Deneyimi Olmayanlar İçin İlk UX İşi
UX ilanlarının çoğu deneyim istiyor, deneyim de iş bulmadan gelmiyor. Bu döngüden çıkmanın yolları var; ama sıkça verilen tavsiyelerin hepsi aynı ağırlıkta değil. İşe alan tarafta fark yaratan şey çoğu zaman projenin konusu değil, projenin altındaki kısıt.
İlanlardaki "2 yıl deneyim" ne demek
Bu satır genelde katı bir filtre değil, temenni. Karşı tarafın gerçekte merak ettiği şey daha dar: başkasının koyduğu kısıtlar altında tasarım yapmış mısın? Bütçe, teslim tarihi, fikrini üç kez değiştiren bir paydaş, önerdiğin arayüzü "bu şekilde yazılmaz" diye geri gönderen bir geliştirici. Yıl sayısı bunların kaba bir vekili, kendisi değil. Vekili atlayıp asıl şeyi gösterebiliyorsan iki yıla ihtiyacın kalmıyor.
Staj ve gönüllü iş neden sayılıyor
Sayılmasının nedeni bedava çalışman değil, ortamın gerçek olması. Bir derneğin bağış formunu elden geçirdiğinde karşında gerçek kullanıcı, gerçek bir tarih ve sıfır bütçe var; üstelik sonucu ölçülebiliyor. Bu, kendi masanda ürettiğin bir konsepte göre çok daha güçlü bir sinyal.
Şu var ki gönüllülük tavsiyesi genelde fazla romantik anlatılıyor. Kapsamı ve bitiş tarihi yazılı olmayan gönüllü iş, ücretsiz stajın adı değiştirilmiş hali olma eğiliminde: iş büyür, teslim belirsizleşir, altı ay sonra elinde gösterilecek tek bir tamamlanmış ekran olmaz. Başlarken neyi, ne zamana kadar yapacağını tek paragrafla yazıp karşı tarafa onaylat. Bu bile başlı başına bir proje yönetimi örneği olur.
Portfolyoda sayı ile derinlik ters çalışır
Yaygın tavsiye iki şeyi aynı anda ister: farklı sektörlerden bol proje sergile, bir yandan da her projenin sürecini araştırmadan teste kadar baştan sona anlat. Bu ikisi aynı portfolyoya sığmıyor. İnceleme süresi sabit, çoğu zaman birkaç dakika; proje sayısını artırdıkça proje başına düşen dikkat bölünüyor ve geriye kapak görselleri kalıyor. Üç iş yeter: biri araştırmanın tasarımı değiştirdiği bir vaka, biri uçtan uca bir akış, biri de canlıdaki bir sorunu düzelttiğin küçük bir müdahale.
Başvurularda "popüler bir uygulamayı yeniden tasarladım" çalışmalarını tek başına deneyim saymam. Kısıtı kendin koyduğunda problemi de çözümü de sen seçmiş oluyorsun, üstelik kimse sonucu ölçmüyor. Aynı emeği küçük bir işletmenin sipariş formuna harcasan elinde önce ve sonra rakamı olur.
Vaka anlatırken de tasarımın nihai halini değil kararları yaz: hangi seçeneği neden elediğini, hangi varsayımın testte yanlış çıktığını, geriye dönüp neyi değiştirdiğini. Bir işi hangi rolde yaptığın açıkça yazsın; ekip işinde "biz" demek, katkının ne olduğunu görünmez kılıyor.
Başka bir sektörden geçiyorsan
Müşteri hizmetleri, satış, öğretmenlik, operasyon; hepsinde kullanıcıyla temas var. Ama "empati kurabiliyorum" cümlesi tek başına hiçbir şey ifade etmiyor, herkes yazıyor. Aktarılabilir olan şey somut olanı: destek kayıtlarında tekrar eden şikâyetleri gruplayıp bir formu ya da süreci değiştirdiysen, bu bir kullanıcı araştırması ve iyileştirme döngüsüdür. Adını koy, sonucunu yaz.
Eski işindeki böyle bir iyileştirmeyi düzgün bir vaka çalışmasına çevirmek, sıfırdan uydurulmuş bir okul projesinden daha çok kapı açar. Gerçek bir bağlamda, gerçek kısıtlarla oldu ve etkisi ölçüldü.
İlk mülakat
Teknik bilgi kadar, kararlarını nasıl savunduğuna bakılıyor. En iyi giden projeyi değil, en çok tökezlediğin kararı anlatmaya hazır ol: neyi yanlış varsaydın, ne zaman fark ettin, ne yaptın. Bu soruya rahat cevap veren aday, portfolyosunda üç yerine sekiz iş olan adaydan hep önde çıkıyor.
UX'e neden geçtiğini de tek cümleyle söyleyebilecek kadar netleştir. Uzun kariyer hikâyeleri değil, tutarlı bir gerekçe aranıyor.
Kaynak