Sosyal Medya ve UX Kariyeri: Görünürlükle Gizlilik Arasında
Sosyal medyada kariyer tavsiyeleri tuhaf bir çelişkiyle gelir: önce görünür ol denir, hemen ardından gizlilik ayarlarını sıkılaştır. İkisi aynı hesapta aynı anda olmuyor. UX tarafında işe yarayan şey, tek tek paylaşım kuralları değil, hangi hesabın ne işe yaradığına baştan karar vermek.
Aynı anda hem görünür hem kapalı olunmaz
Bir gönderi ancak görüldüğü kadar iş getirir. Görünürlüğü kısarak kazanılan güvenliğin bedeli, o içeriğin kimseye ulaşmamasıdır. Peki iki ihtiyaç gerçekten aynı hesapta toplanabilir mi? Toplanamaz, ama ayrı hesaplarda rahatça karşılanır.
Bu ayrımı netleştirdiğin anda "bunu paylaşsam mı" sorusunun çoğu kendiliğinden cevaplanıyor. Soru artık gönderinin içeriğiyle değil, hangi hesaba gittiğiyle ilgili.
Hesabı role göre ayır, kişiye göre değil
Yaygın yöntem kişi filtrelemek: şu kişi görmesin, bu listeye girsin. Her yeni takipçide tekrar karar vermek gerektiği için bu uzun vadede yorulup bırakılıyor. Rol ayrımı ise bir kez kurulur. LinkedIn iş hesabıdır, orada iş konuşulur. Kişisel hesap kapalıdır ve iş çevresine açılmaz; oradan gelen istekler kibarca LinkedIn’e yönlendirilir.
Yönlendirmenin kaba durduğunu düşünenler var, pratikte kimse alınmıyor. "Instagram’ı aileme ayırdım, LinkedIn’den bağlanalım" cümlesi bir sınır ihlali değil, sadece bir adres tarifi.
Gizlilik ayarı geçmişi silmez
Burada teknik bir yanılgı var. Hesabı kapalıya almak, yeni ziyaretçilerin gönderileri görmesini engeller; halihazırda dışarı çıkmış kopyaları geri getirmez. Arama motorlarının dizininden düşmek, tarayıcının o adresi yeniden ziyaret etmesine bağlıdır ve bu günler, bazen haftalar sürer. Alınmış ekran görüntüsü, arşiv siteleri, platformun API’si üzerinden çekilmiş eski veri hiç etkilenmez.
Yani gizlilik ayarı bir silme işlemi değil, bundan sonrası için bir erişim kuralı. Paylaşırken varsayılan kabul şu olmalı: bu gönderi bir gün kapalı hesabın dışında da okunabilir. Ayarı buna göre değil, metni buna göre seç.
Paylaşmadan önce tek soru yeter
Kontrol listeleri uzadıkça kimse bakmıyor. Tek bir soru işi görüyor: bu gönderi, seni işe alacak kişinin ekranında açık dururken rahat mısın? Cevap tereddütlüyse gönderi kişisel hesaba gider ya da hiç gitmez. Sektörün etik sınırları, çalıştığın kurumun ilkeleri, müşteri bilgisi gibi konular zaten bu sorunun içinde eriyor.
Görünürlüğün işe yarayan biçimi
UX tarafında görünürlük çoğu zaman yanlış anlaşılıyor: düzenli gönderi atmak, tartışmalara yetişmek, her gün bir şey söylemek. Oysa iş getiren şey akış değil, arşiv. Bir vaka çalışması, yani problemin ne olduğu, hangi çözümün denendiği, neyin işe yaramadığı ve neden vazgeçildiği; bunu okuyan işveren senin nasıl düşündüğünü görür. Ekran görüntüsü karuseli bunu göstermez, sadece sonucun cilasını gösterir.
Vazgeçilen çözümü yazmak da en az seçileni yazmak kadar değerli (günlük "bugün şunu öğrendim" gönderilerinin faydasını fazla abartılmış buluyorum). İşe alım yapan kişi çoğunlukla senin hangi yolu neden kapattığını merak eder, çünkü asıl kararlar orada görünür.
Kaynaklar