Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Yaratıcılığın Dört Aşaması: Wallas Modeli ve Sınırları

Hazırlık, Kuluçka, Aydınlanma, Doğrulama: Yaratıcı Süreç Nasıl İşler

Yaratıcı bir fikrin nasıl doğduğunu düzenli biçimde ilk tarif eden kişi Graham Wallas'tı; 1926 tarihli The Art of Thought kitabında süreci hazırlık, kuluçka, aydınlanma ve doğrulama diye dörde ayırdı. Model yüz yıl sonra hâlâ konuşuluyor, çünkü fikrin geldiği anı değil o andan önce ne biriktiğini anlatıyor. Adımları ezberlemenin faydası yok. İşe yarar tarafı, tıkandığında hangi adımda durduğunu görebilmek.

Yaratıcılık neyin adı

Baştan alalım. Yaratıcılık, hem yeni hem işe yarar bir şey üretmek demek. İki koşul birlikte gerekiyor: yeni olup işe yaramayan şey tuhaflıktır, işe yarayıp yeni olmayan şey rutindir. Bir tasarımın, bir iş fikrinin ya da bir kod çözümünün yaratıcı sayılması bu iki eşiği birden geçmesine bağlı.

Bu tanımın pratik sonucu şu: yaratıcılık kimsenin doğuştan sahip olduğu bir madde değil, üstünde durulabilen bir sıra.

Hazırlık: kuluçkanın hammaddesi

İlk adımda problem tarif edilir ve konuyla ilgili malzeme toplanır. Okuma, kullanıcıyla konuşma, benzer problemlerin geçmişte nasıl çözüldüğüne bakma. Bu aşamanın amacı çözümü bulmak değil, zihne yeterince parça yüklemek.

Hazırlığın yeterli olup olmadığını anlamanın basit bir işareti var: problemi kendi cümlelerinizle, jargonsuz, tek paragrafta anlatabiliyor musunuz? Anlatamıyorsanız daha malzeme toplamanız gerekir.

Kuluçka: aradan çekilmek

Malzeme toplandıktan sonra konudan uzaklaşmak gerekir. Yürüyüş, uyku, başka bir işe geçmek. Zihin bu sırada boş durmuyor; topladığınız parçaları birbirine bağlamayı arka planda sürdürüyor.

Burada sık yapılan hata, sırayı ters çevirmek. Hazırlığı atlayıp mola vermek kuluçka değildir, sadece moladır. Kuluçkanın üstünde çalışacağı bir yığın yoksa dinlenmekten fikir çıkmaz. Bu yüzden "biraz uzaklaş, aklına gelir" tavsiyesi ancak öncesinde ciddi bir okuma varsa doğru.

Aydınlanma: kısa ve güvenilmez

Herkesin yaratıcılıkla özdeşleştirdiği an bu: bağlantının bir anda kurulduğu, "tamam, buldum" dediğiniz an. Wallas aslında bunun hemen öncesine ayrı bir isim de vermişti, sezinti (intimation): bir şeyin geleceğini hissetme hali. Sonraki anlatımlarda bu ara adım eleyip model dörde indirildi.

Aydınlanma anını takvime koymam; takvime konabilen tek şey onu besleyen iki adım. Yapılabilecek şey, geldiğinde kaçırmamak. Fikir geldiği anda yazılmazsa yarım saat sonra elinizde onun bulanık bir hatırası kalır. Kâğıt, telefon notu, fark etmez, yeter ki cümle kurulmuş olsun.

Doğrulama: fikrin sınandığı yer

Son adımda fikir gerçekle karşılaşır. Prototip çıkarılır, küçük bir deneme yapılır, birine gösterilir. Buradaki soru "fikir güzel mi" değil, "iddia ettiği işi yapıyor mu".

Doğrulamanın maliyeti genellikle önceki üç adımın toplamından fazladır ve tam da bu yüzden atlanmaya en yatkın adımdır. Aydınlanma anında fikir kusursuz görünür, çünkü henüz hiçbir ayrıntıyla temas etmemiştir.

Modelin söylemediği şey

Wallas'ın sıralaması bir fikri sonradan anlatırken temiz görünür, yaşarken öyle işlemez. Doğrulama sizi düzenli olarak hazırlığa geri gönderir: prototip çöker, eksik bilginin nerede olduğu ortaya çıkar, yeniden okumaya oturursunuz. Yani düz bir çizgi değil, birkaç kez dönülen bir halka.

İkinci sınır daha ciddi. Model tanımlayıcıdır, üretici değil. Size aydınlanmanın nasıl çağrılacağını söylemez, sadece geldiğinde hangi zeminde geldiğini açıklar. Bir yaratıcı sürecin çıktısını garanti eden bir yöntem olarak sunulduğunda yanıltır. Doğru kullanımı teşhistir: fikir gelmiyorsa büyük ihtimalle hazırlık zayıftır, fikir geliyor ama tutmuyorsa doğrulama yapılmamıştır.