniyle kimi şirketler fotoğraflı özgeçmişi elemeye bile almıyor. Nereye başvurduğunuza bakın, alışkanlıkla eklemeyin.

Başvuru sistemi PDF'inizi düz metne çeviriyor

Tasarımcıların en çok kaybettiği yer burası. Aday takip sistemleri PDF'i açıp bakmaz, içinden metni çıkarır; çıkarma işlemi de dosyadaki içerik akışını takip eder, sayfada gördüğünüz düzeni değil. İki sütunlu bir özgeçmişte soldaki "Deneyim" bloğuyla sağdaki "Yetenekler" bloğu iç içe geçmiş tek bir metin olarak dışarı çıkabilir, ortaya da iş unvanlarının arasına serpilmiş araç isimleri çıkar.

Bu yüzden özgeçmişi iki sütuna bölmem. Tek sütun, standart bölüm başlıkları, metin olarak yazılmış yazı (görsele gömülmüş değil) ve ikonların yanında yazılı karşılığı. Peki ya görsel kimliğinizi nerede göstereceksiniz? Portfolyoda. Özgeçmiş, portfolyonun kapağı değil, dizinidir.

LinkedIn PDF kısayolunun sessiz çelişkisi

LinkedIn profilini PDF olarak indirip özgeçmiş yerine göndermek pratik görünür. Ama aynı tavsiye setinde bir sayfa önce "her başvuruya özel yazın" deniyorsa burada bir tutarsızlık var: LinkedIn PDF'i tanımı gereği tüm başvurularda aynıdır ve pozisyona göre sıralamasını değiştiremezsiniz. Acil bir durumda hiç yoktan iyidir, doğru. Uzun vadede ise hangi başvuruya ne gönderdiğinizi bilmediğiniz bir düzene dönüşür.

Daha iyi bir orta yol, tek bir ana özgeçmiş dosyası tutup her başvuruda yalnızca üst kısımdaki üç dört satırlık özeti ve deneyim maddelerinin sırasını değiştirmek. Beş dakika sürer, LinkedIn indirmesinden daha fazla iş görür.

Portfolyo bağlantısı ne göstermeli

Galeri değil, karar. İşe alan taraf ekrandaki görselden çok, o görselin neden öyle olduğunu merak eder: hangi sorun vardı, hangi seçenekleri denediniz, neden bunu seçtiniz, sonra ne oldu. Üç iyi vaka çalışması, on ekran görüntüsünden fazlasını anlatır. Sonuç kısmı ölçülemediyse bunu saklamak yerine yazın; ölçülmemiş bir işi ölçülmüş gibi göstermek, ilk teknik görüşmede dağılan tek şeydir.