Konu Başlıkları
Yükleniyor...

MVP ile Dijital Ürün Lansmanı: Kapsam, Fiyat ve İlk Müşteri

MVP Lansmanında Fiyatlandırma, Kullanıcı Deneyimi ve B2B Kararı

Bir dijital ürünü ilk kez çıkarırken en pahalı hata, kimsenin istemediği şeyi eksiksiz yapmaktır. Minimum uygulanabilir ürün (MVP) fikri buna karşı bir sigorta: tek bir işi yapan, ama o işi gerçekten bitiren bir ilk sürüm. Zor kısım hangi özelliğin kesileceği değil, kesildikten sonra geriye kalan şeyin bir fiyatı hak edip etmediğine karar vermek.

Kısaltmanın iki kelimesi

MVP'nin açılımında iki kelime var ve ekipler genelde birincisine takılıp ikincisini atlıyor. “Minimum”, kapsamı küçültmek demek. “Uygulanabilir” ise küçülttükten sonra geriye çalışan bir ürünün kalması demek. Yarım bir kayıt akışı minimumdur ama uygulanabilir değildir, çünkü kullanıcı onunla hiçbir işini bitiremez.

Kapsamı belirlemenin en sade yolu tek bir soru: kullanıcı bu ürünü açtığında hangi işi baştan sona tamamlayacak? O işin yolu MVP'dir. Yolun kenarında duran her şey, ayarlar ekranı, tema seçenekleri, rapor dışa aktarma, sonraki sürüme kalır.

İlk sürümde kullanıcı deneyimi

MVP'de deneyimi büyük bir tasarım projesi gibi kurmak gerekmiyor, ortada zaten tek bir akış var. O akışın anlaşılır olması yeterli: kullanıcı nerede olduğunu, sırada ne yapacağını ve işlemin bitip bitmediğini görebilsin. Hata mesajı bile bu üç sorudan birine cevap verdiği için değerli.

“Hızlı olsun” tavsiyesi ise bir ölçüye bağlanmadığı sürece havada kalıyor. Sayfanın kaç saniyede açıldığı tarayıcının geliştirici araçlarındaki ağ sekmesinden görülür; kendi makinenizdeki yerel sürümde değil, bağlantı hızı kısıtlanmış bir profille. Ölçmediğiniz bir sürenin kısaldığını da iddia edemezsiniz.

Fiyat da test edilen bir varsayımdır

Lansmanda en sık yapılan hata, ürünü “önce kullanıcı toplayalım” diyerek maliyetin altında ya da bedava vermek. Bunun görünmeyen bir bedeli var: bedava kullanan kişi, ödemeye razı olup olmadığını size söylemez. MVP'nin topladığı en kıymetli veri kayıt sayısı değil, birinin kart bilgisini girme kararıdır.

Ücretsiz bir katman kuracaksanız aritmetiği baştan yapın. Ücretsiz kullanıcının da sunucu, depolama ve destek maliyeti var. Dönüşüm oranınız yüzde 2 ise, ödeme yapan her müşteri kendi maliyetinin üstüne ortalama 49 ücretsiz kullanıcının maliyetini taşıyor. Fiyatı belirlerken bakılacak sayı rakibin etiketi değil, önce bu çarpan.

İlk müşteri kurumsal mı olsun, bireysel mi?

İlk sürüm için B2B'yi B2C'den daha güvenilir buluyorum. Kurumsal müşteri ihtiyacını yazılı olarak tarif edebiliyor, bütçesi belli, ve çözüm işini görüyorsa eksik özellikleri konuşmayı sonraya bırakıyor. On şirketle görüşüp beşinden “şu adımda tıkanıyoruz” cevabını almak, on bin ziyaretçinin tıklama davranışını yorumlamaktan çok daha hızlı yol aldırır.

B2C tarafında ise her şey sayıya bağlı. Fiyat hassasiyeti yüksek, rekabet kalabalık, ve ilk sürümdeki küçük bir aksaklık sosyal ağda ürünün tanımına dönüşebiliyor. Bu, ilk ürünü bireysel kullanıcıya yapmanın yanlış olduğu anlamına gelmez; daha fazla kullanıcı, daha dayanıklı altyapı ve daha uzun bir nakit yolu gerektirdiği anlamına gelir.

Geri bildirimi kimden aldığınıza dikkat

MVP'nin vaadi geri bildirim, ama ilk sürümü kullananlar rastgele bir kitle değil. Yarım bir ürünü kurcalamayı göze alan insanlar meraklı, teknik olarak cesur ve hataya toleranslı olma eğiliminde. Onların “gayet anlaşılır” demesi, altı ay sonra gelecek ortalama kullanıcının da anlayacağı anlamına gelmiyor.

Erken geri bildirimi ikiye ayırmak bu yüzden işe yarıyor. Ürünün ne işe yaradığına dair sorulara ilk kullanıcılar iyi cevap verir, çünkü problemi zaten yaşıyorlar. Ürünün nasıl kullanıldığına dair sorular içinse ürünü ilk kez gören birini karşınıza oturtup ekranı izlemekten başka yol yok.

Kaynaklar